Reklam
Reklam

'Ayşenur artık orada huzurlu uyuyacak'

Antalya’da, Ayşenur Güven’in mektup bırakıp intihar etmesinin ardından, 14 yıl hapis cezasına çarptırılıp, Yargıtay kararıyla tahliye edilen amcasının oğlu Selahattin S.’nin yeniden yargılandığı dava görüldü. Davada sanığın tekrar tutuklanmasına karar verildi

'Ayşenur artık orada huzurlu uyuyacak'

Antalya’da, Ayşenur Güven’in mektup bırakıp intihar etmesinin ardından, 14 yıl hapis cezasına çarptırılıp, Yargıtay kararıyla tahliye edilen amcasının oğlu Selahattin S.’nin yeniden yargılandığı dava görüldü. Davada sanığın tekrar tutuklanmasına karar verildi

'Ayşenur artık orada huzurlu uyuyacak'
14 Kasım 2019 - 17:23

Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşayan Ayşenur Güven (22), çocuk yaşlardan itibaren amcasının oğlu Selahattin S.'nin (30) cinsel saldırısına maruz kaldı. İlk kez 6 yaşında cinsel saldırıya uğrayan Ayşenur Güven, yaşadıklarından kurtulmak için 18 yaşına girdiği 2015 yılında Mustafa Güven ile evlendi. Ancak kuzeninin cinsel saldırıları, Ayşenur nişanlı olduğu ve evlendiği dönemde de devam etti. Selahattin S.'nin "Elimde video ve fotoğraflar var" diyerek tehdit ettiği Ayşenur Güven, 5 Nisan 2017'de başından geçenleri eşi ile babasına, erkek kardeşine ve dayısına anlattı, 3 gün sonra da eşine mektup bırakıp, intihar etti. Aile, Selahattin S. hakkında kızlarına taciz ve cinsel saldırıda bulunduğu ve intiharına neden olduğu iddiasıyla şikayetçi oldu. Tutuklanan Selahattin S., Alanya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
 
Yargıtay kararıyla tahliye
İtiraz üzerine dosya Yargıtay'a gitti. Yargıtay 14'üncü Ceza Dairesi de 24 Haziran 2019'da, olayın tek tanığı olan mağdurenin intihar etmesi sonucu dinlenemediği ve birinci derece tanığın ortadan kalktığı, Selahattin S.'nin suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle oy çokluğuyla dosyanın yerel mahkemede yeniden görülmesine karar verdi. Selahattin S. kararla birlikte tahliye edilirken, dosya davanın yeniden görülmesi için Alanya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Selahattin S.'nin yeniden yargılandığı dava bugün yeniden görülmeye başladı. Alanya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya Ayşenur Güven'in ailesi ve avukatı ile AHBAP Platformu'nun başkanı sanatçı Haluk Levent de katıldı.
 
14 yıl hapis ve tutuklama
Ayşenur Güven'in 'Ben bir şeytanın eline düştüm' yazılı mektup bırakıp, intihar etmesinin ardından 14 yıl hapis cezasına çarptırılıp, Yargıtay kararıyla tahliye edilen amcasının oğlu Selahattin Sezer'in (30) yeniden yargılandığı dava sona erdi. Tutuksuz sanık Sezer'in katılmadığı, Alanya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada; Ayşenur Güven'in annesi, babası, kardeşi, eşi, yakın akrabaları ve tarafların avukatları hazır bulundu.  Baba Mustafa Sezer, duruşmada, "Bir aile düzenini bozmak bu kadar basit olmamalı. Yargıtay'ın verdiği karar, sanığa ödüldür. Mahkemenizden sanığın hak ettiği cezayı almasını istiyorum. Kızımın ruhu ancak böyle huzur bulacaktır. Benim kızım karıncayı bile incitmezdi. Ben şimdi sokakta 20-25 yaşındaki kadınları görünce gözüme kızım geliyor ve içim cız ediyor. Cezanın artırılarak, sanığın tutuklanmasını talep ediyorum" dedi. Ayşenur Güven'in eşi Mustafa Güven ise "Bu kişi sadece Ayşenur'u öldürmedi, tüm ailemi öldürdü. Adalete güveniyorum. Mahkemenin, Yargıtay'ın kararına karşı direnmesini bekliyorum" diye konuştu.
 
