Türkiye devrimci hareketinin önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 54'üncü yılında Antalya’da düzenlenen kitlesel bir açıklamayla anıldı. Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından Attalos Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında, 'Tam Bağımsız Türkiye' vurgusu öne çıktı. Grup adına açıklamayı okuyan Güven Turan, 6 Mayıs 1972 şafağında Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde kurulan darağaçlarının sadece üç genci değil, Türkiye halklarının bağımsızlık umudunu hedef aldığını belirtti.
'Onlar halkın onur nişanesi'
Açıklamada, Denizlerin mücadelesinin üniversite amfilerinden fabrikalara ve tarlalara uzanan bir sınıfsal uyanış olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Onlar, Amerikan 6. Filosu’nu Dolmabahçe’den denize dökerken sadece bir donanmaya değil; memleketi emperyalizmin açık pazarı haline getiren dünya sistemine meydan okuyorlardı. Zap Suyu’ndaki köprüden Filistin cephelerine uzanan bu direniş, bugün bizim onur nişanımızdır."
1 Mayıs’taki yasaklara tepki
Turan, geçtiğimiz günlerde kutlanan 1 Mayıs etkinliklerinde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının posterlerinin alana alınmamasına ve öğrencilere yönelik fişleme iddialarına sert tepki gösterdi. 2023 yılında da benzer hukuksuzlukların yaşandığını hatırlatan Turan, şunları söyledi: "Yasal dayanak gösterilmeden devrimci önderlerin fotoğraflarının engellenmesi, derin bir sınıfsal korkunun dışavurumudur. Onların suretlerini meydanlara sokmamaya çalışanlar bilsinler ki; Denizler sadece birer fotoğraf karesi değil, işçi sınıfının sönmeyen öfkesidir."
'NATO Zirvesi’ne hayır'
Basın açıklamasında güncel siyasi gelişmelere ve anti-emperyalist mücadeleye de değinildi. Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilmesi planlanan NATO Zirvesi'ne karşı mücadele çağrısı yapıldı. NATO’nun halkların kardeşliğinin baş düşmanı olduğu belirtildi. Topraklarımızdaki NATO üslerinin bağımsızlığımıza vurulmuş bir pranga olduğu ifade edildi. İktidarın emperyalizme sadakat tazelerken faturayı emekçiye kestiği savunuldu.
Açıklama, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam sehpasındaki son sözlerinin hatırlatılmasıyla sona erdi.