Spor

YARIM HİKAYE

Antalyaspor’un Fenerbahçe karşısındaki oyununu değerlendiren www.akdenizmanset.com.tr Yazı İşleri Müdürü Gürkan Balcı, doğru planın süreklilikle birleşmesi halinde takımın ligde çok daha güçlü bir kimliğe kavuşacağını vurguladı

Abone Ol

Bazen bir maç, aynı anda iki ayrı hikâye anlatır. Antalyaspor ile Fenerbahçe arasındaki 2-2’lik karşılaşma tam olarak böyleydi. İlk bölümde sahada cesur, ne yaptığını bilen, planına sadık bir Antalyaspor vardı. Topu rakibe bıraktı ama alanı vermedi. Yüzde 34 topa sahip oldu belki ama o yüzde 34’ü etkili kullandı. 43’te gelen golle birlikte tribünlerin enerjisi sahaya indi, 49’daki ikinci golle birlikte maçın psikolojisi tamamen ev sahibine geçti. O dakikalarda Fenerbahçe topa daha çok sahipti ama oyunun kontrolü Antalyaspor’daydı. Çünkü kontrol bazen pas sayısında değil, tehdit algısındadır. Rakibi koşturup doğru anı bekleyen bir takım görüntüsü vardı. Ta ki skor 2-1’e gelene kadar.

Sakinleşemedi
İstatistik ekranına baktığınızda farklı bir tablo görüyorsunuz. Fenerbahçe yüzde 66 topa sahip olmuş, 499 pas yapmış, 14 şut üretmiş. Beklenen gol değeri 1.46. Antalyaspor ise 259 pas, 10 şut ve 0.87 xG’de kalmış. Kağıt üzerinde üstün taraf belli. Ama futbol sadece kağıt üzerinden oynanmıyor. İki golün de kendi kalesine gelmesi, oyunun akışındaki kırılmayı istatistiklerden bağımsız bir noktaya taşıdı. Antalyaspor 2-0’dan sonra biraz daha top tutabilse, biraz daha oyunu sakinleştirebilse belki de bu tablo çok farklı okunacaktı. Ancak skor avantajı, oyunun temposunu düşürmek yerine tamamen geri çekilmeyi getirdi. O dakikalarda bloklar arası mesafe açıldı, ikinci toplar rakibe kaldı ve baskı arttı. Fenerbahçe’nin reaksiyonu istatistiklere yansıdı, Antalyaspor’un stres anı ise skora.

Planın bedeli
Sami Uğurlu maç sonu ilk 60 dakikayı özellikle vurguladı. Haklıydı. O bölüm Antalyaspor’un sezon başından beri aradığı oyuna en çok yaklaştığı periyottu. Kanatlar aktif, geçişler hızlı, savunma dengeli. Van de Streek’in golü bu organizasyonun bir sonucuydu. Ancak büyük takımlara karşı skor üstünlüğünü korumak başka bir disiplin gerektiriyor. Rakibiniz topa yüzde 66 oranında sahipken 90 dakikayı aynı savunma konsantrasyonuyla geçirmek kolay değil. 2-0’dan sonra Antalyaspor’un en büyük eksiği, topu biraz daha ayağında tutamaması oldu. Oyun tamamen savunma refleksine dönünce baskı kaçınılmaz hale geldi. İşte bu maçın öğretici yanı burada. Plan doğruydu ama süreklilik eksikti.

Rize deplasmanı
Şimdi sırada Rizespor var ve bu maçın önemi tabeladaki puan farkından çok daha büyük. Antalyaspor 24 puanda ve alt blokla arasındaki mesafe güvenli değil. Rizespor ise 27 puanla orta sıralarda ama iç sahada oynadığı tempolu oyunla dikkat çekiyor. Son haftalarda skor üretme konusunda daha istikrarlı bir görüntüleri var. Antalyaspor’un Rize’de yine yüzde 34 topa sahip olup tamamen savunma refleksiyle oynaması riskli olabilir. Bu kez denge şart. Çünkü bu maç kazanılırsa Antalyaspor nefes alır, kaybedilirse yeniden stres hattına yaklaşır. Mart ayı artık deneme ayı değil. Bu dönemde alınan her puan sezonun yönünü belirler. Fenerbahçe maçında iyi oynadınız ama kazanamadınız. Rize’de iyi oynamak yetmeyecek. Oradan puanla dönmek zorundasınız.