Antalya’nın simgesi, falezlerin incisi Karaalioğlu Parkı, bugünlerde tarihinin en kritik sınavlarından birini veriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından alınan 'sit statüsü değişikliği' kararı, kentin sosyal ve kültürel dokusunu korumak isteyen vatandaşları ayağa kaldırdı. Bölgede doğup büyüyen, kentin hafızasına sahip çıkan Jinekolog Operatör Doktor Abdurrahim Kaplan, yaptığı açıklama ile tüm Antalyalıların hislerine tercüman oldu.
'Burası sadece bir park değil'
Karaalioğlu Parkı’nın bir mesire alanından çok daha ötesi olduğunu vurgulayan Dr. Kaplan, parkın kuruluşundaki 'imece' ruhuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu park, aile büyüklerimizin elleriyle, alın teriyle kuruldu. Okuldan kaçtığımızda sığındığımız liman, ilk gençlik hayallerimizi kurduğumuz duraktı. Aşıklar Ağacı’ndan Hıdırlık Kulesi’ne, Atatürk Evi’nden Beydağları manzarasına kadar her köşe, Antalyalıların kutsal kent hafızasıdır. Burayı yapılaşmaya açmak, Antalya’nın kalbini sökmektir."
Statü değişikliği neyi hedefliyor?
15 Nisan 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, parkın bir bölümü 'Nitelikli Doğal Koruma Alanı', bir diğer bölümü ise 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olarak tescil edildi. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, bu değişikliğin parkın koruma kalkanını zayıflattığına ve 'kontrollü kullanım' adı altında ticari yapılaşmanın önünün açılabileceğine dair ciddi uyarılarda bulunuyor. Kentin bir hekimi ve bir ferdi olarak sorumluluk hissettiğini belirten Kaplan, yetkililere şu sözlerle seslendi: "Büyüklerimizin elleriyle kurduğu, bizler için anıtlaşmış bu kutsal bahçeye dokunmayın! Bu nadide alanın ranta kurban edilme ihtimaline karşı sessiz kalamayız. Karaalioğlu Parkı halkındır ve öyle kalacaktır."