Yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte evlerde, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde, otellerde ve hastanelerde klima kullanımı da yaygınlaşıyor. Serinlemek için vazgeçilmez hale gelen klimaların düzenli bakımının yapılmaması ise basit üst solunum yolu enfeksiyonlarından lejyoner hastalığına kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle merkezi sistemlerin kullanıldığı toplu yaşam alanlarında periyodik bakım ve temizlik hayati önem taşıyor. Klimalar, doğru kullanıldığında yaşam konforunu artırırken, ihmal edilen bakım süreçleri sağlık açısından önemli riskleri beraberinde getiriyor. Filtrelerin düzenli temizlenmemesi, su haznelerinde ve hava kanallarında bakteri, küf ve mantar oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Bu mikroorganizmalar, klimaların oluşturduğu hava akımıyla birlikte kapalı ortamlara yayılarak çeşitli hastalıklara neden olabiliyor.

Merkezi sistemlerde risk daha yüksek

Lejyoner hastalığı, halk arasında çok bilinmese de özellikle büyük ve merkezi sistemlerin bulunduğu alanlarda ortaya çıkabilen ciddi bir akciğer enfeksiyonu olarak biliniyor. Alışveriş merkezleri, hastaneler, oteller, plazalar, yurtlar ve benzeri kalabalık yaşam alanlarında bulunan merkezi klima sistemleri, gerekli bakım ve dezenfeksiyon işlemleri yapılmadığında bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşturabiliyor. Su sistemlerinde birikebilen Legionella bakterisi, klima ve havalandırma sistemleri aracılığıyla ortama yayılarak insanlara bulaşabiliyor. Solunum yoluyla vücuda giren bakteriler, zatürreye benzer belirtilerle seyreden lejyoner hastalığına yol açabiliyor.

Hastalık bazı kişilerde ağır seyrediyor

İleri yaş grubundaki bireyler, kronik akciğer hastaları, kalp ve böbrek rahatsızlığı bulunanlar ile diyabet hastalarında lejyoner hastalığı daha ağır seyredebiliyor. Bazı vakalarda hastane yatışı gerekebilirken, hastalığın ilerlemesi durumunda yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyulabiliyor. Bağışıklık sistemi zayıf kişiler de risk grubunda yer alıyor. Klimaların tek başına hastalık nedeni olmadığı, asıl sorunun yanlış kullanım ve yetersiz bakım olduğu belirtiliyor. Düzenli temizlenmeyen filtrelerde zamanla toz, polen, küf ve mantar sporları birikebiliyor. Bu durum özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde çeşitli reaksiyonlara, astım hastalarında ise atakların tetiklenmesine neden olabiliyor. Kapalı ortamlarda uzun süre çalışan klimalar, yeterli havalandırma yapılmadığında ortam havasının kalitesini düşürebiliyor. Bu nedenle belirli aralıklarla pencerelerin açılarak ortamın temiz hava ile desteklenmesi öneriliyor.

ASSİM'de gündem kadın cinayetlerinin dijital çağdaki yansımaları
ASSİM'de gündem kadın cinayetlerinin dijital çağdaki yansımaları
İçeriği Görüntüle

Filtre temizliği ihmal edilmemeli

Klimaların çok düşük derecelerde çalıştırılması da sağlık açısından bazı riskleri beraberinde getiriyor. İç ortam ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkının 5 dereceden fazla olması, vücudun ani sıcaklık değişimine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırabiliyor. Ayrıca klima hava akımının doğrudan insan vücuduna yöneltilmesi, kas ağrıları, boyun tutulmaları ve çeşitli rahatsızlıklara neden olabiliyor. Bu nedenle hava akımının doğrudan kişilere gelmeyecek şekilde ayarlanması tavsiye ediliyor. Ev tipi klimalarda filtrelerin düzenli aralıklarla temizlenmesi, yılda en az bir kez genel bakım yaptırılması büyük önem taşıyor. Merkezi sistemlerde ise periyodik bakım, dezenfeksiyon ve kontrol işlemlerinin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle yoğun insan trafiğinin bulunduğu hastane, otel, alışveriş merkezi ve iş merkezlerinde klima sistemlerinin düzenli olarak denetlenmesi, toplum sağlığı açısından kritik önem taşıyor. Yüksek sıcaklıkların yaşandığı yaz aylarında klimalar günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, düzenli bakım ve bilinçli kullanım sayesinde hem yaşam konforunun korunması hem de sağlık risklerinin önüne geçilmesi mümkün oluyor.

Muhabir: Zehra ÇİÇEK