Milyonlarca çalışanın merakla beklediği 2026 asgari ücreti net 28.075,50 TL olarak yürürlüğe girdi. Zam oranı yüzde 27 olarak belirlense de, enflasyon ve artan gıda fiyatları karşısında günlük kazanç olan 935,85 TL kağıt üzerinde kaldı. Açlık sınırının 30.143 TL’ye dayandığı Ocak 2026’da, asgari ücretli bir işçi sadece ‘Karın doyurmak’ için bile ayda en az 2 bin TL açık veriyor.
Türkiye’de artan hayat pahalılığı ve gıda fiyatlarındaki kontrolsüz yükseliş, asgari ücretlinin geçimini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Başkan Ünal, bir günlük asgari ücretle temel gıda ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığını belirterek, “Çalışanlar emeğinin karşılığını alamıyor. Günlük kazancımla kasaba girsem yarım kilo et, yanına biraz sebze alsam para bitiyor. Bu paranın içinde kira yok, fatura yok, ulaşım yok. Sadece mideyi doyurmaya çalışıyoruz ama o da her geçen gün zorlaşıyor” dedi.
‘Sebze meyveye güç yetmiyor’
Güncel fiyatlara dikkat çeken Türk-İş Antalya İl Başkanı ve Yol-İş Sendikası 1 No’lu Şube Başkanı Cemil Ünal, 1 kilo kuşbaşı etin 936 TL’ye ulaştığını, bunun bir asgari ücretlinin neredeyse 12 günlük kazancına denk geldiğini söyledi. Ünal, “Bugün bir çalışan, sadece bir kilo et alabilmek için günlerce başka hiçbir harcama yapmadan çalışmak zorunda. Bu tablo kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Sebze ve meyvenin bile cep yaktığını vurgulayan Ünal, 2 kilo patates, 1,5 kilo portakal, 1 kilo mandalina, muz veya şeftali gibi temel ürünlerin dahi aynı gün içinde alınamaz hale geldiğini belirtti.
‘Tavuk, yumurta bile lüks oldu’
Hayvansal ürünlerin dar gelirli için artık lüks sayıldığını söyleyen Ünal, “700 gram tavuk, 10 adet yumurta, 500 gram yoğurt veya peynir, makarna, ekmek, salam, ketçap. Bunlar bir evin olmazsa olmazı. Ancak bugün bir günlük asgari ücret, bu ürünlerin tamamını almaya yetmiyor. İnsanlar filelerini değil, etiketleri dolduruyor. Hazır gıda ürünleri, şnitzel, pizza ve işlenmiş et ürünleri ise çalışan kesim için neredeyse ulaşılamaz hale geldi. Dışarıda bir öğle yemeğinin ortalama 350-400 TL bandına çıktığı büyükşehirlerde, çalışana verilen yemek desteği dahi bir porsiyon yemeği karşılamaktan uzak kalmış durumda” şeklinde konuştu.
‘Sadece ekonomi değil, sosyal kriz’
Yaşanan tablonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir kriz olduğunu vurgulayan Cemil Ünal, “Yetersiz beslenme, özellikle çocuklu aileler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sağlıklı gıdaya erişim artık bir ayrıcalık haline geldi” dedi. Ünal, ücretlerin enflasyon karşısında hızla eridiğini belirterek, “Asgari ücretli, maaşıyla ayı değil, haftayı bile çıkaramıyor. Çalışanlar borçla yaşamaya mahkûm ediliyor” diye konuştu. Türk-İş olarak taleplerinin net olduğunu ifade eden Ünal, “Asgari ücret, en azından bir ailenin temel gıda ihtiyacını karşılayacak seviyeye çıkarılmalıdır. İnsanca yaşam, lütuf değil haktır” dedi.