Peter Pan Sendromu’nun kişinin yetişkin sorumluluklarını üstlenmekten kaçınması ve çocukluk veya ergenlik dönemindeki gibi davranmaya devam etmesi durumunu tanımlayan bir kavram olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Nükte Balcı, “Bu terim, ilk olarak Psikolog Dan Kiley tarafından 1983 yılında yayımlanan ‘Peter Pan Sendromu: Hiç Büyümeyen Erkekler’ adlı kitabında kullanılmıştır. Klinik bir tanı değildir, resmi bir ruhsal hastalık teşhisi olarak kabul edilmemiştir ve Amerikan Psikiyatri Birliği'nin Tanısal ve İstatistiksel Ruhsal Bozukluklar El Kitabı (DSM) içinde yer almaz. Daha çok bir dizi belirti ve davranış örüntüsünü tanımlayan psikolojik bir konsepttir. Peter Pan Sendromu, resmi olarak bir psikolojik hastalık değildir. Daha çok bir kişilik özelliği veya bir davranışsal örüntü kümesi olarak kabul edilir. Ancak bu örüntülerin altında yatan başka psikolojik sorunlar (kaygı, depresyon, özgüven eksikliği vb.) yatabilir. Bu durum, bireyin adaptasyonunu ve işlevselliğini olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.
‘Sorumluluktan kaçmak’
Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB) ile arasında farkların olduğunu belirten Nükte Balcı, “Peter Pan Sendromu'nda sorumluluktan kaçış ön plandayken, NKB'de birey kendisini özel ve üstün görür. Peter Pan sendromlu bir bireyde narsistik özellikler görülebilse de bu iki durum aynı değildir. Bağımlı Kişilik Bozukluğu (BKB) aşırı boyutta başkalarına bağımlılık, ayrılık kaygısı ve karar alma güçlüğü ile belirgindir. Peter Pan Sendromu'nda birey sorumluluktan kaçarken, BKB'de başkalarının sorumluluk almasını bekler ve onlara aşırı derecede yapışır. Her ikisinde de karar verme güçlüğü görülebilir ancak temel motivasyonlar farklıdır. Peter Pan sendromlu birey bağımlı olabilir ama bu birincil özelliği değildir, birincil özelliği sorumluluktan kaçmaktır” ifadelerini kullandı.
‘Hiç büyümeyen erkekler’
Araştırmalarda Peter Pan Sendromu’nun daha çok erkeklerle ilişkilendirildiğini söyleyen Balcı şunları kaydetti: “Dan Kiley'in orijinal çalışması ve popüler algı genellikle bu sendromu erkeklerle ilişkilendirmiştir. Kiley'in kitabının başlığı bile ‘Hiç Büyümeyen Erkekler’ şeklindeydi. Ancak günümüzde hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebileceği düşünülmektedir. Toplumsal beklentiler ve cinsiyet rolleri, erkeklerin ‘güçlü’ ve ‘sorumluluk sahibi’ olma baskısı altında, bu beklentileri karşılayamaması durumunda Peter Pan özelliklerini daha belirgin sergilemesine neden olabilir. Yine de kadınlarda da benzer şekilde sorumluluktan kaçınma ve yetişkinliğin getirdiği zorluklarla yüzleşmeme durumları görülebilir.”
Merkezinde neler yer alıyor?
