Kars Çayı’nın hemen kenarındaki kayalıklar üzerine kurulu olan Kars Kalesi, 1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik Izzeddin tarafından yaptırıldı. Yüzyıllar boyunca şehri koruyan bu kadim kale, sur duvarları ve stratejik konumuyla Kars’ın gözlem noktası konumunda. Ziyaretçiler, kaleye tırmandığında yalnızca serin bir Kars rüzgarı değil; Kümbet Camii (12 Havariler Kilisesi),Taş Köprü ve tarihi Baltık mimarisi evlerin panoramik manzarası karşılıyor. Taş patikalardan tepeye doğru yürürken surların sunduğu seyir teraslarında fotoğraf molası vermek gezi severlerin vazgeçilmezleri arasında.


Askeri yapıdan lezzet durağına
Kars Kalesi’nin hemen eteklerinde yer alan ve 1734 yılında inşa edilen Süvari Tabyası, günümüzde Türkiye'nin ilk tematik peynir müzesine ev sahipliği yapıyor. Tarihi bir askeri yapının içerisine kurulan müze, Kars'ın dünyaca ünlü gravyer ve eski kaşar geleneklerini interaktif bir anlatımla sergiliyor.
Ziyaretçiler, müze içerisinde gezintiye çıktığında; yüksek rakımlı Kars yaylalarındaki bitki çeşitliliğinin sütün aromasına etkisinden tutun da bakır kazanlardaki pişirilme aşamalarına kadar tüm süreç dijital canlandırmalarla sunuluyor. Kars’ın sosyal tarihini ve peynir ticaretinin şehre kazandırdığı kültürel zenginliği anlatan dekoratif alanlar bulunuyor. Müze gezisini tamamladıktan sonra Kars gravyeri, göbek kaşarı ve çeçil peynirinin tadına bakıp hediyelik alışveriş yapma imkanı sunuluyor.

Gezginler için küçük ipuçları
Gezginlere, sabah Kars Kalesi’ne çıkarak gün ışığında panoramik manzaranın tadını çıkarmaları ve ardından kale eteklerindeki Peynir Müzesi’ne geçmeleri öneriliyor. Peynir Müzesi ve tadım alanları için ortalama 1 - 1,5 saat ayırmak yeterli. Peynir Müzesi’nin taş kemerli mahzen yapısı fotoğraf çekimi için harika bir atmosfer sunuyor. Kars’ın köklü savunma tarihini hissetmek ve dünyaca ünlü gastronomi mirasını yerinde keşfetmek isteyenler için Kars Kalesi ve Peynir Müzesi ikilisi rota listenin ilk sıralarında yer almalı.





