Antalya Haberleri

Çocukların yeni sırdaşı yapay zekâ

Çocukların yapay zekâyı ‘dijital sırdaş’ ve ‘en yakın arkadaş’ gibi görmeye başlaması, uzmanları harekete geçirdi. 2010 sonrası doğan çocuklarda yapay zekânın pratikliği araştırma alışkanlıklarını zayıflatırken, yanlış bilgi, tembelleşme, dolandırıcılık ve sahte içerik tehlikesi aileleri endişelendiriyor.

Abone Ol

Teknolojiyle büyüyen yeni nesil için yapay zekâ artık sadece bir uygulama değil, günlük hayatın doğal bir parçası haline geldi. Özellikle 2010 sonrası doğan çocuklar ve ergenler, yapay zekâyı bir araştırma aracı olmanın ötesinde; konuşulan, danışılan, dertleşilen ve zaman zaman “yakın arkadaş” olarak görülen bir dijital sırdaş gibi kullanmaya başladı. Uzmanlar ise bu durumun çocukların psikolojisi, sosyal gelişimi, eğitim süreci ve dijital güvenliği açısından önemli riskler barındırdığına dikkat çekerek ebeveynlere uyarılarda bulundu. Son dönemde yaygınlaşan yapay zekâ tabanlı sohbet uygulamaları, çocukların günlük yaşamında hızla daha fazla yer edinirken, uzmanlar çocukların bu sistemlere bağlanmasının bir “teknoloji alışkanlığı” olmanın ötesine geçtiğini belirtiyor. Çocukların artık arkadaş edinmek yerine önce yapay zekâ ile sohbet etmeye başladığı, zamanla ise bunu bir tür rutin iletişim biçimine dönüştürdüğü ifade ediliyor.

Sohbet ediyorlar

Çocukların artık bir arkadaş edinmeden ziyade yapay zekâyla sohbet etmeye başladığı, aralıklarla dertleştiği ve yalnız hissettiği anlarda ona yöneldiği ifade ediliyor. ‘Bazen insan yalnızlık çekiyor, kimse yazamıyor. Yapay zekâ yazıyor’ düşüncesi, özellikle çocuklar için yapay zekâyı daha cazip hale getiriyor. Bu durumun “olabilir şeyler” olarak görülmesi, yapay zekânın çocukların hayatında ne kadar hızlı yer edindiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, yapay zekânın çocukları sosyalleştirmesi yerine asosyalleştirdiğini savunuyor. Çocukların telefonla daha fazla vakit geçirmesi, ekran bağımlılığını artırırken, gerçek sosyal ilişkilerin zayıflamasına neden olabiliyor. Özellikle kitap okuma ve araştırma alışkanlıklarının geri plana atıldığı, çocukların birçok konuda yalnızca yapay zekâya yöneldiği vurgulanıyor. 2010 sonrası doğan çocuklarda yapay zekânın pratikliğinin araştırma özelliklerini en aza indirmesi. Çocukların birden fazla kaynaktan bilgi toplamak yerine doğrudan yapay zekâya başvurmasının, daha az düşünmelerine ve hazır bilgiye yönelmelerine yol açtığı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede çocukların düşünme ve sorgulama becerilerini zayıflatabileceğini belirtiyor. Öte yandan yapay zekânın ortaya çıkardığı tehlikeler de gündemde. Son dönemde sohbet uygulamalarının devreye girmesiyle birlikte, yapay zekânın sınırlarının zorlandığına dikkat çekiliyor. Bu durumun yalnızca teknoloji kullanımı değil, aynı zamanda dijital dünyada yeni risk alanları anlamına geldiği belirtiliyor. Dolandırıcılık başta olmak üzere birçok konuda yapay zekânın kötü amaçla kullanılabileceği, dijital tarafta ciddi bir sıkıntıya yol açabileceği vurgulanıyor.

Üretkenlik zayıflıyor

Uzmanlar, özellikle sahte fotoğrafların üretilebilmesinin korkutucu bir boyuta ulaştığını ifade ediyor. Yapay zekânın gerçek gibi görünen görseller üretebilmesi, çocukların manipülasyona açık hale gelmesine neden olabiliyor. Ayrıca yapay zekânın her zaman doğru bilgi vermediği de örneklerle gündeme geliyor. Metinde, matematik sorularında yanlış cevaplar verdiği, üniversite sınavı gibi kritik süreçlerde bile hatalı yönlendirmeler yapabildiği belirtiliyor. Bu durum, çocukların yapay zekâdan aldığı bilgiyi doğru kabul etmesi halinde ciddi yanlış öğrenmelere yol açabileceği endişesini doğuruyor. Yapay zekânın bazı alanlarda “şahane” görünse de, çocuklarda tembelleştirme etkisi yaratabileceği de tartışılıyor. Bir tasarım istendiğinde ya da bir çalışma yapılması gerektiğinde, yapay zekânın saniyeler içinde sonuç üretmesi çocukların emek verme alışkanlığını zayıflatabiliyor. Metinde “Ben o tasarım üzerine minimum asla çalışmam gerekiyor ama yapay zekâ öyle değil, kaç saniye?” ifadeleriyle bu kolaycılığın altı çiziliyor. Bu durumun uzun vadede çocukların üretkenliğini azaltabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre çocukların yapay zekâyı “dijital sırdaş” gibi görmesine karşı ailelerin dikkatli olması gerekiyor. Yapay zekânın gerçek olmadığı, bir insan olmadığı çocuklara mutlaka anlatılmalı. Ayrıca yapay zekâdan alınan yanıtların birden fazla kaynaktan araştırılması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, ebeveynlere en önemli görevin çocuklarla yakın temas kurmak olduğunu hatırlatıyor. Çocukların ne yaptığını görmek, hangi uygulamaları nasıl kullandığını takip etmek ve olası yanlış öğrenmelerde müdahale ederek doğru bilgiye yönlendirmek gerektiği ifade ediliyor. Ailelerin çocuklarıyla yakın ilişkiler kurmasının, dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklere karşı en güçlü koruma kalkanı olacağı belirtiliyor.