Klinik Psikolog Nükte Balcı, Peter Pan Sendromu'na sahip bireylerde en yaygın görülen belirtileri şu şekilde aktardı: “Sorumluluktan kaçınma, uzun süreli bağımlılık, gelecek planı yapmada zorluk. Dürtüsel davranışlar; anlık zevklere odaklanma, sonuçlarını düşünmeden hareket etme. Duygusal olgunlaşmamışlık; duygularını yönetmekte zorlanma, çocukça tepkiler verme, ani ruh hali değişimleri. Ciddi ilişkilerden kaçınma; romantik ilişkilerde derin bağ kurmaktan veya evlilik gibi taahhütlerden uzak durma. Oyun ve eğlenceye aşırı düşkünlük; yetişkin sorumlulukları yerine oyun, hobiler ve eğlenceye aşırı zaman ayırma. Sorumluluk almaktan kaçınma, Peter Pan Sendromu'nun en temel ve belirleyici özelliğidir. Yetişkinliğin getirdiği yükümlülüklerden kaçınma, finansal bağımsızlık kuramama, ev işlerine veya kişisel gelişimine yönelik adımları atmama bu sendromun merkezinde yer alır.”
‘Anne-babanın korumacı tavrı’
Peter Pan Sendromu'nun gelişmesinde çocukluk dönemi anne-baba tutumlarının büyük etkisi olduğuna dikkat çeken Nükte Balcı, “Peter Pan Sendromu'nun gelişiminde çocukluk dönemi anne-baba tutumları temel faktörlerden biridir. Ebeveynlerin çocuklarına karşı sergilediği davranışlar, çocuğun yetişkinliğe hazırlanmasında kritik bir rol oynar. Aşırı korumacı ebeveynler (Helikopter Ebeveynler), çocuğun kendi başına kararlar almasına, sorunlarla yüzleşmesine ve sorumluluk üstlenmesine izin vermezler. Çocuğun hata yapmasını engellemek veya onu her türlü zorluktan korumak adına sürekli müdahale ederler. Bu durum, çocuğun öz yeterlilik duygusunu geliştirmesini engeller ve yetişkinlikte de sürekli bir kurtarıcı veya destek bekler hale gelmesine yol açar. Hiç sınır koymayan aileler (Permisif Ebeveynler), çocuğa kurallar ve sınırlar koymadıkları için çocuk, gerçek dünyanın sonuçlarını deneyimleyemez. Her istediği yapılan ve herhangi bir sorumluluk alması beklenmeyen çocuklar, yetişkinlikte de kurallara uymakta zorlanır, dürtüsel davranır ve sorumluluk almaktan kaçınır. Bu tutum, ‘Benim için her şey yolunda, başkaları benim yerime yapar’ düşüncesini pekiştirir” diye konuştu.
Tedavi yöntemleri nelerdir?
Nükte Balcı, Peter Pan Sendromu’nun tedavi ve yöntemlerini şu şekilde aktardı: “Peter Pan Sendromu için spesifik bir ‘tedavi’ protokolü olmasa da temel psikoterapi yaklaşımları kullanılır. Amaç, bireyin yetişkin sorumluluklarını üstlenmesini sağlamak ve olgunlaşma sürecini desteklemektir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT); sorumluluktan kaçınmaya yol açan olumsuz düşünce kalıplarını ve inançları (örn: ‘Yetişkinlik çok zor’, ‘Ben yapamam’) belirlemeye ve değiştirmeye odaklanır. Davranışsal aktivasyon teknikleri ile sorumluluk alma becerileri adım adım kazandırılır. Psikodinamik Terapi; çocukluk dönemi deneyimleri, ebeveyn ilişkileri ve bilinçdışı çatışmaların yetişkinlikteki davranışlara etkilerini anlamaya çalışır. Bu, sendromun kökenlerini anlamak ve bireyin içsel engellerini aşmasına yardımcı olmak için önemlidir. Varoluşçu Terapi; bireyin yaşamının anlamını sorgulamasına, özgürlük ve sorumluluk kavramlarını keşfetmesine yardımcı olur. Yetişkinliğin getirdiği belirsizlik ve sorumlulukla yüzleşme becerisini geliştirir. Şema Terapi; derin köklü uyumsuz şemaları (örn: Bağımlılık/Yetersizlik, Terk Edilme) ele alır. Bu şemalar, kişinin yetişkin olmaktan kaçınmasına neden olabilir.”