Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik, güvenli gıda arzı ve üretici bilincinin artırılması amacıyla hayata geçirilmesi planlanan B-Reçete uygulamasına ilişkin basın açıklaması düzenledi. Şube Başkanı Ebru Kaçın, sistemin temel hedeflerinin doğru olduğunu ancak mevcut altyapı ve saha koşulları dikkate alındığında uygulamanın ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, düzenlemenin yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. B-Reçete sisteminin izlenebilirliği artırma ve pestisit kalıntılarının azaltılması amacıyla gündeme getirildiğini belirten Ebru Kaçın, pilot uygulamalardan elde edilen sonuçların sistemin mevcut haliyle sahada yeni sorunlar oluşturduğunu söyledi.
Yük mühendisin omzunda
Kaçın, “Sürdürülebilir olmayan, sağlıklı işlemeyen bir sistemin tüm bitki koruma ürünlerine yayılmasını doğru bulmuyoruz. Bugün beş aktif madde için uygulanan sistemde bile ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Bu sorunlar çözülememişken kapsamın genişletilmesi süreci içinden çıkılmaz hale getirecektir. Bu nedenle B-Reçete uygulaması mevcut haliyle yürürlüğe girmemelidir” diye konuştu. Sahada yaşanan sorunların en büyük yükünü bitki koruma ürünü bayileri ile ziraat mühendislerinin çektiğini belirten Kaçın, mevcut sistemin uygulanabilir olmaması nedeniyle meslektaşlarının ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını söyleyerek, “Bizim temel amacımız üretimin devamlılığını sağlamak ve meslektaşlarımızın cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmasını önlemektir. Daha sistem tam anlamıyla işlemiyorken bayilerimizin sorumluluğu artırılıyor. Uygulama yapılmadığında ise cezalarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu kabul edilebilir bir durum değildir” ifadelerini kullandı.
İnsan sağlığı ve tarımsal üretim
İnsan sağlığı ile tarımsal üretimin aynı mantıkla değerlendirilemeyeceğini dile getiren Kaçın, tarımsal mücadelede hastalık ve zararlıların aynı anda görülebildiğini belirterek, tek tip uygulamaların çözüm olmayacağını kaydederek, “Beşeri ilaçlarda bir antibiyotik reçete edildiğinde ikinci bir antibiyotiğe ulaşamıyorsunuz. Tarımda ise durum böyle değil. Aynı anda kırmızı örümcek, akar veya farklı hastalıklar görülebiliyor. Mücadele yöntemleri de yalnızca ilaçtan ibaret değil. Sulama, sıcaklık, kültürel önlemler ve farklı yöntemler birlikte değerlendirilmek zorunda. Tarımsal üretimin gerçekleri farklıdır ve sistem buna uygun tasarlanmalıdır” dedi.
‘Tarım ilaçları kimyasal silah’
Bitki koruma ürünlerinin bilinçsiz kullanımının insan sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Ebru Kaçın, bu ürünlerin mutlaka uzman kontrolünde uygulanması gerektiğini vurguladı. Kaçın, “Biz her fırsatta tarım ilaçlarının birer kimyasal silah olduğunu söylüyoruz. Bu ürünleri kullanacak kişilerin eğitim almış olması gerekiyor. Ancak yalnızca belge sahibi olmak yeterli değildir. Mutlaka bir ziraat mühendisinin gözetiminde uygulanmaları gerekir. Park ve bahçelerde yapılan ilaçlamalar sadece doğrudan temasla değil, buharlaşma yoluyla da insan sağlığını etkileyebilir. Özellikle çocuklarımız açısından bu konu hayati önem taşıyor” diye konuştu.
‘Fazla doz hastalık riskini artırıyor’
Üreticilerin bilinçsiz şekilde yüksek doz kullanmasının toplum sağlığı açısından önemli riskler oluşturduğunu ifade eden Kaçın, sistemin asıl amacının da bu yanlış uygulamaların önüne geçmek olduğunu söyledi. Kaçın, “Üreticinin bilmeden yaptığı fazla doz uygulamaları ya da gereksiz karışımlar, zaman içerisinde hepimizin sağlığını etkileyen ciddi sorunlara yol açıyor. Otoimmün hastalıklardan adını anmak istemediğimiz başka hastalıklara kadar birçok riskle karşı karşıya kalıyoruz. Biz sistemin amacını doğru buluyoruz ancak sistemin uygulanabilir olması gerekiyor” dedi. Birçok bitki koruma ürününde ruhsat problemleri bulunduğunu kaydeden Kaçın, aynı etken maddeye sahip ürünlerin farklı bitkilerde farklı ruhsatlara sahip olmasının büyük karmaşa yarattığını söyledi. Kaçın, “Aynı ürünün bir bitkide ruhsatı varken başka bir üründe olmayabiliyor. Firmalarla ilgili doz çalışmaları henüz tamamlanmamış durumda. Bu sorunlar çözülmeden sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değil. Bakanlığın bu konuda firmalarla birlikte yeni çalışmalar yapması gerekiyor” dedi.
‘Çiftçilerin çoğu sistemde değil’
Türkiye genelinde üreticilerin önemli bir bölümünün henüz kayıt sistemine dahil olmadığını belirten Kaçın, dijital altyapının da yeterince hazır olmadığını ifade etti. “Üreticilerimizin büyük bir kısmı hâlâ kayıt işlemlerini tamamlamış değil” diyen Kaçın, şöyle devam etti: “Türkiye’nin her yerinde üreticilerimizin dijital sisteme aynı ölçüde uyum sağlamasını beklemek gerçekçi değildir. Akıllı telefon kullanmayan üreticilerimiz var. Hobi bahçelerinde üretim yapan vatandaşlarımız var. Bu insanlar ilaç kullanmak istediklerinde sisteme dahil olamadıkları için ürünlere ulaşamayacaklar. Bu da yeni mağduriyetler yaratacaktır.” B-Reçete uygulamasının mevcut haliyle yürürlüğe girmesi durumunda kayıt dışı satışların artabileceğine dikkat çeken Kaçın, üreticinin ilaca ulaşamaması halinde farklı yollar aramak zorunda kalacağını söyledi. Kaçın, “Üretici ilaca ulaşamazsa üretim yapamaz. Üretim yapamayan çiftçi de başka arayışlara yönelir. Biz kayıt altına almayı hedefleyen bir sistemin, eksik hazırlık nedeniyle kayıt dışılığı artırmasından endişe ediyoruz” dedi.
‘Bakanlık sektöre kulak vermeli’
Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, B-Reçete sisteminin üreticiler, ziraat mühendisleri, tarımsal danışmanlar ve zirai ilaç bayilerinin görüşleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Biz düzenlemeye karşı değiliz. Bilimin, denetimin ve izlenebilirliğin yanındayız. Ancak sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen, teknik altyapısı tamamlanmamış bir sistemin uygulanmasında ısrar edilmesi faydadan çok zarar getirecektir. Bu nedenle B-Reçete uygulaması, gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar ertelenmeli ve tüm paydaşların katılımıyla yeniden şekillendirilmelidir” ifadelerini kullandı.