Son dönemde artan kira bedelleri ve konut krizi, kiracı ile ev sahiplerini sık sık karşı karşıya getiriyor. Bu süreçte en çok tartışılan konuların başında ise “Ev sahibi istediği zaman kiracıyı çıkarabilir mi?” sorusu geliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Neşet Gündüz, mevcut yasal düzenlemelerin kiracıyı koruyan önemli hükümler içerdiğini belirterek, vatandaşların haklarını bilmeden hareket etmemesi gerektiğini söyledi.
‘Keyfi tahliye edilemez’
Kiracıların keyfi şekilde tahliye edilemeyeceğini ifade eden Gündüz, ev sahiplerinin kira artışı konusunda da sınırlamalara tabi olduğunu hatırlattı. Buna göre ev sahibi yılda yalnızca bir kez zam yapabilir ve ara zam talepleri hukuken geçersiz sayılır. Ayrıca taşınmazın satılması durumunda kiracının hemen çıkmak zorunda olmadığını belirten Gündüz, yeni ev sahibinin konut ihtiyacı yoksa mevcut sözleşmenin devam edeceğini ve kiracının uzun yıllar aynı evde kalabileceğini vurguladı.
‘Haklarınızı iyi öğrenin’
Öte yandan ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen bir konutun kısa süre içinde başka bir kiracıya verilmesi halinde eski kiracının tazminat hakkı doğduğunu belirten Gündüz, kira sözleşmelerinin her yıl yenilenmesinin kiracının aleyhine bir durum oluşturmadığını, aksine kanunen 12 yıla kadar uzayan bir kullanım hakkı sağladığını ifade etti. Tahliye taahhütnamesinin ise kiracı için zorunlu olmadığını dile getiren Gündüz, özellikle imza atılırken dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Ancak her durumda kiracının korunmadığını da belirten Gündüz, bazı hallerde ev sahibinin tahliye hakkının doğduğunu söyledi. Kiracının kira bedelini düzenli ödememesi, aynı yıl içinde iki haklı ihtar alması, aidat yükümlülüklerini yerine getirmemesi ya da evi hor kullanması gibi durumlarda tahliye sürecinin başlatılabileceğini ifade etti. Ayrıca ev sahibinin kendisi veya birinci derece yakınları için konut ihtiyacı doğması, yeni malikin ihtiyaç talebi veya taşınmazda kapsamlı tadilat gerekliliği de tahliye sebepleri arasında yer alıyor. Neşet Gündüz, hem kiracıların hem de ev sahiplerinin hak ve sorumluluklarını iyi bilmesi gerektiğini belirterek, “Taraflar kulaktan dolma bilgilerle değil, yasal çerçevede hareket etmeli. Aksi halde hem maddi hem de hukuki mağduriyetler kaçınılmaz olur” ifadelerini kullandı.