Antalya Kiracılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KİRA-DER) üyeleriyle bir araya gelen Cengiz Kul ve Seda Kul, 2002 yılındaki yoksulluk manzaralarıyla iktidara gelenlerin, bugün o tabloyu ülkenin normali haline getirdiğini savundu. Açıklamada, Türkiye’nin geldiği nokta şu sert ifadelerle özetlendi: "Dün 'Bu hale kim getirdi?' diye soranlar, bugün bu sorunun tek muhatabıdır. Tek maaşla ev alınan ülkeyi, iki maaşla kiranın ödenemediği bir enkaza çevirdiniz. Bu tablo ekonomi değil, bu tablo kriz değil, bu tablo bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır."
‘Normalleştirmeyeceğiz’
Dernek Başkanı Cengiz Kul, konutun bir yatırım aracına dönüştürülmesini eleştirerek, "‘Piyasa’ dediğiniz şey insanların hayatıdır, çocukların odasıdır. 5 bin liraya kiralık ev var diyerek barınma sorunu yok diyenler, halkla açıkça alay etmektedir" dedi. Seda Kul ise kiracıların yaşadığı psikolojik ve sosyal yıkıma dikkat çekerek, "Bu ülkede kiracı olmak, her ay evden atılma ihtimaliyle yaşamak, ev bakarken insan onurunu ‘kapı kapı bırakmak’ demektir. Biz bu düzeni normalleştirmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Kurumlara sert çağrı
Açıklamada sadece iktidar değil, sessiz kalmakla suçlanan muhalefet ve yargı organları da hedef alınarak dernek başkanı Cengiz Kul, iktidar ve muhalefete şöyle seslendi: “Sosyal devlet ilkesini ihlal eden sorumlular hakkında re'sen soruşturma açılması hukuki bir zorunluluktur. Meclis yoksulluğun normalleştirildiği bir suskunluk kurumu değildir. Acil araştırma komisyonu kurulmalıdır. Milyonlar barınamazken gündem değiştirdiniz. Sadece iktidarı suçlayarak kurtulamazsınız, çözüm üretmiyorsanız sözünüzün anlamı yoktur."
Acil çözüm talepleri
Antalya Kiracılar Dayanışma Derneği, barınma krizinin son bulması için şu somut adımların atılmasını talep etti: “Kira artışlarına derhal bağlayıcı sınırlar getirilmelidir. ‘Tahliye terörü’ olarak adlandırılan haksız tahliyeler durdurulmalıdır. Sosyal konutlar vitrin projeleri olarak değil, halkın ihtiyacı için inşa edilmelidir. Barınma hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır” Açıklama, "Bu halk unutmaz, günü geldiğinde hesabını sorar. Barınamıyoruz" sloganlarıyla sona erdi.





