Yayla Bölgelerindeki Üretimde Pazarlama Krizi Yaşanır mı?

Abone Ol

Türkiye’de sebze üretimi son yıllarda sahil ve yayla bölgelerinin birbirini takibi şeklinde devam ediyor. Ancak bu süreç planlı olmayıp, büyük ölçüde kendi haline bırakılmış bir yapı içinde ilerliyor.

Sahil bölgelerinde üretim sona yaklaşırken yaylalarda üretimin ilk adımları atılmış durumda. İyi kazançların elde edildiği dönemlerde bu süreçten herkes memnun kalırken, piyasanın daralmasıyla birlikte pişmanlıklar da artıyor. Nitekim geçtiğimiz yıl bazı sebzelerde beklenen kazanç sağlanamayınca kimi üreticiler seralarını kiraya vermeye ya da satmaya yöneldi. Yeraltı su kaynaklarının tükenmesi ise işin tuzu biberi oldu.

Bu yıl sahil bölgelerinde bazı sebzeler sezon başında düşük fiyatlarla piyasaya girmiş, ancak sonrasında bir toparlanma yaşanmıştı. Bayram öncesinde ise yeniden sıkıntılı bir süreç başladı. Şu günlerde fiyatların tekrar toparlanması bekleniyor. Peki, ya fiyatlar düzelmezse ne olacak?

Ya da yayladaki üretimler piyasaya çıktığında fiyatlar yine düşük kalırsa nasıl bir yol izlenecek?

Çünkü üretim kadar önemli olan bir diğer konu da pazarlamadır. Türkiye’de sebze üreticisi genellikle ürününü doğrudan pazarlama imkânına sahip değildir ve hal sistemi ile aracılara bağımlı durumdadır. Kendi imkânlarıyla pazarlama yapabilenlerin de satış kapasiteleri sınırlı kalmaktadır.

Bu durum, üreticinin ürün üzerindeki kontrolünü hasatla birlikte kaybetmesine neden olmakta ve elde edilen gelirin önemli bir kısmı aracı zinciri içinde erimektedir. Güçlü bir örgütlenme yapısının olmaması da üreticinin pazarlık gücünü zayıflatmaktadır.

Öte yandan, ülkemizin çevresindeki jeopolitik gelişmeler, savaşlar ve ekonomik belirsizlikler bu yıl için yeni risk unsurları olarak karşımıza çıkıyor. Hem kuzeyimizde hem de güneyimizde yaşanan çatışmalar, Türkiye’yi doğrudan etkilemektedir.

Bu nedenle ülkemizde üretim zinciri kendi haline bırakılmamalıdır. Örneğin bu yıl, üretim planlamasına göre yetiştiricilik yapılabilirdi. Topraklarımız boş kalmasın, ancak üretim planlı ve dengeli şekilde sürdürülsün isterdik.

Çünkü ihracat pazarlarında yaşanabilecek daralma ve lojistik sorunlar, iç piyasaya daha fazla ürün yönlenmesine neden olabilir. Bu da zaten kırılgan olan piyasa dengesini daha da zorlayacaktır. Bu nedenle önümüzdeki yaz döneminin üretici açısından kolay geçmeyeceği açıkça görülmektedir.

Yayla üretimi aslında Türkiye için önemli bir avantajdır. Yaz aylarında sıcaklığın yüksek olduğu bölgelerde üretim zorlaşırken, serin yaylalarda üretimin devam etmesi arz sürekliliğini sağlar. Ancak bu potansiyel, doğru planlama yapılmadığında tersine dönerek piyasa üzerinde baskı oluşturur. Bu noktada yapılması gereken, üretimi sınırlandırmak değil, bilinçli ve dengeli bir şekilde yönlendirmektir.

Sonuç olarak, sebze üretiminde yaşanan sorunların temelinde üretim eksikliği değil, düzensizlik ve plansızlık yatmaktadır. Yayla üretimi doğru yönetildiğinde büyük bir fırsat, kontrolsüz bırakıldığında ise ciddi bir risk haline gelmektedir. Tarım sektörü, kendi akışına bırakılmayacak kadar stratejik bir alandır. Üretim planlanır, pazarlama güçlendirilir ve üretici desteklenirse, bugün yaşanan sıkıntılar yarının kazanımına dönüşebilir.