Gıda fiyatlarındaki yükseliş, vatandaşın mutfağındaki yangını büyütüyor. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMUAR’ın Ekim 2026 gıda fiyatları araştırmasına göre, temel gıda fiyatları bir ayda yüzde 4,7, yılın ilk on ayında yüzde 48,1, son bir yılda ise yüzde 53,8 arttı. Son 12 aylık ortalama artışın yüzde 55,2’ye ulaşması, mutfak harcamalarındaki ağır tabloyu gözler önüne serdi. Birleşik Kamu-İş Antalya İl Temsilcisi Sadık Acar, açıklanan verilerin özellikle emekliler, işçiler, kamu çalışanları ve dar gelirli vatandaşlar üzerindeki ekonomik baskıyı ortaya koyduğunu belirterek, gıda fiyatlarındaki artışın artık temel bir yaşam sorununa dönüştüğünü ifade etti.
5 yılda gıda sepeti 24 katı aştı
KAMUAR’ın 64 temel gıda maddesini esas alarak hazırladığı endekse göre, Eylül 2021’de 100 liraya alınabilen gıda sepetinin fiyatı Ekim 2026’da 2 bin 453 liraya yükseldi. Aynı dönemde gıda fiyatları yüzde 2 bin 353 artarken, kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerindeki artış yüzde 1.292’de kaldı. Sadık Acar, gelirlerle gıda fiyatları arasındaki farkın vatandaşın alım gücünü ciddi biçimde düşürdüğüne dikkat çekerek, “Maaşlara yapılan artışlar mutfaktaki gerçek enflasyonu karşılamıyor. Vatandaşın geliri aynı hızla yükselmezken temel ihtiyaçların fiyatı katlanıyor. Bunun bedelini en ağır şekilde emekliler, asgari ücretliler ve dar gelirli aileler ödüyor” dedi.

Sebze fiyatlarındaki artış dikkat çekiyor
Ekim ayında gıda fiyatlarındaki yükselişte özellikle taze sebze ve bakliyat fiyatları öne çıktı. Araştırmaya göre sebze fiyatları bir ayda yüzde 23,7, bakliyat fiyatları yüzde 7,2 arttı. Meyve fiyatlarındaki artış yüzde 5,5 olurken, süt ürünleri ve yumurta grubunda da yüzde 3,6’lık yükseliş kaydedildi. Yıllık bazda ise sebze fiyatları yüzde 159,1, bakliyat fiyatları yüzde 66,3, meyve fiyatları yüzde 65,7 arttı. Bu rakamlar, vatandaşın sağlıklı ve dengeli beslenmesinin giderek zorlaştığını ortaya koydu. Acar, özellikle temel besin maddelerindeki fiyat artışlarının aile bütçelerini sarstığını belirterek, “Sebze, meyve, et ve süt ürünleri artık birçok aile için ulaşılması zor ürünler haline geliyor. İnsanlar yalnızca daha pahalı alışveriş yapmıyor, aynı zamanda almak zorunda oldukları ürünlerden vazgeçmek durumunda kalıyor. Bu tablo, beslenme hakkı açısından da ciddi biçimde değerlendirilmelidir” diye konuştu.
Açlık ve yoksulluk riski büyüyor
Gıda fiyatlarının 77 aydır aralıksız yükseldiğine işaret eden araştırma, yüksek enflasyonun özellikle gelirinin önemli bölümünü gıdaya ayıran kesimler üzerindeki etkisini ortaya koydu. Artan tarımsal üretim maliyetleri ve ekonomik sorunların önümüzdeki dönemde de gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Sadık Acar, vatandaşın alım gücünü koruyacak politikaların önemine dikkat çekerek, “Gıda temel bir ihtiyaçtır; lüks tüketim gibi değerlendirilemez. İnsanların sofrasına koyacağı ekmeği, sebzeyi, meyveyi hesaplamak zorunda kalması kabul edilebilir bir durum değildir. Ücretler ve emekli aylıkları gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak düzenlenmeli, üreticinin maliyetlerini düşürecek ve gıda fiyatlarındaki artışı sınırlayacak kalıcı önlemler alınmalıdır” dedi. Acar, gıda fiyatlarındaki yükselişin yalnızca ekonomik göstergelerden ibaret olmadığını vurgulayarak, dar gelirli kesimlerin korunmasının sosyal devlet anlayışının temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.


