Reklam
Reklam
Güray Ünlü

Güray Ünlü

Kadınlar Merkezi-Kızılay

15 Mayıs 2020 - 00:01

Yeni akımlar ve kurumlarla kurulan Türkiye Cumhuriyetinin, Osmanlı'dan devraldığı nadir kurumlardan biri Hilali Ahmer, yani şimdiki Kızılay... Bilinmesi gereken çok şanlı bir geçmişi var.

Hilal-i Ahmer içinde 1912 yılında kurulan ama Atatürk'ün isteğiyle 1924 yılında kaldırılan bir örgüt var, 'Kadınlar Merkezi'... Atatürk gibi kadın haklarını silbaştan yapılandıran bir liderin, bu örgütü  kaldırması size garip gelmiş olabilir ama ardındaki düşünce tahmin edebileceğiniz gibi çok incelikli... Eşitlikçi politikalara aykırı ve kadın erkek ayrımcılığını duyumsatıyor diye özellikle kadın sözcüğünü bu örgütün isminin başında istememiş. Tıpkı şimdiki bazı feminist akımlar gibi… O tarihten sonra da, Kadınlar Merkezi isimli iç örgüt,  çalışmalarını Hilal-i Ahmer bünyesinde sürdürmüş.

Batılılaşma akımlarının süregeldiği Tanzimat yılları...

Salib-i Ahmer isimli yardım cemiyeti, Cenevre’de kurulmuş ve Osmanlı’da da bir benzerinin kurulmasına esin kaynağı olmuş. Bir yardım cemiyetinin kurulması teklif edilmiş fakat başlangıçta hiç umutlu olunmamış; ‘bir fayda beklememekle beraber zararı da yok’ denerek Hilal-i Ahmer’in kuruluşuna izin verilmiş. Kuruluş izni, tarihi bir karar; çünkü bu dernek, milli mücadelede halkın ve direniş cephesinin hep yanında mevcudiyet göstermiş.

Sultan Abdülaziz ve annesi Pertevniyal Sultan’ın himayesi ve desteğinde açılmış. Daha sonradan ileri gelen devlet erkanlarının eşleri de bu birlikteliğe katılmış ama bu katılım hep sınırlı kalmış. O yıllar batı ülkelerine yakınlık sağlanmaya çalışılan yıllar.. Bir konuşmada batıdan gelen ışığa Osmanlı'nın kapılarını kapatmadığı, çok erken vakitlerden itibaren ülkenin doğusunda da şubelerin açılmaya başladığı ve 10 hanım üyesinin olduğu bahsedilmiş. Batılılaşmanın bir göstergesi olarak da ‘kadın üyeliklerin bulunması’ dile getirilmiş. 'Kadın varlığı' modernleşme ve değişim adımı  olarak sunulmuş.

Aslında derneğin ilk kuruluş metninde kadınların da üye olabileceği belirtiliyor fakat bu, ülkenin kadınlar üzerindeki baskıcı tutumuyla sadece kağıt üzerinde kalıyor, pek rağbet görmüyor. Sonradan derneğe üyelikler oluyor fakat ‘kadınlar kalemi’ ayrı tutuluyor ve merkezle bağlantıya direkt olarak izin verilmiyor. Yazışmalar ve bağışlarda, aracı komisyonlar oluyor ve kadının dernekte aktif etkinliğine izin verilmiyor.

Hilal-i Ahmer, kuruluşundan itibaren batı ile iletişim konusunda hep etkin olmuş. Kurucular içinde devlet erkanının eşleri ve annelerinin de olması toplum gözündeki değerini ve güvenilirliğini pekiştirmiş. İlk yıllardan itibaren sadece yardım çalışmaları değil, savaşta ve barışta Türk halkının yanında bulunarak, siyaset ve ekonomide söz sahibi olmuş. Gelir sağlayıcı girişimlerde bulunmuş, sanatevleri, kurslar, sergiler açmış. Osmanlı'nın çöküşüyle beraber inişli çıkışlı bir seyire de sahip olduğu olmuş.

1911 yılında yeniden yapılanmaya giderek, Trablusgarb ve Balkan savaşlarında etkinlik göstermiş ve önemine daha çok inanılmış. Birinci Dünya Savaşındaki etkinliğinden sonra Kurtuluş Savaşında da büyük desteği olmuş. Bu yıllarda, artık, yöneticilerinin çoğunun hekim olduğu bir 'aydınlar ocağı' haline gelmiş ve Kurtuluş Savaşı yıllarında bir ' karargah' niteliği kazanmış. Cephe ve cephe gerisindeki askerlere, mübadale ile değişim gösteren göçmenlere, savaş esirlerine, aç kalan sivil halka yardım edip, doğal afetlerde de halkın yanında olmuş.

