Antalya Haberleri

‘Şiddet bireysel değil yapısal bir sorundur’

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin uluslararası sempozyumunda konuşan uzmanlar, toplumda artan şiddet iklimi, raylı sistemlerdeki intih*rlar ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara karşı acil eylem planı çağrısında bulundu

Abone Ol

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası ve 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu, Antalya Pine Beach Belek Hotel’de geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin son dönemde en önemli gündem maddeleri haline gelen şiddet olayları, intiharlar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dijital şiddet konuları masaya yatırıldı. Uzmanlar, yaşanan olayların sadece bireysel değil, yapısal sorunlardan kaynaklandığını vurguladı. Toplantının açılışında konuşan Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nalan Kalkan Oğuzhanoğlu, sempozyumun içeriğine dair verileri paylaştı. Oğuzhanoğlu, "Bilimsel program kapsamında toplam 14 kurs, 4 çalışma grubu, 30 panel ve 10 uzmanla buluşma oturumu gerçekleştirilmiştir. Programda ayrıca dergi oturumu, 6 konferans, 'On Soruda Bir Konu' başlığı altında 4 oturum ve 1 forum yer almıştır. Bilimsel katkılar çerçevesinde 82 sözlü bildiri ve 46 poster bildiri sunulmuş; 2 araştırma projesi oturumu ile 2 araştırma bildirisi değerlendirme oturumu düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra 8 çalışma ödüle aday gösterilmiş ve 8 proje teşvik kapsamında desteklenmiştir. Toplam 162 konuşmacının yer aldığı etkinliğe 441 katılımcı katılmış, bunların 103’ü burslu olarak desteklenmiştir. Almanya, İngiltere, İtalya ve Hollanda’dan gelen 6 yabancı konuşmacı bilimsel programa katkı sunmuştur" dedi.

Raylı sistemlerdeki intiharlar

Son dönemde İstanbul’da raylı sistemlerde artan intihar olaylarına dikkat çeken Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal, bu durumun acil ele alınması gerektiğini belirtti. Ünal şunları söyledi: "Son dönemde okullarda ve kamusal alanlarda artan şiddet olayları, toplum ruh sağlığı açısından ciddi bir kaygı kaynağıdır. İstanbul’da raylı sistemlerde art arda yaşanan intihar olayları hepimizi derinden üzmekte; bu durum yalnızca bireysel kayıplar değil, kamusal güvenlik açısından da ciddi bir soruna işaret etmektedir. İntihar davranışı; ruhsal hastalıklar, umutsuzluk, ekonomik zorluklar ve destek sistemlerinin zayıflaması gibi çok etmenli bir süreçtir. İntihar önlenebilir. Bunun için ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve ölümcül yöntemlere erişimin sınırlandırılması büyük önem taşımaktadır. Raylı sistemlerde yaşanan intiharlar için platform bariyerleri ve güvenlik sistemleri gibi etkili koruyucu önlemler alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki; yalnız değilsiniz, yardım vardır."

Sağlıkta şiddet yapısal bir sorun

Sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddet üzerine değerlendirmelerde bulunan TPD Genel Sekreteri Uzm. Dr. Gülsüm Zuhal Kamış, şiddetin önlenmesi için sistemsel değişikliklerin şart olduğunu ifade etti. Kamış, konuşmasında, "Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, yıllardır çözülememiş bir sorun olarak varlığını sürdürüyor. Sağlık çalışanlarının en az üçte birinin fiziksel şiddete, yüzde 95’inden fazlasının ise sözel şiddete maruz kaldığı bir ortamdayız. Bu şiddet ortamı bireysel değil, yapısal bir sorundur. Şiddet riskini azaltacak tedbirlerin azlığı, adli yaptırımların yetersizliği ve performans baskısı bu durumu beslemektedir. Acil servisler başta olmak üzere tüm sağlık birimleri tıbben gerekli hizmetlerin sunulduğu alanlar haline getirilmelidir. Hasta yakınları ve sağlık çalışanları bir çatışmanın tarafı değil, iş birliği yapan taraflar olmalıdır. Şiddetsiz bir sağlık ortamı toplumsal bir öncelik haline getirilmelidir” ifadelerine yer verdi.

