TOTOBÜS BEYİNLİLER!
Reklam
Reklam
Özge Gürün

Özge Gürün

TOTOBÜS BEYİNLİLER!

03 Temmuz 2019 - 00:01

Toplu taşıma araçlarını düzenli kullananlar bilir. Ayakta yolculuk yaparken ya da yüksek koltuklardan inme-binme esnasında sarsılmamak, yere, cama, başkasının üzerine düşüp sakatlanmamak ve denge sağlamak amaçlı, üst demirlerden sarkıt biçiminde, genellikle sert plastikten yapılmış el tutacağı dediğimiz yardımcıları kullanırız. 


Daha bu sabah yaşlı bir adam tam inecekken tutunacak yer aradı ve elini atmasıyla yere yuvarlanması bir oldu. Amcayı kaldırdık, düşünceli gözlerle ardına baka baka, yüzünde bir acı, kolunu tutarak zor indi.

Düşünce özürlünün biri tutacakları kesmiş ve artık kullanılamaz hale gelmiş, elini atıyorsun, koca bir boşluk.  Birkaç kez benim de başıma geldi. En arka koltuklar oldukça yüksekte kalıyor ve kalabalık anında inebilmek için bu tutacakları kullanmak gerekiyor. Arka kapı açıldığında tutunamayıp otobüsün dışına fırlamaktan son anda kurtuldum.
Ey bozuntu, anlayışı kıt insan müsveddesi, sözde vatandaş! 

Kamu malına zarar verdiğinde, bu zarar sadece kızdığın şoförün, belediyenin, komşunun cebinden çıkmayacak, başkasının sosyal hakkını elinden almak sana yeni haklar kazandırmayacak, hayvansal içgüdüyle hareket ettiğinde kimse sana ‘ay ne sevimli’ demeyecek, en fazla bir saat sürecek yolculuğunda bunları yapınca hayatın da değişmeyecek.
Ama halkın hakkını gasp etmek, kamu malına zarar vermek, bir çocuğun, yaşlının, engellinin ya da en sevdiğinin sakatlanmasına, belki başını demir direğe vurup hayatını kaybetmesine veya hamile kadının düşük yapmasına neden olacak. Belki düşük yapan senin karın, kızın olacak. Herkes açtığı hadsiz çukurda bir gün mutlaka kendine ait bir şeyler bulacak, sen de bulacaksın elbet. 
Maalesef ardında iz bırakacağın o yer, burası değil!
Ya oturduğun koltuk! Beyin yerine taşıdığın totonu ve bedenini güvende tutan o koltukları ne diye tırmalayıp, elindeki sert cisimlerle döşemesini kaldırmaya çalışırsın, aklım ermiyor. Neden koltuk arkalarını gereksiz cümlelerinle dolduruyorsun, kimse seni keşfedip imza istemeyecek bunları yazıyorsun diye. Neden içtiğin meyve suyu kutusunu, gofretin kabını, simidin, tostun, dişlediğin mısırın artığını, burnunu sümkürdüğün peçeteyi, su içtiğin şişeyi koltuk kenarlarına tıkıştırıyorsun.
Neden biniş kartın olmadığını iddia ederek, sana yardımcı olmaya çalışan insanın kartıyla kendi boş kartını değiştirirsin. Belki cebindeki son harçlığı yol parası yapacak kadar zor durumdaydı ve o halde sana yardım etti. Sana yapılsa zevk alır mıydın bu terbiyesizlik ya da daha iyi bir tabirle, hırsızlıktan?

Kaptan üzgün ve çaresiz…

Kaptana sordum, “Kamera kayıtları günlük inceleniyor mu, bunları yapan edepsizler ortaya çıkıyor mu, kamu malına ve kullanım hakkına zarar veren, gasp eden bu nankörlere yaptırım uygulanıyor mu?” diye. Kızgın ve öfkeliydi. Her hattı tek tek kontrol etmek istediğini fakat yetişemediğini, hırsızlık, gasp, bıçaklama ya da saldırganlık gibi belirgin durumlarda şikâyet halinde kamera incelemesi yapıldığını dile getirdi.
Üzüldüm, çünkü yukarıda saydıklarımın da bu belirgin durumlardan pek farkı yoktu. O halde ben de şikâyetçiyim. “Benim, kardeşimin, yan komşumun, babamın, arkadaşımın, Antalya’mın parasıyla alınan, yapılan, vatandaş olarak kullanma hakkına sahip olduğum kamu malına zarar verenlerden şikâyetçiyim, kameraları lütfen günlük kontrol edin” dedim.

Tebessüm etti, sadece “keşke” diyebildi. Çünkü talep edilmedikçe, bugün, bu hatta neler olmuş diye merak edilip kayıtlara bakılmıyordu.
Yaptırım uygulansın!

Kim ne derse desin, gerekli yaptırımların uygulanması, bu hadsiz insanların ifşa edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Toplu taşıma araçları için aktif sosyal medya hesabı açılsa, düzenli takiple Antalya halkına ulaşsa ve hizmet alma hakkı olmayan bu terbiyesizler o hesapta günlük afişe edilip, zararı kendi cebinden karşılasa, aldığı ceza adli kayda geçse ve bunu görüp uyarmayan vatandaşlar da kınama cezası alsa ne güzel olur.

Yetkililerin bu konuyla ilgileneceğini umut ederek konuyu takipteyim.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mustafa
    5 ay önce
    Başlığı atarken hiç utandınız mı? Başlık ucube, yazı başlıktan daha beter. Gazetecilik dili, kültürü yok onu anladıkta en azından ilköğretim çağlarında türkçe dersini iyi alabilseymişsiniz.