II. Meşrutiyet’in modernleşme akımları ile beraber pek çok kadın derneği kurulur ve Hilal -i Ahmer içerisinde kurulacak bir kadınlar kolunun da derneğe çok destek verebileceği düşünülür. Bir kadın doğum uzmanı olan Dr. Besim Ömer Paşa'nın medyayı da arkasına alarak başlattığı çalışmalarla 1912 yılındaki ilk olağan kongresinde 'Kadınlar Merkezi' kabul edildi. Fahri başkanlığını Sultan Reşat'ın annesi, fiili başkanlığını Sadrazam Kamil Paşa'nın eşinin yaptığı, Dışişleri Bakanı Rıfat Paşa'nın ve diğer yüksek bürokratların eşlerinden olmak üzere 100 civarında kadının üyesi  olduğu bir topluluk haline geldi. Hilal-i Ahmer Kadınlar Merkezine verilen destek İttihat  ve Terakki döneminde de devam etti , Enver Paşa'nın annesi  ve Talat Paşa'nın eşi de merkeze destek verdi. Düzenlediği etkinliklerle yurtiçi ve yurtdışından hatırı sayılır düzeyde bağışlar topladı.

Hastabakıcılık ve hemşirelik kursları açıldı ve öncelikli olarak tanınan ailelerin kızları öncülük etti. Kurs alan kızlar cephede ve cephe gerisinde mesleklerini icra ettiler. Kadınlar Merkezinin düzenlediği sergiler, el ürünlerinin satıldığı pazarlar, müsamere ve balolar bağış toplamak için kullanıldı. Kısa sürede örgütlenerek Avrupa'daki Salib-i Ahmer’e de destek vermeye başladılar. Bu çabuk örgütlenme üzerine, yabancı ülkeler elçiliklerini görevlendirerek bu ilişkinin arttırılmasını  talep ettiler.

Kadınlar Merkezi'nin etkinlikleri ve başarıları derneğin imajını daha da parlattı ve yabancı ülkelerle ilişkileri de iyi yönde etkiledi. Yabancı ülkelerle bazı yazışmaların Hilal-i Ahmer Cemiyeti üzerinden yapıldığı da biliniyor. Yine o yıllarda güven telkin ettiği için, yurtdışında yaşayan Türklerin milli mücadele yıllarındaki bağışları da Hilali Ahmer üzerinden yapılmış.

Ayrıca kadının toplumda varolması ve eşitlik ilkelerinin başlangıcı açısından, kadının etkin ve başarılı olduğu böylesi bir cemiyetin olması ülkedeki kadın algısı üzerine olumlu katkılar sağlamış. Anadolu'daki mülki erkanın eşlerinin de öncülük etmesi, topluma örnek ve cesaretlendirici bir unsur olmuş. O yıllara kadar  ülkede pek hız bulamayan kadın hareketleri, Kadınlar Merkezi ile istediği ivmeyi yakalamış. Toplumun bu kabullenişinde hayır işleri yapıyor olması ve devlet büyüklerinin eşleri ve annelerinin destek veriyor olması etken olmuş.

Kadınlara dernek bünyesinde konferanslar ve eğitimler düzenlenmiş. Kızlara diploma törenlerinin düzenlenmesi, çekinmeden hocalarıyla tokalaşmaları, fotoğraf çektirmeleri basında paylaşılmış. Müsamerelere daha sonradan erkeklerin de davet edilmesi, kadınların peçeleri atarak Hilal-i Ahmer Çiçek günlerinde çiçek satması ve hilalli rozet satışıyla bağış toplaması o yıllar için başarılması güç adımlar olmuş. Kızların satış yaparken olan görüntülerinin olduğu kartpostalların satışından da gelir elde edilmiş. Bu modern görüntüler Türk kadınının yeni imajı için de yol gösterici olmuş.

Cemiyet, ilaç, tıbbi malzeme, sargı bezi ve cepheye ihtiyaç kıyafetler için yüklü miktarda bağış toplayarak  devletin önemli yükünü üzerine almış. Osmanlı'nın Balkan topraklarını kaybetmesiyle, mübadele yıllarından önceki yıllardan itibaren başlayan bir göçmen akını bulunmaktaydı. Buralardan gelen tüm varlığını savaşta yitirmiş, aç ve yardıma muhtaç göçmenler vardı. Sağlık hizmeti dışında bakım, gıda, barınma, kıyafet gibi ihtiyaçları  vardı. Bu insanlara gelir üretecek iş kazandırmak gerekliydi. Gelen göçmen kadınlara, Kadınlar Merkezi bünyesinde el sanatları öğretildi, çok az bir sürede yüzlerce kadın el sanatlarını öğrendi. Ortaya çıkan ürünler yurtdışı dahil alıcı buldu, gelir elde edildi. Böylelikle göçmenlerin yarattığı mali külfet karşılandı, üzerine askeri ve sivil ihtiyaçlar için para ve malzeme elde edildi. Balkan savaşlarından itibaren askerler için Hilal-i Ahmer Cemiyetinden istenen pamuklu ve yün örgü kıyafetler, battaniye, çorap, eldiven,  Kadınlar Merkezi ve Sanat Evi  tarafından dokundu. Askerlerimizi, kadınların özlemle dokuduğu bu ürünler ısıttı...

Kızılay bünyesindeki Kadınlar Merkezi, Türk kadınının cesaret, azim, kararlılık, yaratıcılık gücünü gösterdi, her biri milli mücadelenin birer neferi oldu... Türk kadınının aydınlık yolu, onların açtığı haklı gurur üzerinde kuruldu.

Modern Cumhuriyet kadınını, emekleriyle Onlar 'doğurdular'...

Sonsuz saygılarımla...

YORUMLAR

  • 0 Yorum