Modern pastanelerin ve fabrikasyon ürünlerin arasından sıyrılıp, yüzyıllık taş fırınların karasında can bulan Antalya Bağaçası, bu yıl da şehrin en çok konuşulan lezzeti oldu. Her yıl olduğu gibi, Antalyalılar iftar saati yaklaşırken mahalle fırınlarının önünde bu özel lezzeti sıcak yakalamak için sıraya giriyor.
Sadece Bir Çörek Değil, Bir Şifa Kaynağı
Bağaçayı markette satılan herhangi bir çörekle karıştırmak büyük bir hata olur. Onu özel kılan, içindeki her bir malzemenin ustalıkla seçilmesidir.
Nohut Mayası: Bağaçanın o kendine has dokusunun sırrı, günlerce bekletilerek hazırlanan doğal nohut mayasında saklıdır.
Tahin ve Tereyağı: Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi tahin, bağaçaya hem lezzet hem de uzun süre tok tutma özelliği kazandırır.
Damla Sakızı ve Tarçın: Bu ikili, fırından çıkan sıcak bağaçanın tüm sokağa yayılan o meşhur kokusunun mimarıdır.
Neden Sadece Ramazan Ayında Çıkıyor?
Okuyucuların en çok sorduğu "Neden tüm yıl yiyemiyoruz?" sorusunun cevabı aslında bir gelenekte gizli. Eskiden Antalya'da bağaça, mideyi yormayan ama enerji veren yapısıyla sahurda tok tutması için özel olarak bu ayda üretilirmiş. Bu gelenek hiç bozulmadı; bağaça, Antalyalılar için sadece bir yiyecek değil, Ramazan'ın geldiğini müjdeleyen bir sembol haline geldi.
"Tok Tutan Mucize" Olarak Sahurun Yıldızı
Diyetisyenlerin de onayladığı üzere; bağaçanın içindeki tahin ve nohut mayası, oruç tutarken kan şekerinin ani düşmesini engelliyor. Üzerine serpilen bolca susam ve yer fıstığı ise gün boyu ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlıyor.