Zurnacı Cevat’ın vatan aşkı…

Abone Ol

Zurnacı Cevat, elindeki gazeteyi sallayarak yele yeperek kahveye daldı…

  • Hey be koçlarım, vatansever dediğiniz böyle olur. Askerlerimizi ziyaret edip moral vermişler…”

Okeyden kafalarını kaldıranlar “ne diyor bu” diye şaşkın ve bir o kadar da kızgın bakışlarla Zurnacıyı gözleriyle haşladılar.

Beriki bu bakışlardan hiç rahatsız olmadan ve gayet pişkin vaziyette

  • Bize iki çay” deyip Kopuk Ali’nin masasına ilişerek kaykıldı.

Kopuk’un sıkkın bakışlarına aldırmadan ikiye katlı gazeteyi iki yana açarak,

  • Ne dersin Ali, bak şarkıcılarımız türkücülerimiz askerlere moral vermeye gitmişler” dedi.

Kopuk Ali, anlamaz bir göz ifadesiyle Zurnacıya baktı bir süre ve sonra “Hııı…” dedi ve pencereden dışarıya bakmaya devam etti.

Kopuk Ali’nin umursamazlığına alınan Zurnacı Cevat gazeteyi katlayıp montunun cebine soktu.

  • Ya sana da bir şey söylemeye gelmiyor yani…” dedi.

Kafasında evirip çevirip çözemediği dertlerinden zaten bunalmış olan Kopuk, ters ters bakarak,

  • Ne diyorsun oğlum sen…” dedi.

  • Ne diyeceğim, sanatçılarımızın askerlere moral vermek için ziyaret etmesine ne diyorsun dedim gıkın çıkmadı…”

  • Kaç para almışlar…”

  • Ne parası lan Kopuk?”

  • Bu sanatçı takımı para almadan ayakyoluna bile gitmezler salak Zurnacı…”

  • Sizin gibi münafıklar hep böyledir zaten. Vatan, millet dendi mi hemen paraya sararsınız. Bunlar vatan aşkıyla gidip askerlerimize moral gecesi yapmışlar a be yedi mahallenin kopuğu…”

İşsizlikten, parasızlıktan ve sigarasızlıktan sinir kat sayısı epey yükselen Kopuk Ali, gri gözlerini Zurnacıya dikerek tıslar gibi bir sesle;

  • Ulan evde yenge çocuklara ne pişireceğini bilemez haldeyken senin cebinde sigara parası bile yokken, kim bilir nereden çaldığın gazeteyi sallayarak gelip burada nutuk atacağına iki düğün kovalayıp zurnanla biraz ekmek parası kazansan nasıl olur a pezevenk…”

Milliyetperver yelkenlerini suya indiren Zurnacı, Kopuk Ali’nin bu sözleri karşısında çayından iki yudum alıp çevresine bir bakındı.

Tam o anda kahvehanenin sahibi Tabakçı Kadir masaya yaklaşarak,

  • Oğlum Zurnacı, şu vatan aşkınla bize iki oyun havası çal da oyun oynayanların kulaklarının pası silinsin..” dedi.

Zurnacı, hiç nazlanmadan kemerine sokulu şimşirden yapılmış zurnasını çıkarıp nezik kısmını diliyle ıslattıktan sonra Tabakçı’ya bakarak,

  • Bir ekmek parası atarsın artık Kadir abi…” dedi…

Kopuk Ali, usulca yerinden kalktı, kahvehaneden çıkıp yürümeye başladı.

Tekel bayisinin önünden geçerken gazete standında asılı olan gazetenin baş sayfasında yazılanları okudu içinden.

“Geçinemediği için intihar eden işsiz, çocuklarıma devlet iyi baksın dedi…”

Başını omuzlarına iyice gömen Kopuk Ali, ağırlaşan bulutlarla iyice kurşunileşen denize bakarak falezlere doğru yürümeye başladı.