Millî Eğitim Bakanlığı’nın 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı genelge, yeni eğitim öğretim yılında okullarda uygulanacak iş ve işlemlere ilişkin düzenlemeler içeriyor. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk ise genelgenin yalnızca idari düzenlemelerden oluşmadığını, eğitim politikalarının hangi anlayışla şekillendirileceğini de ortaya koyduğunu savundu. Öztürk, genelgenin eğitim sisteminin kamusal, bilimsel, laik, çoğulcu ve demokratik niteliğini güçlendirmek yerine merkeziyetçi bir yaklaşımı öne çıkardığını belirterek, genelgenin eğitim sistemini merkezden daha fazla kontrol altına aldığını, öğretmenlerin mesleki özerkliğini daralttığını ve eğitimi tek tipleştiren bir anlayışı güçlendirdiğini söyledi

Mimar Sinan’da güz dönemi
Mimar Sinan’da güz dönemi
İçeriği Görüntüle

‘Siyasal hedeflerin aracı olamaz’

Genelgede ‘Türkiye Yüzyılı vizyonu’, ‘devletimizin hedefleri’, ‘millî duruş’ ve ‘devlet iradesi’ gibi ifadelerin öne çıkarılmasını eleştiren Öztürk, eğitimin herhangi bir iktidarın siyasal hedefleri doğrultusunda şekillendirilmemesi gerektiğini söyledi. Öztürk, “Eğitim sisteminin görevi çocukları herhangi bir iktidarın güncel siyasal hedeflerine uygun bireyler olarak yetiştirmek değildir. Eğitimin temel görevi öğrencilerin eleştirel düşünme, sorgulama, farklı görüşleri değerlendirme ve kendi düşüncelerini özgürce oluşturma becerilerini geliştirmektir” dedi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin genelgenin birçok bölümünde yer aldığını belirten Öztürk, modelin yalnızca müfredatla sınırlı kalmayarak okul yaşamının tamamını şekillendiren bir yapıya dönüştürülmek istendiğini savundu.Öğretmenlerin ÖBA üzerinden hazırlanan Maarif Modeli eğitim paketlerinin tüm modüllerini tamamlamalarının istenmesine de değinen Öztürk, öğretmenlerin mesleki gelişiminin önemli olduğunu ancak bunun tek yönlü bir eğitim anlayışına dönüşmemesi gerektiğini söyledi. “Öğretmenin mesleki gelişimi, Bakanlığın politikalarının tek yönlü biçimde aktarılmasıyla değil; öğretmenlerin ihtiyaçları, bilimsel gelişmeler ve eğitim emekçilerinin demokratik katılımıyla planlanmalıdır’ diyen Öztürk, eğitim politikalarının hazırlanmasında öğretmenlerin söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.

‘Önlüğü denetlemek çözüm değil’

Genelgede öğretmenlerin önlük giymesine yönelik düzenlemeyi de eleştiren Öztürk, öğretmenlik mesleğinin saygınlığının kıyafet üzerinden ölçülemeyeceğini söyledi. Öztürk, “Öğretmenlerin ihtiyacı önlük talimatı değil; insanca yaşayabilecekleri ücret, güvenceli çalışma, mesleki itibar ve mesleki özerkliktir” ifadelerini kullandı. Öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarının iyileştirilmesi, öğretmene yönelik şiddetin önlenmesi ve mesleki kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Öztürk, Bakanlığın önceliğinin öğretmenin kıyafetini takip etmek olmaması gerektiğini kaydetti. Genelgede norm kadro fazlası öğretmenlerin ihtiyaç bulunan kurumlara atanması ve ders görevi verilemeyen öğretmenlerin farklı alanlarda görevlendirilebilmesine ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Öztürk, öğretmenlerin kendi branşları dışında çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Öztürk, “Öğretmen açığının çözümü, öğretmenleri alanları dışında görevlendirmek değil, ihtiyaç bulunan branşlara yeterli sayıda kadrolu öğretmen atamaktır” dedi. Norm fazlası sorununun yanlış planlamaların sonucu olduğunu savunan Öztürk, değiştirilen ders çizelgeleri, okul dönüşümleri ve istihdam politikalarından kaynaklanan sorunların öğretmenlere yüklenemeyeceğini ifade etti.

Sınıf mevcutlarının azalması durumunda şubelerin birleştirilmesine yönelik düzenlemeyi de değerlendiren Öztürk, bu uygulamanın sınıf mevcutlarını artırabileceğini ve öğretmenlerin norm fazlası durumuna düşmesine neden olabileceğini söyledi.

‘Temel sorunlar çözüm bekliyor’

Genelgede öğretmenin kıyafetinden dijital platformlara kadar birçok ayrıntının düzenlendiğini ancak okulların temel ihtiyaçlarına ilişkin yeterli çözüm bulunmadığını savunan Öztürk, eğitim sisteminin öncelikli sorunlarını sıraladı. Öztürk; okulların yeterli kamu bütçesiyle desteklenmesi, yeterli sayıda kadrolu temizlik ve yardımcı hizmet personeli istihdam edilmesi, öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanması, ücretli öğretmenliğin sona erdirilmesi, öğretmen açığının kadrolu atamalarla kapatılması, kalabalık sınıfların azaltılması, depreme dayanıksız okulların yenilenmesi ve ikili eğitime son verilmesi çağrısında bulundu. Kayıt sırasında velilerden zorunlu ücret alınmamasına yönelik düzenlemeyi olumlu bulduklarını ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Öztürk, okulların ihtiyaçlarının kamu tarafından karşılanması gerektiğini söyledi. MEB’e çağrılarının açık olduğunu vurgulayan Kadir Öztürk, öğretmenlerin görüşlerinin dikkate alınmasını ve eğitim politikalarının eğitim emekçilerinin katılımıyla hazırlanmasını istedi. “Öğretmenlerin kıyafetinden başlayarak okul yaşamının her ayrıntısını merkezden kontrol etmeye çalışmak yerine eğitim emekçilerinin sesini dinleyin. Norm fazlası sorununu öğretmenleri resen atayarak veya alanları dışında görevlendirerek değil, sağlıklı bir norm kadro planlamasıyla çözün. Okulların bütçe ve personel ihtiyacını kamusal kaynaklarla karşılayın. Öğretmen açığını kadrolu ve güvenceli atamalarla giderin” dedi.

Muhabir: Esra ALTUNKES