Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından, Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’un öncülüğünde başlatılan ‘yerel Medya Buluşmaları’, Antalya’da ‘Batı Akdeniz Yerel Medya Buluşması’ adıyla üçüncü kez gerçekleştirildi. Antalya, Bursa ve Isparta'dan yerel basın temsilcileri ile ulusal basın temsilcilerini bir araya getiren ve Crowne Plaza Otel’de gerçekleştirilen etkinliğe CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Antalya Milletvekilleri, Cavit Arı, Mustafa Erdem, Sururi Çorabatır, Aykut Kaya, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir katıldı. Kamacı, Özdemir ve Bulut’un açılış konuşmalarının ardından
'Yerelde Gazetecilik' başlığıyla günün ilk paneline geçildi. Moderatörlüğünü CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın yaptığı panelde; Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şube Başkanı Ceren Deniz, Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel, ve gazeteci Bora Tüfekli konuşmacı olarak yer aldı. Moderatör Tuncay Özkan panelin açılışında, sözkonusu etkinlikle yerel medyanın sorunlarını ve çözüm önerilerini saptamaya çalıştıklarını söyledi. Özkan, “Sorunları yerinde tespit etmek ve çözüm önerilerini bizzat yerel medya mensuplarından almak açısından bu etkinlikler son derece önemli. Bu yüzden öncelikle yerel medyanın bir fotoğrafını çekmemiz lazım” diyerek konuşmacılara söz verdi. İlk söz alan Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şube Başkanı Ceren Deniz oldu.
‘ Sürekli mevzi kaybediyoruz’
Sözlerine, “Bölge medyasının son 15 yılına ben önce bölge muhabirliği, sonra editörlük ve ardından bölge temsilciliği yaparak bizzat şahit oldum” diye Başlayan Deniz, “Giderek güç kaybederek, her cephede mevzi kaybederek yaşadık biz bu süreci. Önce gazeteler kadro küçülttü, sonra yerel televizyonlar, ulusal gazetelerin bölge ekleri kapandı. Bu küçülme, ajans kadrolarında revizyon getirdi. Matbaalar da kapanınca baskı işi tekelleşti. YAYSAT ve lokal dağıtım kanalları piyasadan çekildi, böylece dağıtım da tekelleşti. Gazetelerin bazı bayilere öğle saatlerine kadar ulaşmadığı sağlıksız bir dağıtım sistemi ortaya çıktı. Ardından Basın İlan Kurumu’nun yönettiği bir süreçle Antalya’daki yerel gazetelerin sayısı 11’den 6’ya düşürüldü. Bu değişiklikle resmi ilan pastasından daha çok pay alabilecekleri söyleniyordu ama faaliyeti sürdüren gazete imtiyaz sahiplerinin söylediğine göre beklenen düzeyde bir rahatlama olmadı. Kısacası mesleğimizin etrafındaki çemberin giderek daraldığı bir dönemden geçiyoruz” dedi. Bu dramatik küçülmenin ve güçten düşmenin birkaç temel sebebi olduğuna işaret eden Deniz, “Birincil sebep, ekonomik sıkıntılar. Matbaa masraflarının ve yayın masraflarının yanında Basın İlan Kurumu’nun getirdiği ek külfetlerle sıkışmış durumda meslektaşlarımız. Bir diğer sebep, sansür ikliminin hakim olduğu, demokrasi parametrelerinin giderek bozulduğu bir ortamda halkın haber alma hakkının öncelik olmaktan çıktığı bir düzenle karşı karşıyayız. Üçüncü sebep de şu: Bir çağ dönüşümüne denk geldik. İnsanların haber alma yöntemleri değişince yayıncılık modelleri de değişti. Konvansiyonel medyadan haber sitelerine, oradan dijital platformlara ve şimdi yapay zekaya kayan bir sistem var karşımızda. İnsanlar bir prompt yazıp haber akışını takip edebiliyor. Bu yeni düzende çok sayıda sosyal medya hesabı türedi. Bunlar profesyonel bir haber dilinden söz edemiyoruz. Çünkü odağında haber değil reklam olan yayınlar bunlar. Tüm trendleri reklam için takip ediyorlar. Yaptıkları daha çok CEO yayıncılığı, clickbait