İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen Asrın İnşası Güçlü Türkiye'nin İhya Vizyonu Paneli'nde konuştu.

İletişim Başkanı Duran'ın konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Hafızamızı diri tutmak ve Türkiye'nin geleceğine dair ortak perspektifimizi paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu buluşmanın; yaşadıklarımızı unutmadan ileriye doğru, geleceğe doğru yürüyebilmenin; acıyı geride bırakmadan ama umudu büyütebilmenin bir ifadesi olduğuna inanıyorum. Umudu büyütebilmenin bir ifadesi olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle hepinizi gönülden selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Bundan tam 3 yıl önce, 6 Şubat sabahı, Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremle birlikte ülkemiz tarihinin en ağır sınavlarından biriyle yüz yüze geldi.

Bu büyük sınav toplumumuzun her kesimini derinden sarstı; ancak acıyla birlikte dayanışmayı, sabırla birlikte dirayeti de beraberinde getirdi.

"Asrın Felaketi" olarak nitelediğimiz sarsıntılar 11 ilimizde derin izler bıraktı, 14 milyon vatandaşımızın hayatını doğrudan etkiledi. Ve maalesef depremler nedeniyle 53 binin üzerinde canımızı yitirdik, 107 bini aşkın kardeşimiz yaralandı.

Ben bu vesileyle vefat eden vatandaşlarımıza bir kez daha Yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun. O yıkımı bizzat yaşayan, yakınlarını toprağa vermek zorunda kalan kardeşlerimize de sabır ve metanet diliyorum.

Sayın Bakanım, sevgili katılımcılar; büyük felaketler yalnızca yıkımlar üretmez. Aslında bir milletin karakterini ve dayanışma ruhunu da bütün açıklığıyla görünür kılar.

Bu bağlamda 6 Şubat sonrası süreç, Türkiye için devlet ve millet dayanışmasının en güçlü şekilde tezahür ettiği bir diriliş hikâyesidir.

"Hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk"

Nitekim ilk andan itibaren devletimiz tüm imkânlarıyla ve birimleriyle sahaya indi. Sivil toplum kuruluşlarımız hiçbir tereddüt göstermeden adanmışlık ruhuyla görevler üstlendi.

Vatandaşlarımız sadece ellerindekiyle değil; yürekleriyle, dualarıyla, umutlarıyla yardıma koştular. Bir cana daha ulaşabilmek, bir enkazın başında daha umut yeşertebilmek, bir afetzedeye daha yalnız olmadığını hissettirebilmek için hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk.

Bu nedenle şunu söylemem gerekir: Biz bu boranın ötesinden hem teknik kapasitemizle hem de vicdanımızla ve dayanışma gücümüzle birlikte geldik. Bu güçlü irade ve birlik ruhu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlatılan; geçici çözümlerle yetinmeyen, kalıcı ve kapsayıcı bir yeniden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulmuştur.

Türkiye bu süreçte milletimizin ve devletimizin el ele vermesiyle "yapılamaz" denileni yapmış ve insan merkezli yaklaşımıyla da dünyaya yeni bir standart sunmuştur.

Şunun altını özellikle çizmek isterim: Bu süreç yalnızca yıkılanların yerine yenilerini koyma çabası değildir. Bu süreç, Sayın Cumhurbaşkanımızın her fırsatta altını çizdiği gibi; hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmama anlayışının ve kimsesizlerin kimsesi olma sorumluluğunun hayata geçirilmesidir.

455 bin konutun vatandaşlarımıza teslim edilmesi bunun en önemli tezahürlerinden birisidir. İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni standartlara, yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir; sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir.

"Dezenformasyon kampanyasıyla, süreciyle mücadele etmek zorunda kaldık"

Birazdan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum bölgede yapılan çalışmaları yakinen bilen, bu konuda çok önemli görevler üstlenen birisi olarak- size kapsamlı şekilde meseleyi anlatacaktır. Ben müsaadelerinizle konuyu biraz iletişim boyutuyla ele almak istiyorum.

Afet ve sonrasındaki süreç, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bizler de tam böylesi sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettik ve bu gayreti sarf etmeye devam ediyoruz.

