Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Halil Demir

Halil Demir

Tarımsal öğretimin sorunlarını konuşmalıyız 

14 Ocak 2021 - 00:00

Her yıl olduğu gibi bu sene de tarımsal öğretime başlama yıl dönümü sosyal medyadan, gazetelerden, televizyon ekranlarından; yayınlanan mesajlar, haberler ve programlar ile kutlandı. Bu vesile ile Tarımsal Öğretimin 175. Yıl dönümünü ben de tekrar kutluyorum.  

Bu yıl kutlamalar pandemi süreci nedeniyle biraz buruk, biraz coşkusuz, daha az sayıda kişinin katılımı ile gerçekleştirildi. Önceki yıllarda olduğu gibi yapılan açıklamalar kapsamında tarım eğitiminin sorunları yeterince dile getirilmedi.  

Tarımsal eğitim-öğretimin çok önemli olduğunu vurgulayıp tarım sektörünün sorunlarına geçildiğinde, sektörün sorunlarının aslında eğitim-öğretimden başladığını bilmeliyiz. Peki, neden tarımda eğitim-öğretim kalitesine odaklanmıyoruz?Aşağıda maddeler halinde sıralayacağım basit ama önemli bazı sorunları, samimiyetimle yazıyorum. Eğitimin içerisinde olanların, öğrencilerimizin ve meslektaşlarımızın beni anlayacaklarına inanıyorum. Başlayalım: 

1-Öğrencilerimize okutulacak derslerin müfredatları nasıl hazırlanıyor? Bunu denetleyen var mı? Ya da nasıl denetleniyor? Güya kurullardan geçiyor. Ancak tarım sektörünün ihtiyaçlarına yönelik mi? Yoksa dersi olmayanlara, ek ders ihtiyacı olanlara ders mi açıyoruz? Madem önümüzde tarım sektörünü çetin günler bekliyor, o zaman YÖK’ün geç kalmadan bu konuya müdahil olmasını diliyorum.  

2-Fakültelerde kaliteli eğitim-öğretimin donanımlı ziraat mühendisi demek olduğunu biliyoruz. Bu durumda uygun dersler ve bu derslerin iyi işlenmesi gerektiği öne çıkıyor. Dersler nasıl işleniyor, derslerin içeriklerine yeterince değiniliyor mu, ayrıca incelemek gerekiyor. Malum her şeyi de ders haline getiremeyiz. 

3-Ülkemizde bütün Yükseköğrenim kurumlarında bazı genel dersler okutuluyor. Öğrencisinden, memuruna, öğretim üyesine ve dolayısıyla velilerine kadar herkes bu derslerin bir kısmının gereksiz olduğunu dillendiriyorlar. İngilizce, Türk Dili, İnkılap Tarihi, Spor Kültürü bunların başında geliyor. İlkokuldan üniversiteye kadar bu dersleri okutup da dilini tarihini, yabancı dilini yeterince öğretemeyen bizim gibi ülkeleri merak ediyorum. Bu dersler gerçekten gereksiz mi, yoksa biz mi öğretemiyoruz? 

4- Malum, başta İngilizce ve bazı yabancı dil hakimiyeti diğer alanlarda olduğu gibi tarım için de çok önemli. Önemli ki yurt dışına yüksek lisans öğrenimi (YLSY) için genç ziraat mühendislerimizi gönderiyoruz. Geldiklerinde de iş garantileri var. Bu gençlerimizi İngilizce eğitimi için mi gönderiyoruz, yoksa yüksek lisans eğitimi için mi? Fakültelerimizde yüksek lisans öğrenimi sağlayacak bilecek bilim adamlarımız var. Ya da bunlar mı sağlayamıyor? İlkokuldan başlayıp üniversitede dahil İngilizce eğitimi vermemize rağmen öğretemiyor muyuz? YLSY’nin eğitim-öğretim kalitesi ile alakası yok mu? 

