Akdeniz Üniversitesi ile Antalya Bilim Üniversitesi'nden akademisyenlerin katkılarıyla yürütülen ve uluslararası saygın bir dergide yayımlanan çalışmada, turizm tesisleri için sıcak su üretiminde atık su kaynaklı ısı pompalarının teknik, ekonomik ve çevresel performansı bütüncül bir yaklaşımla incelendi. Duş ve lavabolardan çıkan sıcak suyun, kullanım sonrasında hâlâ önemli miktarda ısı enerjisi taşıdığına dikkat çekilen araştırmada, bu enerjinin büyük ölçüde kanalizasyon sistemine karışarak kaybolduğu, gri su niteliğindeki bu atık suyun, uygun mühendislik tasarımı ve ısı pompası sistemleriyle yeniden sıcak su üretiminde değerlendirilebileceği vurgulandı. Çalışma ayrıca, Antalya'da düzenlenecek COP31 süreci öncesinde, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik uygulanabilir mühendislik çözümü sunuyor.
Çalışmayı yapan ekipte Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Çağlar, lisansüstü öğrencisi Furkan Evlice ve geçen yıl yaşamını yitiren Araştırma Görevlisi Nasuh Özdemir ile Antalya Bilim Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Sezgi Koçak Soylu da yer aldı.
BELİRGİN ÜSTÜNLÜKLERİ VAR
200 yataklı bir otel ölçeğinde yapılan analizlerde, bu sistemlerin geleneksel doğalgazlı kazan sistemlerine göre belirgin üstünlükler sunduğu tespit edildi. Çalışmada atık suyun doğrudan sisteme verilmediği ara ısı eşanjörü kullanılarak hijyen, güvenlik ve işletme sürekliliğinin sağlandığı bir tasarım yaklaşımı benimsendi. Araştırmaya göre doğalgaz kazanlı sistemin yatırım maliyeti yaklaşık 63 bin dolar, atık su kaynaklı ısı pompası sisteminin maliyeti ise yaklaşık 190 bin dolar seviyesinde öngörülüyor. Buna karşın, yüksek verimli ısı pompası teknolojisi sayesinde maliyet farkının yaklaşık 3,5 yıl gibi kısa bir sürede geri kazanılabildiği belirlendi. Ayrıca önerilen sistemin, doğalgazlı sistemlere göre 1,6 ila 2,2 kat daha düşük karbondioksit emisyonu sağladığı ortaya kondu. Sistem içinde düşük küresel ısınma potansiyeline sahip doğal akışkan propan (R290) kullanımının da verimliliği artırdığı ve çevresel etkiyi daha da azalttığı ifade edildi.
UMUT VERİCİ TEKNOLOJİLER ARASINDA
Çalışmada, bina sektörünün özellikle ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacı nedeniyle yüksek enerji tüketimine sahip olduğuna dikkat çekildi. Türkiye'de konutların toplam elektriğin yaklaşık yüzde 25'ini, kamu ve özel hizmet binalarının ise yüzde 27'sini tükettiği belirtilirken, binalarda verimliliğin artırılmasının hem maliyetleri hem de emisyonları azaltmak açısından kritik önemde olduğu vurgulandı. Bu kapsamda ısı pompalarının, yüksek verimlilikleri ve yenilenebilir ya da atık enerji kaynaklarıyla uyumlu çalışabilmeleri nedeniyle en umut verici teknolojiler arasında yer aldığı kaydedildi.
OTEL, HASTANE, YURT GİBİ BÜYÜK ÖLÇEKLİ YAPILARDA UYGULANABİLİR
Türkiye'de günlük yaklaşık 16 milyon metreküp atık su oluştuğuna işaret edilen çalışmada, bu atık suyun önemli bir ısıl potansiyel taşıdığı ve özellikle turizm gibi enerji yoğun sektörlerde değerlendirilmesinin karbon azaltımı hedeflerine doğrudan katkı sağlayabileceği ifade edildi. Bu yönüyle atık su kaynaklı ısı pompası sistemlerinin yalnızca otellerde değil; hastaneler, öğrenci yurtları ve benzeri büyük ölçekli yapılarda da uygulanabilir ve ölçeklenebilir bir çözüm sunduğu belirtildi.
COP31 ÖNCESİ SOMUT ÖNERİ
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen Taraflar Konferansı toplantılarının, ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini ve iklim politikalarını belirlediği önemli diplomatik platformlar olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. İbrahim Atmaca, bu hedeflerin sahada karşılık bulabilmesi için enerji yoğun sektörlerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir teknik çözümlerin yaygınlaşması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Antalya'da düzenlenecek COP31 sürecinin, bu tür somut mühendislik çözümlerinin iklim politikaları çerçevesinde değerlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.