haberler, tık avcılığı. ÇGD Yönetim Kurulu üyemiz Erdem Duru’nun yaptığı bir doktora çalışmasına göre, reklam ajansı da denilebilecek bu haber dilinden uzak yayınların 6 ila 10 yıl içinde tekelleşmesi gibi bir tehdit var önümüzde. Çünkü algoritma küçük olanı siliyor, büyük olanı daha da ortaya çıkarıyor. Kriz kapıda dediğimiz nokta bu. Medyanın bununla mücadele etmesi çok zor. Sektörel bir regülasyona ihtiyaç var. Ayrıca medya okur yazarlığı ile halkın teyitli haber talep eder hale gelmesi de çok önemli” diye konuştu. Deniz, sorunların çözümü noktasında da şunları dile getirdi: “Antalya medyasında uzun yıllar çok başarılı habercilik örnekleri yer aldı. Ciddi rekabet halinde araştırmacı gazetecilik yapıldığı dönemlere şahit olduk. Buna rağmen kent medyası topluluk oluşturmada sorun yaşadı. Halkın kentin medyasına sahip çıkması, büyütmesi, birlikte hareket etmesi gerekirdi ama bu maalesef gerçekleşmedi. Mesela Alanya, Manavgat, Serik gibi yerler öyle değil. Doğu Antalya medyasına sahip çıkıyor, takip ediyor, büyütüyor. Ama biz başarımıza rağmen bu birlikteliği henüz oluşturamadık. Bunda sanıyorum Antalya’nın turizm kenti olmasının payı var. Antalya’da yaşayan birçok insan aslında Antalyalı değil. Hal böyle olunca ilanlar genele yayılamıyor. Bölge medyasında belediyeler, STK’lar, meslek odaları ve siyasi partiler ağırlıklı bir gelir modeli oluşuyor. Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Genelgesi’yle bu alan da sekteye uğradı. İşler iyice krize girdi. Ve bu durum sürdürülebilir değil. Önlem almak zorundayız. Sadece biz değil herkes elini taşın altına koymalı. Eğer bir önlem alınmazsa gördüğümüz yayınlar, kent gazetelerinin son örnekleri olacak ve habercilik yerini reklam ajansı formundaki içeriksiz yayınlara bırakacak.”


‘Çok ciddi sorunlarımız var’
Çağdaş Gazeteciler Derneği Akdeniz Şube Başkanı Deniz’in bu sözlerine moderatör Tuncay Özkan, “’Biz bunu bir reklam olarak sunuyoruz. Buradaki bilgileri biz denetlemedik. Siz de ona göre okuyun' başlığıyla sunma gibi dünyada çok yaygın olan uygulamaları bizde göremiyoruz. Biz de bunun yerine daha çok bunun bir reklam olduğunu saklayan, okuyucuya göz kırpan, 'ya sen anlarsın' anlayışı var. Bu tamamen sermaye sınıfıyla gazeteci görünümlü ajansların birlikte yürüttükleri bir şey. Bunun ne özgürlükle ne gazetecilikle alakası yok. Ama çok önemli bir şey söylediniz. Eğer halk tepki göstermezse halk talebini dile getirmezse... Biz parlamento dışı denetim organı diyoruz medyaya. Kamusal güç olması sebebiyle. Yani ne yapacak? Belediye başkanını denetleyecek, milletvekilini denetleyecek. İktidarı denetleyecek. Onların bütçe harcamaları üzerinde neler yaptığını denetleyecek. Tepkisiz bir toplum ne yapar? Yani ben talep ediyorum. Ne talep ediyorum? Özgürlük, haber alma hakkı, doğru haber talep ediyorum" diyerek destek verdi. Daha sonra söz alan Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş da, “Gerçekten ciddi sorunlarımız var. Bu kentte sosyal güvenlik kurumu ilanlarının, icra ilanlarının, kamu kurumu ilanlarının yüzde 75’i ulusal medyaya gidiyor. Oysa Antalya'daki kent gazetelerine ve haber sitelerine dağıtılması gerekiyor. Biz bunu her platformda dile getiriyoruz. Çünkü bu kentin ekmeğini bu kentte yaşayan, haber üretenler yemeli” dedi. AGC Başkanı Taş, panelde gazeteciler için ‘yeşil pasaport’ talebini de bir kez daha gündeme getirdi. Taş, "Yurt dışında kardeş medya köprüleri kuruyoruz. Dolayısıyla da bir haber yapacağımız zaman, gri pasaport bazı ülkelerde geçmiyor, yeşil pasaport elzem. Nasıl ki Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nin 3. maddesi dil, din, ırk, mezhep, renk ayrımı olmaksızın tüm halkları gözetir ve saygı gösterir, bu ayrılmaz bir maddedir. Dolayısıyla gazetecilerin bakış açısı evrenseldir. Evrenselde haberleri yaparken, Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde tüm dünyadaki gazeteciler eş değerken bizim sınırlarda vize sorunuyla karşılaşmamamız gerekiyor" ifadelerini kullandı


