‘Kurtuluşun kaderini denizler belirledi'
‘Kurtuluşun kaderini denizler belirledi'
İçeriği Görüntüle

Ramazan Bayramı, bir ay süren nefis terbiyesinin ardından gelen en tatlı mükafattır. Bayram sabahı güneşle birlikte uyanılır, en güzel elbiseler giyilir ve o kutsal ritüel başlar: Büyüklerin elini öpmek. Küçüklerin gözlerindeki o hınzır pırıltı, "Acaba bu sene ne kadar harçlık alacağım?" sorusunun cevabını ararken; büyüklerin yüzündeki tebessüm, hatırlanmanın verdiği o eşsiz huzuru yansıtır. Gönül almak, kırgınlıkları bir kenara bırakıp sıkıca sarılmak bayramın gerçek ruhudur. Eski bayramları özlemle anmamızın sebebi sadece gençliğimiz değil, o zamanın ruhudur. Sokaklara taşan taze çörek, bayram baklavası ve kolonya kokusu... Şimdilerde teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, o ‘bayram kokusu’nun yerini hiçbir şey tutamıyor. Kapı kapı dolaşan çocukların poşetlerine dolan akide şekerleri, çikolatalar ve hatta köylerde hala yaşatılan, çocukların ev ev gezip hediye toplaması geleneğiyle bayram, çocukluğun en renkli fotoğraf karesidir.

Öpecek el bulamayanlar

Ancak bayramın bir de madalyonun öteki yüzü var ki, orası hep biraz gölgeli, hep biraz nemli. Herkes neşeyle sofraya otururken, annesi ya da babası hayatta olmayanlar için bayram sabahı en zor sınavdır. Başucunda beklenen o şefkatli elin eksikliği, bayram şekerinden daha acı gelir insana. Bayram namazı çıkışı mezarlıklara yönelen o sessiz kalabalık, aslında en büyük dersi verir bize. Toprağı öpmek, mermere sarılmak zorunda kalan evlatlar için bayram; hatırlanmak, bir selam almak ve bir yetimin başını okşamaktır. Belki de bu yüzden, gerçek bayram sevinci sadece kendi soframızda değil, kapısı çalınmayan bir yaşlının ya da boynu bükük bir çocuğun gönlüne girebildiğimizde yaşanır.

Gelenekler bizi biz yapar

Unutulmaya yüz tutmuş adetlerimizi tozlu raflardan indirme vakti geldi. Komşunun kapısını çalmak, ‘Bayramınız mübarek olsun’ diyebilmek, sadece bir nezaket değil, toplumu bir arada tutan en güçlü bağdır. Bu bayramda sadece şekerleri değil, sevgimizi de cömertçe dağıtalım. Çünkü bayram; birinin gözündeki yaşı silmek, bir çocuğun hayalini gerçekleştirmek ve en önemlisi ‘biz’ olabilmektir. Nihayetinde bayram; sadece tutulan oruçların mükafatı değil, aynı zamanda birbirimize daha sıkı sarılmanın, kırgınlıkları unutmanın ve aynı sofrada gönülleri birleştirmenin adıdır. Kadim geleneklerimizin neşesi çocuklarımızın gülüşlerinde çınlarken, bu mübarek günlerin getirdiği huzur ve bereketin tüm haneleri doldurmasını temenni ediyoruz. Başta sevdiklerinden ayrı düşenler ve öpecek el arayan mahzun gönüller olmak üzere, tüm İslam aleminin ve milletimizin Ramazan Bayramı’nı en kalbi duygularımızla tebrik eder; sağlık, mutluluk ve esenlik dolu nice bayramlara hep birlikte erişmeyi dileriz. Bayramımız kutlu olsun!

Muhabir: Esra ALTUNKES