Antalya Barosu’nda iki yılda bir gerçekleştirilen başkanlık seçimleri için mevcut Başkan Ali Çağdaş Bozaner ile Milliyetçi Avukatlar Grubu adına Alperen Erol adaylığını duyurdu. Seçime kısa süre kala eski Başkan Polat Balkan ise Antalya Barosu Başkanlığı’na resmi bir dilekçe sunarak 18 Ekim’de yapılması planlanan genel kurul ve seçimlere katılmayacağını bildirdi. Balkan, dilekçesinde Antalya Barosu’nun 100 yıllık geçmişine ve kuruluşundan bu yana savunduğu değerlere dikkat çekti. Baroyu Cumhuriyetin kurumlarından biri olarak tanımlayan Balkan, Atatürk ilke ve devrimleri, Cumhuriyet kazanımları, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesinin baronun temel çalışma alanları arasında bulunduğunu ifade etti. Balkan ayrıca, Avukatlık Kanunu uyarınca kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan baronun faaliyetlerini demokratik esaslara göre yürütmek zorunda olduğunu vurguladı.

Yönetim kurulu vurgusu

Baro yönetiminin, başkanın tek başına yürüttüğü bir yapı olmadığını belirten Balkan, Avukatlık Kanunu’ndaki görev tanımlarına işaret etti. Baro başkanının temel görevinin kurumu temsil etmek ve genel kurul ile yönetim kurulunun aldığı kararları uygulamak olduğunu kaydeden Balkan, başkan adaylarının yönetim kurulu adaylarıyla birlikte ortaya çıkmasının ve baronun mesleki ve toplumsal sorumluluklarına ilişkin hedeflerini açıklamasının demokratik işleyiş açısından önemli olduğunu söyledi.

Kepez'de ücretsiz ulaşım
Kepez'de ücretsiz ulaşım
İçeriği Görüntüle

'Demokratik koşullar oluşmadı'

Balkan, seçim sürecindeki adaylık tablosunun da eleştiri konusu olduğunu belirtti. Yaklaşık 8 bin 250 avukatın kayıtlı bulunduğu Antalya Barosu’nun Türkiye’nin en büyük dördüncü barosu olduğunu hatırlatan Balkan, başkanlık için yalnızca iki adayın ortaya çıktığını, yönetim kurulu üyelikleri için de sınırlı sayıda aday ve liste bulunduğunu ifade etti. Balkan’a göre mevcut tablo, seçimlerin demokratik bir rekabet ortamında yapılabilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını gösteriyor.

'Seçim plebisite dönüşebilir'

Seçim sürecine ilişkin değerlendirmesinde sert ifadeler kullanan Balkan, yapılacak genel kurulun gerçek anlamda bir demokratik tercih ortamı olmaktan uzaklaşabileceğini savunarak, “Mevcut tablo devam ettiği takdirde genel kurul adeta bir plebisite dönüşebilecek ve seçim sonucu yalnızca bir onay mekanizmasına indirgenebilecek. Bu demokrasi açısından sakıncalı sonuçlar doğurabilir” dedi. Balkan, dilekçesinin sonuç bölümünde ise seçim sürecine yönelik tutumunu açıkça ortaya koydu. Seçim sürecini antidemokratik bulduğunu belirten eski Başkan Balkan, demokratik protesto hakkını kullanacağını ve 18 Ekim’de yapılması planlanan Antalya Barosu başkanlık seçimlerine katılmayacağını duyurdu.

Muhabir: Emre ARKIN