Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okullarda risk durumuna göre dedektör, X-ray cihazları ve kamera sistemlerinin kullanılacağı, ihtiyaç duyulan okullarda insan kaynağı desteğinin artırılacağı yönündeki açıklamaları eğitim camiasında yeni bir güvenlik tartışmasını gündeme taşıdı. Türk Eğitim-Sen Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Erhan Çatal, güvenli okulun yalnızca teknolojik cihazlarla sağlanamayacağını belirterek, fiziki güvenliğin yanı sıra personel, rehberlik, psikososyal destek ve etkin denetimin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Okullarda yaşanan şiddet olaylarının ardından eğitim kurumlarının güvenliğine yönelik tartışmalar yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeni eğitim-öğretim döneminde okul güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik yeni adımlar açıklanırken, risk durumuna göre bazı okullarda dedektör ve X-ray cihazlarının kullanılması, kamera sistemlerinin güçlendirilmesi ve insan kaynağı desteğinin artırılması planlanıyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamalarında, okulların risk durumlarına göre değerlendirilerek gerekli güvenlik tedbirlerinin alınacağı, ihtiyaç duyulan alanlarda teknolojik güvenlik sistemlerinin devreye sokulacağı ve insan kaynağı desteğinin sağlanacağı belirtildi. Türk Eğitim-Sen Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Erhan Çatal, güvenlik konusunun eğitim çalışanları, öğrenciler ve veliler açısından hayati öneme sahip olduğunu belirterek, alınacak her tedbirin sahadaki gerçek ihtiyaçlar dikkate alınarak uygulanması gerektiğini söyleyerek, “Okullar çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarımızın kendilerini güvende hissetmeleri gereken yerlerdir. Bir eğitim kurumunda öğretmen derse girerken, öğrenci eğitim alırken veya veli çocuğunu okula bırakırken güvenlik endişesi yaşamamalıdır. Bunun için alınan her tedbiri önemsiyoruz. Ancak güvenlik sadece bir cihazdan veya kameradan ibaret değildir. Güvenliği insan kaynağı, fiziki tedbirler, rehberlik hizmetleri, psikososyal destek ve etkin denetimle bir bütün olarak değerlendirmek gerekir” dedi.
‘Tedbirler kâğıt üzerinde kalmamalı’
Okullarda güvenlik konusunda açıklanan yeni uygulamaların önemli olduğunu ancak asıl meselenin bunların nasıl hayata geçirileceği olduğunu belirten Çatal, risk analizlerinin gerçekçi yapılması gerektiğini ifade etti. Çatal, her okulun aynı risk profiline sahip olmadığını belirterek, “Antalya’nın merkezindeki bir okul ile ilçelerimizde, kırsal bölgelerimizde veya yoğun nüfus hareketliliğinin yaşandığı bölgelerde bulunan okulların ihtiyaçları aynı olmayabilir. Bu nedenle tek tip bir güvenlik modeli yerine okulun bulunduğu çevrenin, öğrenci sayısının, fiziki yapısının ve geçmişte yaşanan olayların dikkate alındığı bir sistem kurulmalıdır” diye konuştu. Güvenlik tedbirlerinin yalnızca olay yaşandıktan sonra gündeme gelmemesi gerektiğine dikkat çeken Çatal, önleyici politikaların güçlendirilmesini istedi. Çatal, eğitim kurumlarında yaşanabilecek risklerin önceden belirlenmesi, okul giriş ve çıkışlarının