Cezalandırılan halk oluyor
Reklam
Reklam
Umut Özen

Umut Özen

Cezalandırılan halk oluyor

15 Ağustos 2019 - 00:01

Belediyeler, belde sakinlerinin yerel nitelikteki ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, karar organları seçimle göreve gelen, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi
değil midir?
Belediyeler, geleneksel yerel hizmetleri yerine getirmekle yetinmeyerek, sosyal belediyecilik kapsamında halka sosyal hizmet ve sosyal yardım sunarlar. Sosyal belediyecilik, sosyal devlet anlayışının yerele yansımış biçimidir, sosyal devletin, halka sunmakla görevli olduğu sosyal politikaya belediyelerin müdahil olmasıdır.
Sosyal belediyecilik, sosyal devletten uzaklaşmanın aracı değil, sosyal devletin yükünü yerine getiren, sosyal hak anlayışını savunan bir yaklaşımdır ve toplumun tüm dezavantajlı gruplarına yansız hizmet verir. Sosyal belediyecilik yerel sosyal politika, yerel düzeyde, belde sakinlerinin ve sivil toplum örgütlerinin kaynaklarından faydalanarak sosyal hayatın, ekonomik ve sosyal gelişmeyle desteklenmesidir.
Yerel sosyal politika, yerel yönetimlere sosyal alanlarda planlama, düzenleme ve uygulama görevini yükler. Yerel yönetimler, sosyal konut, sosyal hizmet, sosyal yardım, sosyal danışmanlık, istihdam, yoksulluğun giderilmesi, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması gibi değişik sosyal alanlara ve özellikle dezavantajlı gruplara yönelik programlar hazırlayarak uygular. Sosyal politikayı yerel düzeyde başarı ile yerine getiren belediyeler, sosyal devlet anlayışının yerel yansıması olarak “sosyal belediye” ismini alır.
Sosyal belediyecilik, belediyeyi, yalnız altyapı hizmetini sunan bir kurum olarak görmemekte, aynı zamanda belde halkının sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunan, bu konuda görev ve sorumluluklar üstlenen bir kurum olarak görmektedir.
Dolayısıyla sosyal belediyeciliği, sadece sosyal yardımlarla sınırlandırmak benimsenen bir yaklaşım değildir. Böyle bir yaklaşım, belediyeleri salt hayır kurumlarına dönüştürmektedir. Halbuki sosyal belediyecilik anlayışı bizzat sosyal yardım yapmanın ötesinde, en geniş anlamıyla sosyal refahın gerçekleşmesinin altyapısını da hazırlamaktadır. Meşhur balık tutma örneğinde anlatıldığı gibi var olanı sunmak yerine, balığın nasıl tutulacağının öğretilmesinden koşulların hazır hale getirilmesine kadar birçok faaliyeti içermektedir.
Belediyelerin sosyal belediyecilik kapsamında daha iyi hizmet sunabilmeleri için merkezi yönetimin daha çok  mali kaynak desteği vermesi gerekir. Genel idare siyasi parti ayrımı yapmayarak eşit oranda destek vermelidir. ‘Bizim partimizin belediyesi değil’ yaklaşımlarına artık son verilmesi gerekir. Genel idare işi yokuşa sürerek yavaşlatarak yapılacak olan yatırımları geciktirmemeli. Sonuç olarak halka verilecek hizmetleri engellenmemeli, cezalandırılan halk oluyor.
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum