​Sivas Madımak Oteli’nde 33 canın yakılarak katledilmesinin 33’üncü yılı dolayısıyla Antalya’daki Alevi dernekleri ile Emek ve Demokrasi Güçleri, Attalos Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Britanya, Avustralya ve Kıbrıs gibi dünyanın pek çok noktasında eş zamanlı olarak meydanlara çıkan yüz binlerce adalet arayıcısıyla sesdaş olduklarını belirten platform bileşenleri, eşit yurttaşlık ve gerçek bir demokrasi için Madımak ile yüzleşilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kurumlar adına basın açıklamasını okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, 33 yıldır dinmeyen bir acı ve aynı kararlılıkla adalet peşinde koştuklarını vurguladı.

SAYD: Günah keçisi yine acentalar mı?
SAYD: Günah keçisi yine acentalar mı?
İçeriği Görüntüle

​‘Sadece anmaya gelmedik’

​Konuşmasına ‘Dönen dönsün, ben dönmezsem yolumdan’ anlayışıyla mücadele edenleri selamlayarak başlayan Adnan Arslan, meydanlardaki buluşmanın sıradan bir anma etkinliği olmadığını ifade etti. Arslan, şu sözlerle kararlılık mesajı verdi: “Bizler bugün buraya sadece 33 yıl önce yitirdiğimiz canlarımızı anmaya gelmedik. Hesap sormaya, yüzleşmeye ve bu toprakların kötü talihini değiştirmek için omuz omuza vermeye geldik. Gerici, ırkçı, tekçi, inkarcı ve katliamcı zihniyetin utancını, o karanlık odakların yüzüne vurmaya geldik. Yüreğimizde 33 yıldır sönmeyen o kor ateşi haykırmak için buradayız.” Arslan, 33 yıldır adalet mücadelesinin en ön sahasında yer alan ailelerin, en insani hakları olan adaleti göremeden ve Madımak Oteli’nin bir ‘utanç müzesi’ olduğuna şahit olamadan birer birer Hakka yürüdüğünü hatırlatarak, onların mücadele mirasını sonuna kadar sahipleneceklerinin sözünü verdi.

‘Amasız ve fakatsız…’

​Devlete ve hükümete net bir çağrıda bulunan Arslan, toplumsal hafızayı silmek isteyen egemen akla karşı taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Canlarımızın katledildiği, insanlığın yakıldığı o karanlık mekân, yani Madımak Oteli derhal, amasız ve fakatsız ‘utanç müzesi’ yapılmalıdır. O bina bu ülkenin yüzleşme nişanesi olana kadar bu talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.​Ülkedeki mevcut siyasi ve toplumsal krizlerin geçmişteki katliamların cezasız kalmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savunan Arslan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün sokak ortasında katledilen kadınların, talan edilen doğamızın, derelerimizin, ormanlarımızın, halkın iradesine ipotek koyan kayyumların, hukuk darbelerinin ve irade gasplarının ana nedeni; katliamlarla hesaplaşılmaması ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesidir. Geçmişin bu ağır hesapları verilmeden bu ülkeye ne demokrasi gelebilir ne de hakiki bir barış inşa edilebilir. Dünü aydınlatılmayan bir ülkenin bugünü karanlık, yarını ise esarettir.”

‘Unutmayacağız, unutturmayacağz’

​Katliamcı zihniyetin tarih boyunca Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Malatya, Sivas ve Gazi’de aynı nefretle saldırdığını, bugün ise Suriye’de Alevi halkına yönelik benzer bir vahşet olarak ortaya çıktığını ifade eden Arslan, bu süreçlerin emperyalizmden ve NATO politikalarından bağımsız okunamayacağını söyledi. Arslan, “Emperyalist boyunduruktan kurtulmak, eşit yurttaşlık için olmazsa olmaz bir koşuldur” diyerek laiklik vurgusu yaptı.​Adalet mücadelesinin sadece Aleviler için değil, bu topraklarda ezilen, sömürülen ve yok sayılan tüm halklar, inançlar ve kadınlar için olduğunu belirten Adnan Arslan, açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı: “Elimizde Pir Sultan’ın bağlaması, dilimizde Şah-ı Merdan Ali’nin avazı, dizlerimizde Asuman’ın, Belkız’ın yarım kalan semahıyla; Hasret’in, Nesimi’nin, Muhlis’in anısıyla buradayız. Katliamlarla hesaplaşılmadan demokrasi gelmez; hesaplaşacağız ve er ya da geç ama mutlaka hesabını soracağız. 33 can, 33 yıl; unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.”

Muhabir: Arzu YAVUZ