Antalya’da su kaynaklarının korunması, yağmur suyunun değerlendirilmesi ve sürdürülebilir su yönetimi, kentin geleceği açısından giderek daha fazla önem kazanıyor. Akdeniz Üniversitesi Akademisyeni Kahraman Köktürk, su hasadının tarımdan turizme, kent yaşamından çevrenin korunmasına kadar pek çok alanda stratejik bir çözüm olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Doğal güzellikleri, geniş tarım arazileri ve turizm potansiyeliyle öne çıkan Antalya’da mevcut su kaynaklarının daha planlı ve verimli kullanılması gerektiğine vurgu yapan Köktürk; tarımdan turizme, kent yaşamından altyapıya kadar pek çok alanda acil adımlar atılması gerektiğini belirtti.
‘Kayıp değil, kaynak görmeliyiz’
Su hasadının; çatılardan, seralardan ve uygun yüzeylerden toplanan yağmur suyunun depolanıp ihtiyaç duyulan alanlarda kullanılması esasına dayandığını belirten Kahraman Köktürk, mantalite değişiminin şart olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Su, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da en önemli yaşam kaynaklarından biridir. Antalya gibi tarım ve turizmin birlikte geliştiği bir kentte suyun verimli kullanılması büyük önem taşıyor. Yağmur suyunu toplamak, depolamak ve uygun alanlarda kullanmak, mevcut su kaynakları üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayabilir. Artık suyu yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak değil, korunması ve yeniden değerlendirilmesi gereken stratejik bir değer olarak görmeliyiz.”
Tarımda üreticiye can suyu
Kumluca, Demre, Finike, Serik ve Aksu gibi örtü altı tarımın yoğun yapıldığı ilçelerde suyun etkin kullanımının gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirten Köktürk, sera çatılarından toplanacak yağmur suyunun damla sulama sistemleriyle entegre edilebileceğini belirtti. Çiftçilerin teknik ve finansal açıdan desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Köktürk, üreticilere yağmur suyu depolama ve filtreleme konusunda eğitim verilmesi, sistem kurulumu için teşvik ve uygun finansman modellerinin geliştirilmesi ve tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve doğal kaynakların korunması gerektiğinini ifade etti. Yoğun turizm sezonunda oteller, tatil köyleri, peyzaj alanları ve tesislerin su tüketiminin tavan yaptığına işaret eden Köktürk, toplanan yağmur sularının filtre edilerek bahçe sulama, peyzaj bakımı ve temizlik işlerinde kullanılabileceğini söyledi. Böylece şebeke suyundaki içme kalitesindeki kaynakların asıl ihtiyaçlara ayrılacağını belirten akademisyen, çevreye duyarlı yatırımların turizm sektörü için bir maliyet değil, uzun vadeli bir kazanım olduğunun altını çizdi.
‘Su yönetimi ortak sorumluluk’
Su hasadının yalnızca kırsal alanlarla sınırlı kalmaması gerektiğine değinen Köktürk, kentsel alanlarda atılması gereken adımları şöyle sıraladı: “Konutlarda, okullarda ve idari binalarda yağmur suyu toplama depolarının zorunlu/teşvik edici hale getirilmesi. Betona hapsedilen suyun toprağa süzülmesini sağlayacak mimari çözümlerin yaygınlaştırılması. Su baskınlarını önlemek amacıyla yağmur suyu yönetiminin kentsel drenaj ve altyapı planlarıyla entegre yürütülmesi.” Su krizinin tek bir kurumun çabasıyla çözülemeyeceğini belirten Akdeniz Üniversitesi Akademisyeni Kahraman Köktürk, tüm paydaşlara ortak hareket etme çağrısında bulunarak sözlerini şöyle tamamladı: “Antalya’nın geleceği için suyu koruyan, tasarrufu teşvik eden ve alternatif kaynakları değerlendiren bir anlayışa ihtiyacımız var. Üniversitelerin bilimsel bilgi üretimi, yerel yönetimlerin altyapı yatırımları, üreticilerin uygulamaları ve vatandaşların duyarlılığı bir araya gelmelidir. Su hasadı, bu ortak çabanın önemli araçlarından biridir. Bugün atacağımız adımlar, yarının Antalya’sında su güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.”




