Bahçeci İzmir Tüp Bebek Merkezinden Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde, NICE 2026 fertilite kılavuzu, düşük veya dış gebelik sonrası infertilite değerlendirme süresinin yeniden başlatılmaması gerektiğini vurguluyor ve açıklanamayan infertilitede tek başına yumurtalık uyarımını önermiyor. NICE, fertilite tedavilerinde daha kanıta dayalı ve kişiye özel bir yaklaşımı öne çıkarıyor. Amaç, çiftleri doğru zamanda doğru tedaviye yönlendirirken gereksiz tetkik ve işlemlerden de korumak” diyerek kılavuzdaki güncellemeleri yorumladı.
‘DÜŞÜK VEYA DIŞ GEBELİK SONRASI SÜRE BAŞTAN BAŞLATILMAMALI’
Doç. Dr. Göde, “NICE 2026 fertilite kılavuzunun hasta deneyimi açısından en dikkat çekici yeniliklerinden biri, gebelik deneme sürecinde düşük veya dış gebelik yaşayan kişilerle ilgili oldu. NICE’a göre infertilite değerlendirmesi için esas alınan bekleme süresi, düşük ya da dış gebelik yaşanması hâlinde yeniden başlatılmamalı. Bu öneri; korunmasız vajinal ilişkiyle gebelik denenen ilk 1 yılı, açıklanamayan infertilitede uygulanan bekleme sürecini ve aşılamayla gebelik denenen 12 siklusluk dönemi kapsıyor” dedi.
Doç. Dr. Funda Göde açıklamalarına şöyle devam etti:
“Bu öneri, düşük veya dış gebelik yaşayan çiftlerin tedavi yolculuğunda önemli bir belirsizliği ortadan kaldırabilir. Gebelik kaybı ya da dış gebelik, kişinin infertilite değerlendirmesi için gerekli süreyi baştan başlatmak için tek başına geçerli bir gerekçe olarak kabul edilmiyor. Böylece bazı hastalarda bekleme süreleri azaltılabilir ve tedaviye erişim standart hale gelebilir.”
‘AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTEDE TEK BAŞINA YUMURTALIK UYARIMI ÖNERİLMİYOR’
Doç. Dr. Funda Göde, “NICE 2026 kılavuzu, açıklanamayan infertilitede tedaviye ne zaman ve hangi seçeneklerle geçileceğine dair daha net bir çerçeve çiziyor. Kılavuza göre, düzenli korunmasız vajinal ilişkiye rağmen gebelik elde edilemeyen olgularda tedaviye başlamadan önce toplam 2 yıl gebelik denenmesi öneriliyor. Bu sürenin sonunda ise tedavi seçenekleri; olası yararlar, riskler ve çiftin tercihleriyle ele alınmalı” dedi.
Doç. Dr. Funda Göde, açıklanamayan infertilitede tedavi kararının kişiye özel verilmesi gerektiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Yeni kılavuzun dikkat çeken güncellemelerinden biri, açıklanamayan infertilitede tek başına yumurtalık uyarımının artık önerilen bir yaklaşım olarak görülmemesi. Buna karşılık uygun hastalarda, tüp bebek tedavisine geçmeden önce gonadotropinlerle yumurtalık uyarımı eşliğinde 4 siklusa kadar aşılama tedavisi uygulanabileceği belirtiliyor. Ancak bazı çiftlerde doğrudan tüp bebek tedavisine geçmek daha doğru seçenek olabilir. Bu kararda yaş, yumurtalık rezervi, semen parametreleri, önceki tedaviler ve çiftin beklentileri birlikte ele alınmalıdır.”
‘YUMURTALIK REZERVİ TESTLERİNDE KULLANIM AMACI NETLEŞİYOR’
Yumurtalık rezervi testlerinin doğru amaçla yorumlanması gerektiğini belirten Doç. Dr. Göde, NICE 2026 kılavuzundaki bu yaklaşımın güncel ESHRE önerileriyle de uyumlu olduğunu ifade ederek şu bilgileri paylaştı:
“AMH, yani anti-Müllerian hormon, çoğu zaman doğal yolla gebe kalma şansını gösteren bir test gibi algılanabiliyor. Oysa güncel kılavuzlar, AMH’nin kendiliğinden gebelik ihtimalini öngörmek için kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. AMH ve antral folikül sayımı, daha çok tüp bebek gibi yardımcı üreme tedavilerinde yumurtalıkların tedaviye vereceği yanıtı öngörmek ve tedavi planını kişiselleştirmek için anlamlıdır. FSH için de benzer bir ayrım geçerli. Güncel yaklaşımda FSH, yardımcı üreme tedavisinde yumurtalık yanıtını ya da tedavi sonucunu öngörmek için güvenilir bir belirteç olarak kabul edilmiyor. Bu nedenle esas önemli nokta, testlerin neyi gösterip neyi göstermediğinin doğru anlaşılmasıdır.”
‘ENDOMETRİOZİS VARLIĞINDA TEDAVİ SEÇENEKLERİ KİŞİYE GÖRE BELİRLENMELİ’
Doç. Dr. Göde, “NICE 2026 fertilite kılavuzunda, endometriozisi olan ve çocuk sahibi olmak isteyen hastalarda tedavi kararının kişiye özel verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kılavuza göre bu hastalarda doğal yolla gebeliği bekleme, cerrahi tedavi veya yardımcı üreme tedavileri seçenekleri; kişinin yaşı, ne kadar süredir gebelik denediği, yumurtalık rezervi, endometriozis belirtilerinin şiddeti ve erkek faktörü olup olmadığı dikkate alınarak değerlendirilmelidir” dedi.
Doç. Dr. Göde, kişiye özel yaklaşımın önemine dikkat çekerek şu detayları aktardı: “Endometriozis hastalarında tedavi kararı yalnızca hastalığın varlığına göre verilmemeli. Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi, ağrı şiddeti, tüplerin durumu, erkek faktörü ve ne kadar süredir gebelik denediği birlikte düşünülmelidir. Kılavuz, uygun hastalarda 2 yıla kadar bekleme yaklaşımı ya da cerrahi tedavi seçeneklerinin tartışılabileceğini belirtiyor. Bu süreçte gebelik elde edilemezse veya bekleme ya da cerrahi tedavi uygun değilse tüp bebek gündeme gelebilir. Bazı hastalarda ise tüp bebek öncesinde gonadotropinle yumurtalık uyarımı eşliğinde 4 siklusa kadar aşılama tedavisi değerlendirilebilir.”
‘ERKEK FAKTÖRÜNDE HEDEFE YÖNELİK DEĞERLENDİRME ÖNE ÇIKIYOR’
Doç. Dr. Göde, açıklamalarını şöyle sonlandırdı:
“Erkek faktörüne bağlı infertilitenin değerlendirilmesinde daha hedefli bir yaklaşım öneriliyor. Sperm DNA bütünlüğünü artırmak amacıyla takviye, antioksidan veya medikal tedavi verilmesi önerilmezken Y kromozom mikrodelesyonu, karyotip ve kistik fibrozis ilişkili genetik testlerin hangi hasta gruplarında yapılması gerektiği daha net şekilde tanımlanıyor. Bu noktada erkek infertilitesinde gereksiz işlemlerden kaçınmak önem kazanıyor. Doğru hastaya, tedavi kararını gerçekten değiştirecek testi uygulamak temel amaç. Bu yaklaşım hem hastayı gereksiz işlemlerden korur hem de tedavi planının daha gerçekçi oluşturulmasına yardımcı olur.”