Yargıtay kararına tepki
Ailenin avukatı da "Bu davada ensest ilişki ve cinsel taciz vardır. Mağdur ölmeden önce kız kardeşiyle birlikte sanığın her ikisine de tacizde bulunduğunu beyan etmiştir. 14 yıl verilen ceza azken, Yargıtay'ın kararı vicdana ve ahlaka aykırıdır. Sanığın kendisine arazi anlaşmazlığı yüzünden iftira atıldığı savunması ise suçtan kurtulma çabalarıdır. Bu karar bir faciadır" dedi.  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, Yargıtay'ın ilamına katılmadığını ve yerel mahkemenin kararında direnmesi gerektiğini söyledi.  Antalya Barosu Başkan Vekili Cenk Soyer, "Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 5 üyesinden 3'ünün sanık hakkında verdiği kararın gerekçesine bakıldığı zaman bizim bu konudaki savunmalarımız da ortaya çıkacaktır" dedi. Antalya Barosu Alanya Kadın ve Çocuk Hakları ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu avukatı ise Yargıtay kararına tepki gösterdi.  Savcı da mütalaasında, yerel mahkemenin daha önceki kararına uymasını talep etti. Kısa aranın ardından mahkeme heyeti, kararını açıkladı. Mahkeme başkanı, "Şu an aldığımız karar, vicdani ve hukuki bir karardır. Sanığın eylemini gerçekleştirdiği yönündedir. Sanığın tutuklanması yönünde oy birliğiyle karar verilmiştir" dedi.
 
Haluk Levent de katıldı
Alanya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce sanık Selahattin Sezer'e, daha önce verildiği gibi 14 yıl hapis cezası verilmesine ve sanığın tutuklanmasına hükmedildi. Sanık hakkında tutuklama kararı çıkarılırken, yerel mahkemenin kararı yeniden Yargıtay'a gönderilecek. Amcasının kızı Ayşenur Güven'e cinsel saldırı suçundan ikinci kez yargılanan Selahattin Sezer'e 14 yıl hapis cezası verilen karar duruşmasını takip eden Haluk Levent, süreçle ilgili söylenecek çok şey olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Kadın cinayetleri artık ülkede sıradan hale getirilmeye çalışılıyor. Buna yargı da alkış tutarsa hakikaten işimiz çok zor. Bizler yargının tecelli etmesini, kadınlık onurunun çok sağlam şekillerle ülkemizde oturtulmasını istiyoruz. Bugün kazandık, Ayşenur artık orada huzurlu uyuyacak. Ama kazanmakla da kalmıyoruz. Bu cezanın daha da artırılmasını talep edeceğiz, ben kendim de talep ediyorum. Bu nedenle ailemizle birlikte buruk da olsa bir sevinç yaşıyoruz. Bu kazanma sadece bizler değil, sevgili avukatlarımızın, Antalya Barosu'ndan avukatlarımızın, Alanya Kadın Hakları Derneği ve tüm Türkiye halkının mücadelesiyle oldu. Artık ağzımda cümleler düğümleniyor. Mutluluktan olsa gerek." 
 
‘Ayşenur’ları mutlu etti’
Ailenin avukatı Müge Gezginci de şöyle dedi: "Biz karardan dolayı çok mutluyuz. Hem bir kadın hem avukat olarak hem de son dönemlerde artan kadın cinayetleri, çocuk istismarları karşısında verdiğimiz haklı mücadelenin karşılığını almak adına çok mutluyuz, onurluyuz, gururluyuz. Antalya Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Kurumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu üyesiyim. Ancak bizim katılma taleplerimiz kabul edilmediği için, 'ne olur, ne olmaz' diye vekaletname sunarak, duruşmalara girmeye başladık. Katılma taleplerimizi,  istinaf ve Yargıtay'da bozulması nedeniyle artık yerel mahkemeler de kabul etmiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatları ya duruşmalara gelemiyor ya da geç geliyor. Bu nedenle mağdurun daha fazla mağduriyetine sebep olunuyor. Derhal bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz, özellikle üst derece mahkemelerin bu yanlıştan dönmesi lazım. Biz şu an çok mutluyuz. Yargıtay aşamasında sunulan bir karşı oy neticesinde, hepimiz bir savunma yaptık. Bundan dolayı aldığımız direnme kararı, hatta direnme sonrasında aldığımız tutuklama kararı bizi, aileyi, Ayşenur'u ve Ayşenur'ları mutlu etti. Adalet yerini buldu sonunda. Yargıtay aşamasında da kararın onaylanmasını, kesinleşmesini bekliyoruz. Sanığın bu cezayı çekmesini istiyoruz."
 