5-Yukarıdaki dersler neyse demekten hicap duyuyorum, ama neyse diyelim, ziraat fakültesinde okuyup Kimya, Fizik, Matematik gibi dersleri ve hatta Botanik dersini gereksiz diyenleri gördüm. Her ders okutulan eğitim dalına göre verilmelidir. Kimya, Fizik, Matematik, Botanik de ziraat öğrencilerine göre verilmelidir. Müfredatlara bu dersler konuldu ise illaki bir mantığı vardır. Bu derslerde örnekler, problemler ziraatçilere göre yapılsa “gereksiz” algısı oluşabilir mi? Fiziğin, kimyanın tarımla ilişkilendirilerek anlatılması gerekiyor. Tarımın her tarafı matematik, her tarafı botanik, söz etmeye bile gerek yok.  

6-Yukarıdaki maddelere bakılınca, derslere uygun öğretim elamanlarının görevlendirilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Şu kişiyi görevlendirelim, anlatsın mı yoksa ziraat mühendisi adaylarına şu kişiler daha iyi anlatabilir mi? 

7-Ziraat Mühendisi adaylarının uygulama dersleri başlı başına, baştan aşağı yeniden ele alınmalıdır. Öncelikle uygulama dersleri yapılıyor mu? Evet, ders programına göre hepsi yapılmış gözüküyor.  

-Denetleyen var mı? Denetleyenler dersin yapıldığını mı denetlemeli, dersi kimin yaptığını mı? Hali hazırda teorik kısmını anlatan bazı öğretim üyelerimizin, kadrosuz, motivasyonu düşük, tecrübesiz yüksek lisans öğrencilerine bu işi yaptırdıklarını görüyoruz.  

-Uygulama derslerinde neler yaptırılıyor? Teoriğin uygulaması mı, yoksa…. 

-Uygulama dersleri hangi sıklıklarla yapılıyor? Bir dönem boyunca her hafta yapılması gereken dersler için bir kaç kez yeterli olur mu?  

-Uygulama derslerinin yapılmaması ile tarım sektörünün sorunları arasında bir bağlantı var mı?  

7-Bana göre stajlar başlı başına önemli sorun. 30 iş gününden oluşan ve genelde yaz aylarında yapılan stajlar, donanımlı bir ziraat mühendisi yetiştirmek için yeterli değil. Sınıf danışmanlığı yapmış birisi olarak, stajerlerin önemli bir kısmının, 30 iş günün önemli bir bölümünü boş geçirdiklerini gördüm. Staj nerede ve nasıl yapılmalı, yeniden ele alınmalıdır. 

8-Staj muafiyetlerinde aynı fakültelerin farklı bölümleri yasal düzenlemeyi bile farklı değerlendirmektedir. 

9-Kimse yanlış anlamasın. Yurt dışında eğitime karşı değilim. Ülkemizde olmayan bilgi ve teknolojinin getirilmesi gerekiyor. Fakat bu eğitimlerle istenilen amaca ulaşılabiliyor mu? Öncelikli alan diye gidenler, öncelikli alanda mezun olup mu geliyorlar? Bir de geldiklerinde iş garantileri öncelikli alanda mı? 

Sorunların sayısını artırmak ve detaylandırmak mümkün. Ancak öncelikle geniş katılım ile konuşmalıyız. Samimiyetle konuşmaya başlarsak, çözüme de ulaşırız.  

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Nimet ÖZKAN FİDAN
    2 ay önce
    Duygularıma tercüman olmuşsun Değerli arkadaşım. Kendi dilini bilmezse okuduğunu anlayamayacağını, kendi tarihini bilmezse tarih yazamayacağını, matematik bilmezse bir bahçeye neyi ne kadar ne şekilde ekip, ne kadar ürün alamayacağını ve kar zarar ilişkisini kuramayacağını, muhakeme yapamayacağını, kimyayı bilmezse toprağın yapısını muhteviyatını ve dolayısıyla bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini bilemeyeceğim, biyolojiyi bilmezse bitkiyi tanıyamayacağı için mesleğini yapamayacağını, yabancı dil öğrenmezse dünyadaki benzer çalışmalardan bihaber olacağını ve buna benzer birçok neden verilen ya da verilecek derslerin öncelikle ilişkilendirilerek verilmesi gerektiğini var gücümüzle planlayıp, sesimizi duyurmamız gerekiyor. Dolayısıyla mesleğimizin değerini ve kalitesini arttırabilelim.