YÖK bahane ‘kaos’ şahane..
Bir yerde bahane “ağaç”tır, bir yerde “yol”dur, bir başka yerde “harç”lardır..
İki gün önce de bahane “YÖK”tü..
“Bir kısım öğrenci” YÖK’ün kuruluşunu protesto etmek amacıyla Akdeniz Üniversite’sinde “karışıklık” çıkardılar..
Hiçbir koruma techizatı olmayan Üniversite’nin güvenlik elemanları ile çatıştılar..
Hatta Hukuk Fakültesi’ne girip, tek başına görev yapmaya çalışan bir güvenlik görevlisinin başında şişe kırdılar, yaraladılar..
Yetmedi; polisle çatıştılar..
Bu da yetmedi; kampüste birçok şeyi kırdılar, zarar verdiler..
150-200 kişi, onbinlerce öğrenciyi ve çalışanı huzursuz etti..
Dün öğrendik ki..
Meğer bu grup; “Antalya’daki Gezi eylemlerine katılan, parti binasını taşlayan, ülkenin malına-mülküne zarar veren grup”muş..
Mantık aynı: “Hoşa gidecek bir nedenin arkasına gizlenerek ülkenin huzurunu bozmak..”
…
Kısa süreli de olsa 6 Kasım’da bunu yaptılar..
Ama..
Bu kadarla kalacaklarını sanmıyorum..
Seçim yaklaştıkça daha fazlası gelecektir..
Çünkü..
Belli ki bu grup, “profesyonel eylem grubu” haline gelmiş..
İdeoloji-toplumsal değer yargıları, öğrenci hakları falan hiç umurlarında değil..
Huzursuzluk çıkarmak isteyenler bastırıyor parayı veya gençlerin duygu ve inançlarını kullanıyor, istedikleri şekilde “eylem” yaptırıyor..
Peki sonucunda ne oluyor?
Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan “tepkilerin dile getirilmesi” sulandırılıyor, “haklı protesto eylemleri” de haksız duruma düşürülüyor..
…
Önceki gün Üniversite’de yaratılan olayların ardından, “Akdeniz Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Yusuf Topal”ın, facebook’ta paylaştığı şu sözlere dikkat edin..
Gerçek öğrenciler neyin peşinde, bu eylemci öğrenciler neyin peşinde daha iyi anlayacaksınız..
İyi okuyun:
“Akdeniz Üniversitesinde son bir hafta içerisinde yaşanan ve halen devam etmekte olan fütursuzca ve şuursuzca hadiseler, hak arama bahanesiyle ortaya çıkmış, fakat masum bir şekilde öğrenim hayatını devam ettirmek isteyen öğrenci kardeşlerimin ve üniversitemizin bazı birimlerinin hakları gasp edilmiştir..
Hiçkimsenin, ne düşünce içerisinde olursa olsun, hangi ideolojiye bağlı olursa olsun, başkalarının haklarına saygısızlık etmeye hakkı yoktur..
Zihniyeti ve amacı haklarına zarar vermek ve huzursuzluk ortamı oluşturmak olduğunu iddia ettikleri, yaşananlardan rahatsızlık duyduklarını bizimle paylaşıldı..
Huzurun olmadığı yerde bilimden söz etmek mümkün değildir..
Herkesi aklı selim ve sağduyulu olmaya davet ediyorum..”
…
Bunları yazan da bir öğrenci, bunu gözardı etmeyin..
Üniversite’de 50 bin civarında öğrenci “geleceğe” hazırlanıyor..
Emin olun, bu öğrencilerin anne-babası veya yakınları, “çocuklarımız okusun, kariyer sahibi olsun, kendi ayaklarının üzerinde dursun, vatana-millete-insanlığa faydalı birer birey olsun” diye gönderiyor..
Yine emin olun, “o eylemci grup içindeki çocukların anne-babaları veya yakınları” da aynı düşünceyle gönderdiler..
Manzara ortada..
İşin garip yanı, yaratılan anarşi özellikle iktidar karşıtı olanların hoşuna gidiyor..
Böylece, “huzursuzluk taşeronları”nın ekmeğine yağ sürülüyor..
Anarşi yaratanlar değişmezler..
Bugün bana yapar, yarın sana..
Onlar için YÖK, ağaç, yol, harç, hak bahane, anarşi-huzursuzluk şahanedir..
Tek amaçları vardır, “kaos ortamı” yaratmak..
Aman dikkat, çok acısını çektik..
Tuzaklarına düşmeyin artık..