Antalyaspor’un bugün ligde kalabilmek için son hafta hesap yapıyor olması kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü bu takım sezonun büyük bölümünü plansız, kimliksiz ve kırılgan bir görüntüyle geçirdi. Sezon başında yapılan yanlış kadro mühendisliği, bitmek bilmeyen mali krizler, sürekli değişen oyun anlayışı ve sahadaki disiplinsizlik bugün yaşanan tablonun temel sebebi oldu. Haftalar boyunca “bu takım toparlar” denildi ama ortada toparlanan hiçbir şey olmadı. Özellikle iç sahada kaybedilen puanlar Antalyaspor’un fişini çekti. Kümede kalma savaşı veren bir takımın kendi taraftarı önünde bu kadar etkisiz kalması kabul edilebilir değil. Daha da kötüsü, sezon boyunca aynı problemler tekrar etmesine rağmen kimse çıkıp net şekilde sorumluluk almadı. Her kötü sonucun ardından başka bir bahaneye sığınıldı. Hakem dendi, şanssızlık dendi, eksikler dendi ama kimse dönüp takımın neden bu kadar kötü savunma yaptığını, neden oyunun sürekli koptuğunu ve neden psikolojik olarak bu kadar kırılgan hale geldiğini konuşmadı. Sonuç olarak Antalyaspor bugün kendi sahasında Kocaelispor’u yenmek zorunda olan ama buna rağmen ligde kalıp kalamayacağını bile bilmeyen bir takım haline geldi.
Fatura tek kişilik değil
Bu noktada tüm faturayı Sami Uğurlu’ya kesmek de doğru olmaz. Çünkü sorun sadece son gelen hocada değil, sezonun tamamında yapılan yanlışlarda. Ancak Uğurlu döneminde de takımın özellikle savunma zaaflarına çözüm bulunamadığı açık şekilde görüldü. Galatasaray maçında iki kez öne geçen bir takımın maçı 4-2 kaybetmesi sadece kalite farkıyla açıklanamaz. Bu biraz da oyunu yönetememekle ilgili. Antalyaspor sezon boyunca öne geçtiği birçok maçta geri çekildi ve bunun bedelini ağır ödedi. Teknik ekip bazen değişikliklerde geç kaldı, bazen de oyunun gidişatını okuyamadı. Ama asıl problem, bu takımın sezon boyunca bir karakter ortaya koyamaması oldu. Şimdi önünde Kocaelispor maçı var. Belki sezonun en stresli 90 dakikası oynanacak. Rakip rahat çıkacak ama Antalyaspor’un omuzlarında bütün bir sezonun baskısı olacak. Böyle atmosferlerde sadece taktik değil, mental güç de belirleyici olur. Antalyaspor ise sezon boyunca en çok mental olarak dağılan takımlardan biri görüntüsü verdi.
Kaderimiz başkalarının elinde
İşin en acı tarafı ise Antalyaspor’un artık sadece kendi maçına odaklanamıyor olması. Kocaelispor’u yensen bile yetmeyebilir. Şimdi gözler Eyüpspor, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği’nin maçlarına çevrilmiş durumda. Antalyaspor kazanacak, sonra rakiplerinden birinin kaybetmesini bekleyecek. Bir kulüp için en ağır durumlardan biri budur. Kendi kaderini başkalarının sonucuna bırakmak. Eyüpspor son haftalarda istikrarsız sonuçlar alsa da hücum gücü yüksek bir takım görüntüsü veriyor. Kasımpaşa inişli çıkışlı bir sezon geçirse de özellikle büyük maçlarda direnç koyabilen bir ekip oldu. Gençlerbirliği ise ligin son bölümünde yakaladığı dirençle birçok takımın hesaplarını bozdu. Yani Antalyaspor’un umut bağladığı rakiplerin hepsi hala ayakta kalabilecek kaliteye sahip. Bu yüzden Antalya’da herkes aynı anda birkaç maçı takip edecek. Bir yanda Corendon Airlines Park’taki skor, diğer yanda telefonlardan gelen haberler… Ama aslında Antalyaspor’u bu hale düşüren şey son hafta değil. Sezon boyunca rakiplerinden daha kötü yönetilen bir takım olması.
Şehir artık yoruldu
Antalya şehri artık aynı şeyleri duymaktan yoruldu. Her sezon benzer krizler, benzer korkular, benzer açıklamalar… Sürekli “ders çıkaracağız” deniliyor ama ortada çıkarılmış bir ders görünmüyor. Taraftar artık sadece futbolculara değil, kulübün tamamına tepki gösteriyor. Çünkü sahada mücadele etmeyen oyuncu da eleştiriliyor, oyunu okuyamayan teknik heyet de, sessiz kalan yönetim de. Antalyaspor gibi büyük bir camianın sürekli son hafta korkusuyla yaşaması normal değil. Bu şehir zamanında Avrupa hedefi konuşan bir takım izledi. Şimdi ise insanların tek beklentisi ligde kalabilmek olmuş durumda. İşte en büyük çöküş de burada başladı. Hedef küçüldükçe kulübün enerjisi de küçüldü. Eğer Antalyaspor kümede kalamazsa bunun adı talihsizlik olmayacak. Bu, aylar süren kötü yönetimin doğal sonucu olacak. Eğer ligde kalırsa da kimse bunu başarı hikayesi gibi anlatmasın. Çünkü son haftaya kadar sürünen bir sezonun sonunda hayatta kalmak, güçlü olduğun anlamına gelmez. Sadece henüz tamamen batmadığını gösterir.