kontrol altında tutulması, güvenlik kameralarının çalışır durumda olması ve gerekli durumlarda kolluk birimleriyle koordinasyon sağlanmasının önem taşıdığını söyledi. Türk Eğitim-Sen Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Erhan Çatal, okul güvenliğinin öğretmenlerin veya okul yöneticilerinin üzerine bırakılabilecek bir sorumluluk olmadığını vurguladı. Çatal, “Öğretmenin asli görevi eğitim ve öğretimdir. Okul yöneticisinin görevi de eğitim kurumunun sağlıklı şekilde yönetilmesini sağlamaktır. Öğretmenlerimizin aynı zamanda güvenlik görevlisi gibi davranmasını bekleyemeyiz. Okullarımızda güvenlik ihtiyacı varsa bunun profesyonel ve sürekli bir insan kaynağıyla karşılanması gerekir” ifadelerini kullandı. Bakanlığın risk durumuna göre “bahçe görevlisi” unvanıyla insan kaynağı desteği sağlanacağı yönündeki açıklamasının bu açıdan önemli olduğunu belirten Çatal, uygulamanın kapsamının ve personelin görev tanımının netleştirilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Çatal, güvenlik personelinin yalnızca okul kapısında bekleyen bir görevli olarak görülmemesi gerektiğini, okulun giriş-çıkış güvenliği, bahçe ve çevre kontrolü, ziyaretçi yönetimi ve riskli durumlarda ilgili birimlere haber verilmesi gibi görevlerin profesyonel bir sistem içerisinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
‘Dedektör ve X-ray çözüm değil’
Okullarda dedektör ve X-ray cihazlarının kullanılmasının gündeme gelmesini değerlendiren Çatal, teknolojik önlemlerin gerekli durumlarda önemli bir katkı sağlayabileceğini ancak bunların tek başına güvenliği garanti etmeyeceğini belirterek, “Dedektör ve X-ray cihazları elbette riskin yüksek olduğu okullarda caydırıcı ve önleyici olabilir. Ancak kapıya bir cihaz koyduğunuzda sorun tamamen çözülmüş olmuyor. O cihazı kullanacak personel olacak, giriş-çıkış düzeni oluşturulacak, gerektiğinde müdahale edecek mekanizma bulunacak. Dolayısıyla teknoloji ile insan kaynağı birlikte düşünülmelidir” dedi. Okul girişlerinde kontrolün öğrencileri zan altında bırakacak bir anlayışla değil, öğrencilerin güvenliğini esas alan, ölçülü ve hukuka uygun bir sistem içerisinde yürütülmesi gerektiğini de belirten Çatal, eğitim ortamının güvenli hale getirilirken çocukların haklarının da gözetilmesinin önemine dikkat çekti. Güvenlik kameralarının okullarda önemli bir önleyici araç olduğuna dikkat çeken Çatal, mevcut sistemlerin yalnızca kurulmasının yeterli olmadığını söyleyerek, “Bir okulda kamera bulunması başka, kameraların 24 saat çalışması, görüntülerin gerektiğinde incelenebilir olması ve kör noktaların ortadan kaldırılması başka bir konudur. Güvenlik sistemlerinin periyodik olarak kontrol edilmesi, arızaların hızlı şekilde giderilmesi ve okulun bütün kritik noktalarının kapsama alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Özellikle okul girişleri, koridorlar, bahçeler ve okul çevresindeki kritik noktaların güvenlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çatal, kamera sistemlerinin kişisel verilerin korunması ve öğrencilerin mahremiyeti gözetilerek kullanılması gerektiğini de vurguladı.
