Engelli bireylerin bakımını üstlenen kişilerin yıllardır büyük bir özveriyle sürdürdüğü emeğin resmî olarak tanınması gerektiğini belirten Türkiye Sakatlar Derneği Antalya Şube Başkanı ve Antalya Kent Konseyi Engelliler Meclisi Başkanı Mehmet Karavural, bakım verenlerin sosyal ve ekonomik haklarının devlet güvencesine alınması çağrısında bulundu. Karavural, engelli bireylere hayatını adayarak bakım sağlayan kişilerin de geleceğini güvence altına alacak düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Bakım veren kişinin geleceği güvence altına alınmadan engelli bireyin geleceği de güvence altında sayılamaz” dedi. Engelli bireylerin bakımını üstlenen kişilerin yıllardır büyük bir özveriyle sürdürdüğü emeğini resmî olarak tanınması gerektiğini belirten Karavural, bakım sorumluluğunun yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
‘Bakım verenin de geleceği var’
Engelli bireylerin bakımını üstlenen kişilerin yalnızca ailevi bir sorumluluğu yerine getirmediğini, aynı zamanda büyük bir emek ve zaman gerektiren bakım hizmetini yıllarca kesintisiz sürdürdüğünü belirten Karavural, bakım verenlerin de yorulduğunu, hastalandığını ve yaşlandığını hatırlatarak, “Devlet, engelli bireyin haklarını ve yaşamını güvence altına alırken onun bakımını üstlenen kişiyi de görmelidir. Çünkü bakım verenin de bir hayatı, geleceği, hastalığı ve yaşlılığı var. Yıllarca engelli yakınının bakımını üstlendiği için çalışma hayatına katılamayan, sigorta primi yatmayan ve emeklilik hakkı kazanamayan insanlar var. Peki, bakım veren kişiye bir şey olduğunda engelli bireyin bakımını kim üstlenecek” diye konuştu. Bakım verenlerin ekonomik ve sosyal açıdan güvenceye kavuşturulması gerektiğini dile getiren Karavural, engelli bireylerin yoğun ve sürekli bakım ihtiyacını karşılayan kişilerin devlet güvencesi altında istihdam edilmesini önerdi. Bu kişilerin bakım sorumluluğu nedeniyle çalışma hayatından uzak kalmalarının, sigortalılık ve emeklilik haklarından mahrum olmalarına yol açmaması gerektiğini belirten Karavural, “Engelli bireyin bakımını yıllarca üstlenen, kendi hayatından fedakârlık ederek onun yaşamını sürdürebilmesi için emek veren kişilerin bu emeği tanınmalıdır. Bakım verenler için devlet güvencesinde istihdam modeli oluşturulmalı; sigorta primleri ve emeklilik hakları güvence altına alınmalıdır. Bakım sorumluluğu nedeniyle çalışma hayatına katılamayan insanlar, ilerleyen yaşlarında sosyal güvenceden yoksun bırakılmamalıdır” dedi.

‘Bir ayrıcalık değil, hak talebidir’
Bakım verenlerin dinlenmeye, sosyal hayata katılmaya ve kendi yaşamlarını sürdürebilmeye de ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Karavural, bakım verenlerin haklarının bir ayrıcalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, “Bu talep bir ayrıcalık değil; yıllardır büyük bir özveriyle sürdürülen emeğin, mücadelenin ve fedakârlığın karşılığında insanca bir yaşam talebidir. Bakım verenlerin sigortalı olması, emeklilik hakkına kavuşması ve sosyal güvence altında yaşaması temel bir ihtiyaçtır. Hiç kimseye muhtaç olmadan, kendi geleceği konusunda kaygı yaşamadan hayatını sürdürebilmek onların da en doğal hakkıdır” ifadelerini kullandı. Bakım verenlerin haklarının güvence altına alınmasının yalnızca bakım veren kişileri değil, doğrudan engelli bireylerin yaşamını ve geleceğini de ilgilendirdiğini belirten Karavural, engelli bireylerin insan haklarına dayalı, bağımsız ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmeleri için bakım hizmetlerinin sürdürülebilir olması gerektiğini kaydederek, “Engelli bireyin yaşamı ne kadar kıymetliyse, onun yaşamını sürdürebilmek için kendi hayatından fedakârlık eden bakım verenin hayatı da o kadar kıymetlidir. Engelli bireylerin haklarını korumak, onların bakımını üstlenen kişilerin haklarını da korumaktan geçer. Bakım verenlerin emeği görülmeli, hakları teslim edilmeli; sigortalılık, emeklilik ve sosyal güvence hakları devlet güvencesi altına alınmalıdır. Engelli bireylerin bakımını yalnızca ailelerin sorumluluğu olarak görmek yerine, bu alanda kamusal sorumluluğu güçlendiren kalıcı sosyal politikalar hayata geçirilmelidir. Çünkü bakım verenin geleceği güvence altına alınmadan, engelli bireyin geleceği de tam anlamıyla güvence altında sayılamaz” diyerek konuşmasını tamamladı.




