Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2026 yılı temmuz ayı enflasyon oranını yüzde 1.78, yıllık ise yüzde 31.75 olarak duyurdu. Yaz mevsimine rağmen artmaya devam eden temel tüketim, ulaşım ve barınma maliyetleri milyonlarca işçi, memur ve emeklinin bütçesini eritmeyi sürdürüyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Tüm Bel-Sen Antalya Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü İlhan Karakurt, açıklanan rakamların gerçek yaşam maliyetlerini yansıtmadığını belirtti.
‘Mutfak bel büküyor’
Genel manşet enflasyonun yıllık yüzde 31.75 seviyesinde kalmasına karşın, gıda ve sağlık gibi zorunlu harcama kalemlerindeki artışların dikkat çektiğini belirten Karakurt, “Sebzeler aylık yüzde 21.63, yıllık yüzde 146.92 artışla zam şampiyonu olurken; taze sebzelerdeki yıllık artış yüzde 104.57’yi buldu. Mutfaklardaki yangı artık söndürülemez bir boyuta ulaştı. Yaz mevsiminde bile yüksek elektrik ve benzin fiyatlarına bağlı olarak sebze ve meyve fiyatları el yakmaya devam ediyor. Mutfak bütçesinin temel direği olan gıda ürünlerindeki fahiş artışlar, halkın beslenme hakkını dahi tehdit eder hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Sağlık, barınma ve ulaşım
“Yalnızca mutfakta değil, toplumsal yaşamın diğer alanlarında da enflasyon oranları genel ortalamayı katlıyor” diyen Karakurt, “Tek bir ayda yüzde 50.42 oranında artan ayakta tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin yıllık enflasyonu yüzde 114.37 olarak hesaplanırken; doğal gaz abonelik ücretleri yüzde 59.82, yükseköğretim giderleri ise yüzde 64.58 oranında arttı. Barınma maliyetlerinin göstergesi olan gerçek kira bedelleri ise yıllık yüzde 45.29 yükseldi” dedi. Bu verilerin yurttaşın omuzundaki yükü artırdığına dikkat çeken Karakurt, “Sağlıktan barınmaya, ulaşımdan eğitime kadar hayatın her alanında manşet enflasyonun çok üzerinde fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız. Kirasını ödemekte, çocuğunu okutmakta veya sağlık hizmeti almakta zorlanan milyonlarca insanımız yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Orman yangınları kısmen söndürülse de, bu enflasyon ateşi memlekette yaşayan işçi, memur ve emeklileri yakmaya devam etmektedir” diye konuştu.
‘Birkaç ayda eriyip gidecek’
Açıklanan resmi enflasyon oranlarının ve uygulanan ekonomik politikaların çalışanları yoksullaştırdığını belirten Karakurt, hükümetin tercihini sermayeden yana kullandığını söyledi. Yoksulluk sınırının altındaki maaşların kademeli vergi dilimleriyle eridiğini, buna karşılık patronlara vergi kıyağı çekildiğini öne süren Karakurt, “Yoksulluk sınırının altında maaş alan memur ve açlık sınırına mahkum edilen milyonlarca emekli, kademeli vergi dilimi uygulamasıyla her geçen gün soyulmaktadır. Buna karşın sermaye sahibi patronlara vergi affı ve kıyağı çekilerek bütçeden ekstra kaynak aktarılması, hükümetin bilinçli bir ekonomik ve siyasi tercihidir. Hükümet, krizde de normal zamanda da emekçileri değil, her daim sermayedarları kollamaya devam etmektedir. Merkez Bankası döviz fiyatlarını baskılarken faiz oranlarının yüzde 55-60 arasında gezmesi, resmi rakamların gerçekçi olmadığını açıkça göstermektedir. Memur ve emeklilere verilen yüzde 13.51’lik maaş artışı, bu yüksek enflasyon karşısında birkaç ay içinde tamamen eriyip gidecektir” diyerek tepkisini gösterdi. Açıklamasının sonunda yaşanan ekonomik sıkıntılara karşı acil çözüm talep eden İlhan Karakurt, hükümetin derhal harekete geçmesi gerektiğini belirterek, “Yüksek enflasyon karşısında eriyen maaşlarımıza ek zam verilsin. Maaşlarımızdan kesilen vergi dilimi yüzde 10’da sabitlensin. Tüm çalışanlara 3600 ek gösterge hakkı tanınsın. Çalışırken aldığımız her ücret emekli maaşına yansıtılsın. Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı yasalaşsın” dedi.