‘Güvenliğin bir ayağı da rehberlik’
Çatal’a göre okul güvenliğinin en önemli boyutlarından biri de öğrencilerin psikososyal durumlarının yakından takip edilmesi. Okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çatal, şiddet eğilimi, akran zorbalığı, dışlanma, tehdit, bağımlılık ve öğrencilerin psikolojik sorunlarının erken fark edilmesinin birçok olayın büyümeden önlenmesinde etkili olabileceğini söyledi. Çatal, “Bir öğrencinin sorun yaşadığını ancak olay büyüdükten sonra fark ediyorsak burada önleyici eğitim politikası açısından eksiklik vardır. Rehberlik servislerimizin güçlendirilmesi, rehber öğretmen ve psikolojik danışman sayısının ihtiyaca göre artırılması, öğretmenlerin de risk işaretlerini fark edebilecek şekilde desteklenmesi gerekiyor” dedi. Okul-aile iletişiminin de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Çatal, ailelerin yalnızca problem yaşandığında okula çağrılmaması, düzenli ve sağlıklı bir iletişim mekanizmasının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Eğitim ortamlarında son dönemde yaşanan şiddet olaylarının toplum açısından ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu belirten Çatal, öğretmen, öğrenci, veli ve diğer eğitim çalışanlarının güvenliğinin ortak bir sorumluluk olduğunu söyledi. Çatal, daha önce eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının ardından da kapsamlı güvenlik tedbirlerinin alınması çağrısında bulunduklarını hatırlatarak, “Şiddetin hiçbir türünü normalleştiremeyiz. Eğitim kurumlarında yaşanan her olay bize yeni bir ders vermeli ve eksikliklerin giderilmesini sağlamalıdır. Bir olay yaşandıktan sonra tedbir almak yerine riskleri önceden görüp önlem almak zorundayız” diye konuştu. Eğitim kurumlarının yalnızca ders yapılan binalar olmadığını vurgulayan Çatal, okulların çocukların sosyal ve psikolojik gelişimlerinin şekillendiği önemli kamusal alanlar olduğunu ifade etti.
Antalya için özel güvenlik planı
Antalya’nın nüfus yapısı, hızlı kentleşme, yoğun göç hareketleri ve okul çevrelerindeki farklı riskler nedeniyle okul güvenliğinin kent özelinde ayrıca ele alınması gerektiğini belirten Çatal, Antalya’daki okullar için kapsamlı bir risk haritası çıkarılması çağrısında bulunarak, “Antalya’nın bütün ilçelerini kapsayan, okul okul değerlendirilen bir güvenlik planı hazırlanmalıdır. Hangi okulun güvenlik personeline, hangisinin teknik donanıma, hangisinin kolluk desteğine, hangisinin rehberlik ve psikososyal desteğe daha fazla ihtiyaç duyduğu belirlenmelidir. Kaynaklar ihtiyaç doğrultusunda kullanılmalıdır” dedi. Özellikle öğrenci sayısı yüksek okullarda güvenlik ve rehberlik hizmetlerinin aynı anda güçlendirilmesi gerektiğini belirten Çatal, okul çevresinin de okul binası kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Okul çevresindeki metruk yapılar, yeterince aydınlatılmayan alanlar, yoğun araç ve yaya trafiği ile öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek unsurların ilgili kurumlarla koordineli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türk Eğitim-Sen Antalya 1 No’lu Şube Başkanı Erhan Çatal, açıklamasının sonunda güvenli eğitim ortamının bir ayrıcalık değil, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının temel hakkı olduğunu hatırlatarak, “Çocuklarımızı sabah okula gönderdiğimizde onların güvenli bir ortamda eğitim gördüğünden emin olmak istiyoruz. Öğretmenlerimiz ders anlatırken can güvenliği endişesi taşımamalı. Bunun için Bakanlığın açıkladığı yeni tedbirlerin takipçisi olacağız. Alınan kararların sahada gerçekten uygulanıp uygulanmadığını, personel ihtiyacının karşılanıp karşılanmadığını ve okullarımızın güvenlik açısından gerekli donanıma kavuşup kavuşmadığını yakından izleyeceğiz” dedi. Çatal, eğitim sendikaları, okul yönetimleri, öğretmenler, veliler, yerel yönetimler ve güvenlik birimlerinin iş birliği içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Bizim hedefimiz güvenli okullar ve güçlü yarınlardır. Çocuklarımızın eğitim aldığı her okul güvenli olmalıdır. Güvenlik konusunda atılacak her olumlu adımı destekler, eksik gördüğümüz noktalarda da kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ederiz” ifadelerini kullandı.





