ÖZEL HABER/ RÖPORTAJ
15 yıl boyunca bağımlılığın pençesinde mücadele ettikten sonra küllerinden doğan 28 yaşındaki hemşir K. D. karanlık geçmişinden temiz bir geleceğe uzanan çarpıcı hikayesini anlattı. Bağımlılığı ‘boyna takılan bir tasma’ olarak tanımlayan K.D., “Bağımlılık bizden güçlü olabilir ama bizim kadar akıllı değil. Ben kendime ne kadar ‘hayır’ diyebiliyorsam, kontrol o zaman başlıyor” dedi. K. D. Limanayık Derneği ile tanışma sürecini ve ayık kalmanın ‘gerçek özgürlük’ olduğunu vurguladı.
*Kaç yıl bağımlı kaldınız? Bu süreç nasıl başladı?
**İsmim K. D., 28 yaşındayım ve tam 15 yıllık bir madde geçmişim var. Ben zaten yapı olarak hiperaktif biriydim. Hayatıma hızlı bir şeyler girince, ilk kullandığım maddenin diğerlerine göre daha masum olduğunu düşünmüştüm. Meğerse yanılmışım; o madde en kötüsüymüş. Hepsinin başlangıcı, bağımlılığın kapısını açan asıl anahtar oymuş.
*Bir bağımlının, ‘Ben artık kurtulmak istiyorum’ demesini sağlayan şey genellikle nedir? Zorlamayla, aile baskısıyla bu süreç başarıya ulaşabiliyor mu?
**Kesinlikle dibi görmesi gerekiyor. Ama o dipte de öyle ince bir çizgi var ki, tam o anda kişiyi ikna etmeniz lazım. Ben artık bağımlılığım hakkında rahatça konuşabiliyorum. Bir çukurdaydım, o çukurun içinde olduğumu da biliyordum ama maddenin beynimdeki ödül merkezine verdiği haz, tüm sorunları örtbas ediyordu. Anneden, babadan göremediğim saygıyı ve sevgiyi maddede bulabiliyordum. Sıkılma yoktu, sadece haz vardı; ama sonrasında sorunlarla yüzleşmemiş oluyordun. Bağımlılık, ‘insana yakışmayan bir tasmanın boynuna takılması’ demektir. Hayattaki ‘ilk önceliğinin o madde olması’ demektir. Annemin ayaklarıma sarılıp, ‘Oğlum gitme’ diye hüngür hüngür ağlarken, benim apartmandan çıkana kadar ‘annemin o gözyaşlarını unutmam’ demektir. Madde beni bu kadar vicdansız yaptı. İnsanların merhametini kullanarak, telefondaki rehberi tek tek gezip para bulma yoluna gidiyordum. Öyle bir manipülasyoncu, öyle bir üçkağıtçı oluyorsun ki... Çünkü o parayı bir şekilde bulmak zorundasın. O kadar büyük bir hazzın bir de düşüşü oluyor ve o düşüşe katlanamıyorsun.
*Sizi bağımlılığa götüren asıl neden veya nedenler neydi?
**Baş edemediğimiz, baş etmek de istemediğimiz ama çözmeye de çalışmadığımız psikolojik problemler... Sonrasında bir eve girmişiz ve her şeyi unutmuşuz. İnsan bunu bir kurtuluş sanıyor. Evet, sorunları halletse daha mutlu olacak ama işin aslı öyle değilmiş. İnsan ayıkken çok daha mutlu olabiliyormuş. Ayık kaldığında, kendine ‘Hayır’ demeye başladığında kendine olan saygın artıyor. Biz toplum olarak özgürlük ile sorumluluğu birbirine karıştırmışız. Halbuki ikisi de aynı şeymiş. Özgürlüğü ‘her şeyi yapabilmek’ olarak algılamışız ama özgürlük aslında o değilmiş. Ben kendime ne kadar ‘hayır’ diyebiliyorsam kontrol içeride, yani bende başlıyor. Biz hep dışarısıyla uğraşıyoruz. Başkalarını değiştirmeye çalışacağımıza, önce kendimizi değiştirsek ya…
*Toplum olarak bağımlılıktan kurtulan gençlere karşı ciddi bir ön yargımız var. Bu gençlerin temiz bir sayfa açtıktan sonra tekrar eskiye dönmemeleri için ne yapılmalı? Bu süreçte neler öğrendiniz?
**İnsanın kendi zaaflarını bilip, açık kapılarını kapatması lazım. Ben bir eğitim gördüm ve bu eğitimde bize, ‘Bak şu olursa tekrardan başlarsın, şu durum seni tetikler’ diye her şeyi açıkça anlattılar. Örneğin bir odayı ısıttığınızda ufacık bir delik varsa, o deliği de kapatmanız gerekir. Bunu ciddiye alacaksın. Bu hastalıkta, ‘Başardım, bu iş bitti’ diye bir şey yok. Bu, durdurulabilir ve kontrol edilebilir bir hastalık. Evet, madde bizden güçlü. Bağımlılık bizden güçlü ama bizim kadar akıllı değil. Hastalık, seni senden daha iyi tanıyabilir. Çünkü biz duygularımızı yaşamayı bilmiyoruz. Mutluluğun yerine haz koymuşuz. Cenazeye gitmişiz, üzüntünün yerine haz koymuşuz. Öfkenin yerine haz koymuşuz. Maddeyi bırakınca ne olacak? Duygular yavaş yavaş geri gelecek. Tüm bu zorlu süreçlerin geçeceğini bilerek, sabırla hareket edeceğiz. Benim bağımlılıkla mücadelemde en büyük destekçim olan Limanayık Derneği’nde öğrendiğim en güzel şey buydu; sana hayatının sonuna kadar kapılarını açıyorlar, seni asla yalnız bırakmıyorlar.
*Geleceğe dair en büyük hayaliniz, gerçekleştirmek istediğiniz nihai hedefiniz nedir?
**Benim hayalim, son nefesime kadar ayık bir şekilde kalabilmek. Dünyaya geliş sebebimi ve yaşama amacımı unutmadan, bilinçli bir şekilde eşime layık bir eş, evladıma güzel bir baba, Rabbime layık bir kul ve peygamberimize layık bir ümmet olarak yaşamaktan başka hiçbir isteğim yok.