‘İklimini yaratmak lazım’
Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel, konuşmasına sosyal medyaya dikkat çekerek başladı. Meslek yasası eksikliğine de değinen Tuncel yerel medya sorunlarını şöyle özetledi; "Haberlerin artık sosyal mecralarda takip edildiği bir dönüşümü yaşıyoruz. İkincisi meslek yasamız yok. Düşünebiliyor musunuz? Bir kuaför bile bir iş yeri açarken belli standartlar var, istediği yere açamıyor. Başkanlarımız burada Eczacı Odası, Baro, bütün bu meslek sahiplerinin okul bitirmeleri, diploma almaları yetmiyor. Ama gazetecilerin Türkiye'de bir yasası bile yok. Bir mevkute beyannamesi Başsavcılığa o kadar. Yani bir yayın açma konusunda dünyadaki en özgür ülkelerden birisiyiz. Yerele geri dönecek olursak bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri şu; 'Okunmuyorsunuz'. Bize para vermeyenler, yerel yönetimler, odalar. Resmi ilan alan gazeteler bundan 30 yıl öncesine kadar iyi kötü idare ediyorlardı. Ama resmi ilanların düşüşüyle birlikte maliyetlerin artması, dolar döviz kurlarıyla birlikte iş döndürülemeyince, resmi ilanlar da yetmeyince gazeteciler kıvranmaya başladı. Yerel gazeteler Anadolu'da, küçük yerlerde, Antalya'da yine iyiydi ama orada da tasarruf tedbirleri sonrası güç kaybedildi, o güne kadar düşünmedikleri sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Yerel yönetim, reklam veren sizin gücünüze bakmak istiyor. Mesela büyük firmalar aslında reklam ajanslarıyla anlaşma yaparken yerel basın da içinde var ama insiyatif alıyorlar. Türkiye'de yerel basının iyi olduğu yerlere ağırlık veriyorlar." Panele Isparta’dan katılan gazeteci Bora Tüfekli ise konuşmasında yerel medyanın içerisinde olduğu ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Programın öğlen arasından sonra başlayan ikinci bölümünde ise gazeteci Hilal Köylü dijital gazeteciliği, Deniz Zeyrek yazılı basında gazeteciliği ele aldı. Söyleşinin moderatörlüğünü CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut üstlendi. Söyleşinin açılışında konuşan Bulut, "Çözmek için en mükemmelini ararsınız ama en mükemmeli bulmak uzun sürüyor. O yüzden ortak ve basit noktalardan ilerlemek gerekiyor. Hep yerelde, ulusalda sorunlar yokmuş gibi görünse de aslında her meslek alanındaki sorun yerele kalmıyor ulusala da yansıyor. Güçlü bir yerel, güçlü bir ulusalı sağlıyor. Tersi de mümkün. Arkadaşlarımız kendi meslek alanlarında yaşadıklarını aktaracaklar. Enerji alanında da, ekonomi alanında da dünya değişiyor. Yazılı basının gücü azalıyor. Bu nedenle birçok gazete online’a geçti, YouTube kanalları açıldı, Facebook yayınları başladı. Bu bir realite ve oralarda etkin olan figürler var. Yani mesela siyasetçiler, işte daha çok bağıralım istiyorlar. Kim bağırsa daha çok beğeni alıyor. İnsanlar oraya doğru yöneliyor. Ya da işte 'tomaya kafa atmak' bir marifet oluyor falan ama burada unutulmaması gereken evet, günün şartlarına göre uymak gerekiyor. Bazen popüler siyaset yapmak gerekiyor ya da popüler gazeteci yapmak gerekiyor. Bunların hiçbirine bir itirazı yok ama bunun bile bir şartı olması lazım. Bunun bile iklimini yaratmak lazım. Bugün Türkiye’de maalesef böyle bir iklim yok" diye konuştu.