Kadına şiddet küresel bir sorun

Kadına yönelik şiddetin temelinde güç eşitsizliği yattığını belirten TPD Saymanı Doç. Dr. Hayriye Mihrimah Öztürk, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun önemine vurgu yaptı. Öztürk, "Kadına yönelik şiddet, cinsiyetler arası güç eşitsizliğinin bir sonucu ve temel insan haklarının ihlalidir. Dünya genelinde her üç kadından biri şiddete maruz kalmaktadır. Şiddet; travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve intihar riskini artırmaktadır. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz; kültürel veya geleneksel hiçbir referans bunu meşrulaştıramaz. En önemli sorunlardan biri cezasızlık algısıdır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun, kadınların yaşam hakkını güvence altına almak için kritik öneme sahiptir. Kalıcı çözüm için toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı ve zihniyet dönüşümü gerçekleştirilmelidir. Şiddeti önlemek, kadınlara inanmak ve destek mekanizmalarını erişilebilir kılmakla başlar” dedi.

‘Cinsel yönelimler bir hastalık değil’

Cinsiyet çeşitliliği ve cinsel yönelimlere yönelik insan hakları ihlallerine değinen TPD Örgütlenme Sekreteri Uzm. Dr. Ali Gökhan Eşim, ayrımcı politikaların toplum sağlığına zarar verdiğini belirterek, "Cinsiyet çeşitliliği ve heteroseksüellik dışı cinsel yönelimlerin bir hastalık olmadığını tekrar vurguluyoruz. Son dönemde LGBTİ+ bireylere yönelik artan kısıtlamalar, evrensel insan hakları açısından ciddi bir tehdittir. Özellikle cinsiyet uyum süreçlerine erişimin zorlaştırılması, ruhsal iyilik halinin bozulmasına ve psikososyal risklerin artmasına yol açmaktadır. Sağlık hizmetleri ideolojik ve politik müdahalelerden bağımsız olmalıdır. Ayrımcı söylemler toplumsal barışı zedelemektedir. Her bireyin bilimsel temelli sağlık hizmetine eşit erişim hakkı vardır. Ötekileştiren değil, insan onurunu ve eşitliği temel alan politikalar geliştirilmelidir” diye konuştu.

‘Kullanılan dil halk sağlığını etkiliyor’

Medyada şiddetin sunumuna dair uyarılarda bulunan TPD Eğitim Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Şahabettin Çetin, sorumlu haberciliğin önemini anlatarak, "Şiddetin haberleştirilmesinde kullanılan dil ve görseller büyük riskler taşır. Failin kahramanlaştırılması veya eylemin akıl hastalığına atfedilmesi, hem psikiyatrik bozuklukları damgalamakta hem de şiddetin esas nedenlerini gizlemektedir. Sansasyonel anlatım taklit riskini artırabilir. Ruhsal hastalığı olan kişiler şiddetin faili değil, genellikle mağdurudur. Şiddetin asıl belirleyicileri sosyal yoksunluk ve ekonomik güvensizliktir. Medyayı; faili yücelten değil toplumu bilgilendiren, mağduru koruyan ve destek mekanizmalarını görünür kılan bir dil kurmaya çağırıyoruz. Sorumlu habercilik bir etik tercih değil, halk sağlığı meselesidir” dedi.

‘Dijital dünya yeni bir şiddet alanı’

Son olarak dijital şiddet konusuna dikkat çeken TPD Asistan Hekimlik Sekreteri Dr. Nur Temizkan, sanal dünyadaki saldırıların fiziksel sonuçları olduğunu hatırlatarak, "Dijital şiddet; taciz, tehdit, şantaj ve kontrol davranışlarının teknolojik araçlarla sürdürülmesidir. Siber takip, kişisel bilgilerin ifşası ve yapay zeka ile üretilen rızasız içerikler bu şiddetin en tehlikeli boyutlarıdır. Dijital şiddetin anonim olması ve hızla yayılması etkisini ağırlaştırmaktadır. Birleşmiş Milletler verilerine göre kadın gazetecilerin büyük çoğunluğu bu şiddete maruz kalmaktadır. Dijital alan da bir yaşam alanıdır ve orada maruz kalınan şiddet gerçektir; etkileri yıkıcıdır. Dijital şiddetle ancak toplumsal ve yapısal düzeyde eş zamanlı bir mücadeleyle baş edebiliriz. Daha güvenli bir dijital dünyayı ancak bütüncül bir yaklaşımla kurabiliriz” ifadelerini kullandı.