Özel Haber

41 yıldır taşa hayat veriyor

Kaleiçi’ndeki küçük dükkanında, Hitit figürlerinden kendi hayal dünyasındaki hayvan tasarımlarına kadar pek çok esere taşla hayat veren Arif Çetin, kentte bu zanaatı sürdüren son isim. 41 yıldır taşa şekil veren Çetin, “Teknolojik hiçbir şey kullanmıyorum; sadece bıçak, zımpara ve sabır” diyerek mesleğin zorluğunu ve güzelliğini aktarıyor

Abone Ol

​Antalya’nın tarihi kalbi Kaleiçi, el emeğinin en saf hallerinden birine ev sahipliği yapıyor. Aslen Çorumlu olan ve 2001 yılında gezmek için geldiği Antalya’ya hayran kalarak yerleşen taş oymacılığı ustası Arif Çetin, 25 yıldır bu kentte geleneksel el sanatlarını yaşatıyor. ‘Hattusas’ isimli dükkanında yerli ve yabancı turistlere el yapımı ürünlerini sunan Çetin, Antalya’da bu mesleği profesyonel anlamda yapan tek kişi olma unvanını taşıyor.

10 yaşında başladı

Mesleğe henüz 10 yaşındayken adım atan Arif Çetin, tasarımlarında özellikle Hititlerin başkenti Hattuşa’dan esinleniyor. Tarihi dokuyu taşlara işleyen usta, sadece geçmişle sınırlı kalmıyor; kendi hayal dünyasından beslenerek ürettiği hayvan figürleriyle de eserlerine özgün bir ruh katıyor. Yapım sürecinin tamamen el işçiliğine dayandığını vurgulayan Çetin, “Teknolojik hiçbir şey kullanmıyorum. Sadece bıçak ve zımpara ile yapıyorum. Çok sabırlı ve meşakkatli bir iş. En çok sabır isteyen kısmı ise zımpara aşaması, yani parlatmaya çalışmak. Ürünün ebatına ve büyüklüğüne göre yapım süresi değişiyor” sözleriyle işine olan bağlılığını anlatıyor.

​‘Turistler ayrı önem veriyor’

​Seri üretimin ve fabrikasyon ürünlerin her yeri kapladığı günümüzde, el emeğinin turistler için bir vaha olduğunu belirten Çetin, gelen ilgiden oldukça memnun. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin el işçiliğine ayrı bir değer verdiğini söyleyen Arif Usta, “Her yerde aynı şeyleri gördüklerinde, el emeği ürünler onlara çok farklı geliyor. Dükkanımda ayrıca dışarıdan getirttiğim tornada işlenmiş oniks taşı ürünler de bulunuyor ancak benim kendi yaptığım el emeği tasarımların yeri çok ayrı. Hepsini satarken büyük keyif alıyorum. ‘Bunu asla satmam’ dediğim hiçbir parçam yok, her eserimin değerini bilene ulaşması beni mutlu ediyor” diyor.

​Mesleğin son temsilcilerinden

​Her geleneksel sanatta olduğu gibi taş oymacılığında da en büyük sorun kuşak aktarımı. Gençlerin bu zanaattan habersiz olduğunu ve ilgisiz kaldığını hüzünle dile getiren Arif Çetin, geleceğe dair endişesini şu sözlerle aktarıyor: “Taş oymacılığını gençler maalesef bilmiyor. Türkiye genelinde de çok az kişi bu işle uğraşıyor. Eğer böyle giderse, bu mesleğin son temsilcileri biz olabiliriz.”