Baba: Utanç duyuyorum
Ayşenur Güven'in babası Mustafa Sezer de adaletin tecelli etmesini istediğini söyledi. Yargının verdiği karara saygı duyduğunu belirten baba Sezer, "Kadın cinayetlerini her gün televizyonlardan izlemekten bıktık, usandık. Ben bir erkek olarak, namuslu bir kişi olarak bu kişilerle aynı sokakta, aynı şehirde, aynı köyde bulunmaktan utanç duyuyorum. Buna sesimizi yükseltmezsek bir gün benim başıma gelen olayın diğer ailelerin başına gelebileceğini düşünerek, cezaların ona göre verilmesini ve toplumumuzun bilinçlendirilmesini talep ediyorum" dedi. Ayşenur'un annesi Emine Sezer ise, "İstediği kadar cezayı çeksin. Benim çocuğumu görmeye hakkım yok muydu? Üç tane daha evladım var. Onlara ne olacak bilemiyorum. Cezasını fazlasıyla alsın istiyorum" diye konuştu.
 
‘Türkiye susarsa kız çocukları ölür’
Zehra Sezer de ablası Ayşenur Güven'in 19 yaşında bir melek olarak uçtuğunu söyledi. Kardeş Sezer, şunları kaydetti: "Şu anda orada çok rahat. Alınan karardan dolayı daha da rahat, ben buna inanıyorum. Ablama vermiş olduğum bir söz vardı, ne olursa olsun hakkını savunacağımızı söyledim. Geride bir yeğenim var, bir tane daha kardeşim var. Kardeşim, ağabeyim, ailem, annem ve babam hepimiz birlikteyiz, hepimiz güçlüyüz. Her ne kadar yıkılmış olarak görenler olsa da ayaktayız ve ayakta durmaya devam edeceğiz. Ablamın hakkını susturmam, susmam da. Ayşenur'lar yok olmasın. Buradan tüm diğer kızlara da sesleniyorum; Ben de 19 yaşında bir kızım, ablamın öldüğü yaştayım. Her ne olursa olsun, bu amcanızın oğlu, ağabeyiniz, babanız, herhangi bir erkek, dışarıdan geçen biri, size dokunmayı denediği anda, size herhangi bir istismara yeltendiği anda en yakınıza, en güvendiğiniz kişiye, gerekirse hiç tanımadığınız veya polis ya da jandarmadan yardım isteyin. Susmayın, susturmayın. Herkes hakkını savunsun. Türkiye susarsa kız çocukları ölür, herkes susarsa kız çocukları ölür."

 
‘Ben bir şeytanın eline düştüm’
Ayşenur Güven'in eşine bıraktığı mektubunda ise şunlar kaydedilmişti: 'Ben seni çok seviyorum. Seni severek ölüyorum. Bir tek bu bana gurur veriyor. Ben bir şeytanın eline düştüm, beni tehdit, şantajla zorla neler yaptırdı. İnsan namusu için yaşar, ben senin namusunu temizleyeceğim. Boynun bükük gezmeyeceksin. Bir ömür mutlu, huzurlu olacaksın. Oğlum bir taneme iyi bak. Sev, ilgi göster. Öp, annesizliği yaşamasın. Ona çok iyi bak. Ben bir hata yaptım, sonucuna da katlanıyorum. Sensizlik, sensiz yaşayacağıma, oğlumsuz yaşayacağıma ölürüm daha iyi. Hakkını helal et, senin ve ailenin üzerimde çok hakkı var. Hepsi çok iyi insanlar, beni her şeyden, herkesten korudular, kolladılar. Seni her şeyden çok sevdim. Beni affet.'
DHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum