Son dönemde eğitim camiasında ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir iddia, veliler ve eğitimciler arasında ciddi endişelere yol açta. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerine yapılan çok sayıda başvuruya göre, ortaokul düzeyindeki bazı öğrencilerin akran zorbalığı yaptığı tespit edildikten sonra örgün eğitimden alınarak Açık Öğretim Ortaokuluna yönlendirildiği öne sürülüyor. Bu iddia, hem akran zorbalığı mağdurlarının korunması hem de zorbalık yapan öğrencilerin eğitimi ve rehabilite edilmesi konusunda yeni bir tartışma başlattı. Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER) Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak okullardaki akran zorbalığının her yaşta karşımıza çıkabileceğine dikkat çekti. Başkan Koç, “Bu bir eğitim ve toplumsal eşitsizlik sorunudur. Çocukların örgün eğitim dışına itilmesi çözüm değil, sorunun derinleşmesi anlamına gelir” dedi. Başkan Koç, akran zorbalığının yalnızca bireysel bir davranış değil, sosyal adaletsizlikten beslenen bir sorun olduğunu belirtti. “Fiziksel olarak güçlü, ekonomik olarak avantajlı çocukların; mülteci, yoksul, ötekileştirilmiş akranlarına yöneldiği durumları okullarda sıkça gözlemliyoruz” diyen Koç, bu tablonun nedeninin yalnızca çocuklar değil, toplumsal yapının kendisi olduğunun altını çizdi.
‘Kökeni toplumsal eşitsizlik’
Bazı çevrelerin, ortaokul çağındaki öğrencilerin de açık öğretime kaydırılabileceği yönündeki niyetlerine dikkat çeken Koç, “Temel eğitim zorunludur. Ortaokul düzeyindeki çocuklar örgün eğitimin içinde tutulmalıdır. Aksi halde çocuk işçiliğinin önü açılır. Sermaye, ucuz işgücü ihtiyacını bu yolla karşılamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Öğretmenlikten emekli olan ve yıllarca eğitimde aktif görev yapan Başkan Koç, okullarda rehberlik servislerinin önemli bir işlev gördüğünü hatırlatarak, “Sorunlu davranışlar karşısında disiplin kurulları işletilmeli, öğrencinin eğitimi dışlanmadan çözümler aranmalıdır. Ortaokul seviyesinde, ağır şiddet olayları dışında okuldan atma ya da açık öğretime gönderme gibi uygulamalar olmamalı” dedi.
‘Sosyal çürümenin yansıması’
Toplumda giderek artan şiddet olaylarına dikkat çeken Tülin Koç, akran zorbalığı başta olmak üzere, toplumun her alanına yayılan şiddet, eğitim sistemindeki bozulmanın ve genel bir sosyal çürümenin açık bir göstergesi. Türkiye'nin coğrafi konumu itibarıyla savaş ve çatışmalarla çevrili bir bölgede bulunmasının, bu durumun derinleşmesinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Ona göre, hukukun ve adaletin zayıfladığı bir ortamda çocuklar dahi bu eşitsizlik ve güvensizlik hissine maruz kalıyor” dedi. "Öfke kontrolü olmayan bireyler yetişiyor çünkü örnek aldıkları yetişkin dünyası da böyle’ diyen Koç, yetişkinlerin sergilediği davranışların, gelecek nesillerin kişilik gelişiminde belirleyici olduğunu belirtiyor. Bu durumun, şiddetin bir kısır döngü haline gelmesine neden olduğunu ve acil önlemler alınmadığı takdirde daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Çözüm önerilerini de sıralayan Koç, “Eğitimi piyasalaştırmak yerine kamusal niteliğini güçlendirmeliyiz. Eğitimde eşitliği sağlamadan, zorbalık gibi sorunlarla baş edemeyiz. Çocuklarımızı ucuz iş gücü olarak değil, bu ülkenin geleceği olarak görmeliyiz” ifadelerini kullandı.