Antalya Haberleri

Tanıdan teknolojiye

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü vesilesiyle otizm spektrum bozukluğu (OSB), tanılama süreçlerinden teknolojik gelişmelere ve tartışmalı beslenme yöntemlerine kadar geniş bir yelpazede yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, erken tanının hayati önemine dikkat çekerken, ailelerin tanı sonrası yaşadığı "yol haritası" eksikliğinin en büyük engel olduğunu vurguluyor.

Abone Ol

Otizm tanısı alan çocukların aileleri için süreç, genellikle "şok" ve "kabullenme" evreleri arasında gidip gelen zorlu bir psikolojik mücadeleyle başlıyor. 2026 yılı itibarıyla yapılan güncel araştırmalar, ailelerin en büyük sorununun tanıdan ziyade, "şimdi ne yapmalıyız?" sorusuna yanıt bulamamak olduğunu gösteriyor. Yol haritası eksikliği: Tanı anından itibaren ailelere eşlik edecek sistemli bir danışmanlık mekanizmasının yetersizliği, ebeveynleri yalnızlık hissine sürüklüyor. Sosyal ve maddi yük: Özellikle annelerin bakım yükünü büyük oranda üstlenmesi; sosyal, mesleki ve psikolojik alanlarda tükenmişliğe yol açıyor. Koordinasyon ihtiyacı: Uzmanlar, sağlık ve eğitim kurumları arasında kurulacak güçlü bir eşgüdümün, ailenin üzerindeki belirsizliği azaltacağını belirtiyor.

Beslenme ve otizm

Son yılların en çok tartışılan konularından biri olan ‘Glutensiz/Kazeinsiz (GFCF) diyetler’ üzerindeki bilimsel incelemeler netleşmeye başladı. Otizmli çocuklarda beslenme yöntemlerinin etkileri üzerine yapılan güncel çalışmalar şu sonuçları ortaya koyuyor. Sindirim sistemi üzerindeki etkiler: GFCF diyetinin, çocuklarda sık görülen mide-bağırsak (gastrointestinal) sorunlarını azalttığına dair bulgular mevcut. Ancak bu durumun doğrudan otizmin çekirdek belirtilerini (sosyal etkileşim, iletişim) iyileştirdiğine dair kesin bir bilimsel kanıt henüz bulunmuyor. Yaşam kalitesi algısı: Araştırmalar, diyet uygulayan ailelerin çocuklarının beslenme rutinlerinin düzene girdiğini ve bu durumun ebeveynlerin yaşam memnuniyetini olumlu etkilediğini gösteriyor. Uzman uyarısı: Tohum Otizm Vakfı gibi kuruluşlar, bu tür diyetlerin mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapılması gerektiğini, aksi takdirde kalsiyum ve karbonhidrat eksikliği gibi büyüme sorunlarına yol açabileceğini hatırlatıyor.

Yapay zekayla erken teşhis

Teknolojideki hızlı ilerleme, otizm tanısında devrim yaratıyor. Türkiye’de de hayata geçirilen yeni projeler, yapay zekanın erken teşhisteki gücünü kanıtlıyor. Hata payı düşüyor: Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi gibi kurumlar tarafından yürütülen TÜBİTAK destekli projelerde, kameralar aracılığıyla çocukların hareketleri analiz ediliyor. Yaklaşık 40 bin veri üzerinden yapılan değerlendirmelerle, otizm belirtileri çok erken yaşlarda saptanabiliyor.3 dakikada analiz: Türkiye’de kullanıma sunulan "Erken Farket" gibi yapay zeka tabanlı platformlar, 2-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimini 6 farklı alanda analiz ederek %95 doğruluk payıyla erken uyarı verebiliyor. Geleceğin rolü: Yapay zeka, sadece tanı koymakla kalmıyor; her çocuğun ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş eğitim modelleri oluşturulmasına da olanak sağlıyor. 2026 yılında otizm, bir "eksiklik" değil, desteklenmesi gereken bir "farklılık" olarak kabul ediliyor. Erken tanı için teknolojiden yararlanmak kadar, tanı sonrası aileye sunulacak psikososyal destek de hayati önem taşıyor.