Eğitim-İş Sendikası, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının birinci dönemine ilişkin hazırladığı ‘Dönem Sonu Değerlendirme Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. 8 ana başlık ve 36 alt başlıkta toplanan rapor, Türkiye’de eğitimin içinde bulunduğu krizi rakamlarla ve saha gözlemleriyle ortaya koydu. Raporu değerlendiren Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp, ideolojik ve piyasa odaklı bir yapıya dönüştürdüğünü söyledi. Raporun eğitimdeki derin krizi tüm boyutlarıyla gözler önüne serdiğini belirten Sadık Acar, geride kalan dönemin bir "kayıp dönem" olduğunu ifade etti. Acar, "Geride bıraktığımız bu süreç, eşitsizliğin derinleştiği, eğitimin kamusal karakterinin zayıflatıldığı ve çocuklarımızın çok yönlü bir kuşatma altına alındığı bir dönem olmuştur. MEB, eğitimi kamusal bir hak olarak değil; ideolojik, gerici ve piyasa odaklı bir anlayışla yönetmeye devam ediyor. Bu rapor yalnızca bir tespit değil, aynı zamanda eğitimde yaşanan bu bilinçli çöküşe karşı bir mücadele çağrısıdır" dedi.

‘Okullar ticarethane, veliler müşteri’

Raporda öne çıkan en çarpıcı başlıklardan biri eğitimin piyasalaşması oldu. Okullarda "bağış" adı altında toplanan paraların devam ettiğini, okula başlama maliyetlerinin rekor seviyeye ulaştığını ve özel okul ücretlerinin denetimsiz kaldığını söyleyen Acar, "Veliler artık müşteri, okullar ise ticarethane gibi görülüyor. Açık liselerin yaygınlaşması ve 'hayalet sınıf' uygulamaları, zorunlu eğitimin fiilen delindiğini kanıtlıyor" ifadelerini kullandı. Acar ayrıca, MESEM ve mesleki ortaokul projeleriyle çocuk işçiliğinin yasallaştırıldığını ve çocukların eğitimden koparıldığını savundu. Eğitimin fiziki koşullarındaki yetersizliklerin bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü belirten raporda; temizlik personeli eksikliği, hijyen sorunları ve çocukların temiz içme suyuna erişememesi gibi başlıklar dikkat çekti. Okullarda artan şiddet olaylarına ve güvenlik zafiyetine değinen Acar, "MEB bütçeyi eğitime değil, başka yerlere harcadığı için okullarımızda ne temizlik var ne de güvenlik. Çocuklarımız aç ve susuz bir şekilde derslere giriyor, denetimsiz yemeklerle sağlığı riske atılıyor. Deprem bölgesindeki konteyner okullarda ise sorunlar hala ilk günkü gibi duruyor" dedi.

Yılın ilk prömiyeri 'Tria'
Yılın ilk prömiyeri 'Tria'
İçeriği Görüntüle

Eğitimde dinselleşme adımlarına hız

Eğitimde dinselleşme adımlarının bu dönemde hız kazandığını vurgulayan Sadık Acar, rapordaki ‘İdeolojik Kuşatma’ başlığına dair, “ÇEDES Projesi ve Maarif Müfredatı ile laik, bilimsel eğitim hedef alınıyor. Atatürk’ün ve ulusal bayramların eğitimden sistematik olarak dışlandığı, imam hatip okullarına yönelik dayatmaların arttığı bir süreçteyiz. Cumhuriyet’in laik eğitim kalesi, gerici vakıf ve derneklerle yapılan protokollerle yıkılmak isteniyor” diye konuştu. Raporun öğretmenlerle ilgili bölümünde ise alım gücündeki sert düşüş, ücretli öğretmenlikteki güvencesizlik ve artan angarya görevler yer aldı. Okullarda kurulan baskı mekanizmalarına değinen Acar, "CİMER İhbar Hattı, okullarda öğretmenlerimiz üzerinde bir tehdit ve baskı aracına dönüştürülmüştür. Eğitim emekçisi hem ekonomik olarak eziliyor hem de liyakatsiz atamalar ve mülakat mağduriyetleri ile mesleğine küstürülüyor" diyerek sözlerini noktaladı.


Muhabir: Esra ALTUNKES