Bu zorlu dönemde bir yandan depremzede vatandaşlarımızın yardımına koşarken, diğer yandan gerçeği hedef alan, arama-kurtarma çalışmalarını sekteye uğratmayı hedefleyen ve toplumsal huzuru zedelemeyi amaçlayan yoğun bir dezenformasyon kampanyasıyla, süreciyle mücadele etmek zorunda kaldık.

Malum olduğu üzere sofistike iletişim araçlarının sunduğu imkânların ve beraberinde getirdiği zaafların istismar edildiği bir zorlu dönem yaşadık. Yalanların, kurgulanmış içeriklerin ve çarpıtılmış bilgilerin özellikle kriz anlarında ne kadar hızlı yaygınlaşabildiğini ve etkide bulunabildiğini hep birlikte tecrübe ettik.

Bu dönemde dezenformasyonun; kimi zaman kasıtlı yönlendirmelerle kimi zaman da bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış aktarımlarla yaygınlaştığına şahit olduk. Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama-kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi.

"CİMER Deprem Acil" uygulamasını kullanıma sunduk"

Bu çerçevede İletişim Başkanlığı olarak 200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik ve doğrularını milletimizle paylaştık. Devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için elimizden gelen çabayı gösterdik.

Ayrıca milletimizin kesintisiz iletişimini sürdürebilmek adına CİMER kriz iletişim stratejisini derhal uygulamaya geçirdik. Bu çerçevede 6 Şubat sabahı saat 08.30 itibarıyla depremzede vatandaşlarımız için özel bir iletişim kanalı olarak "CİMER Deprem Acil" uygulamasını kullanıma sunduk. CİMER Deprem Acil uygulamasının gelen toplam 1.7 milyon başvuru kapsamındaki her türlü talep ve ihtiyaçlarını kurumlarımızla birlikte eş güdüm içerisinde takip ettik ve çözüme de kavuşturduk.

Türkiye'den uluslararası platformlarda 'Aile diplomasisi'
Türkiye'den uluslararası platformlarda 'Aile diplomasisi'
İçeriği Görüntüle

CİMER Çağrı Merkezi üzerinden ise deprem sonrası 3 aylık süreçte 7/24 çalışma esasıyla 220 binin üzerinde çağrıyı cevapladık.

Öte yandan bölgedeki gazetecilerin çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla basın merkezleri kurduk ve onların ihtiyaçlarını giderdik. Uluslararası habercilere mihmandar olduk. Her gün yayınladığımız Türkçe ve İngilizce bültenlerle bilgilendirmeler yaptık.

6 Şubat depremleri sonrası bölgede görev yapan 11 ülkeden 32 uluslararası gazeteci, kurumumuz koordinasyonunda geçtiğimiz hafta yeniden bölgeye geldi ve Bakanımızla da birlikte oldular. Depremin yıkımına da şahit olan bu basın mensupları, 3 yılın ardından gerçekleşen bu büyük ihyayı gözlemleme, tanık olma imkânı buldular.

Söz konusu programla birlikte 2024’ten bugüne kadar 26 ülkeden 366 gazetecinin Türkiye’nin yürüttüğü ihya ve inşa çalışmalarını yerinde görmesini sağladık.

"Bu, bizim insanımızın diriliş hikâyesidir"

Bu, bizim insanımızın diriliş hikâyesidir. Bu, bizim insanımızın başarı hikâyesidir ve tüm dünyanın da bunu alkışlaması yerindedir. Afet sonrası dönemde yaptığımız yayınlar, düzenlediğimiz panel ve sempozyumlarla deprem bölgesindeki yoğun çalışmalardan kamuoyunun haberdar olmasını sağladık.

Sayın Bakanım, kıymetli misafirler; bugün yeni çalışmamız olan "Asrın Felaketinin Üçüncü Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları" kitabımızı da kamuoyumuzun dikkatine sunuyoruz. Takdim yazısını Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kaleme aldığı eserimizde; Asrın Felaketi'ne dair ilk andan itibaren yürütülen çalışmalar yer almaktadır.

Kitabın içeriğinde dünyadaki büyük afetler ve 6 Şubat depremlerinin küresel etkileri değerlendirildi. Afete yönelik detaylı veriler infografikler şeklinde de paylaşıldı ve bütün bunların yanı sıra afet sonrası yapılan çalışmaların; sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal hizmetler ve iletişim gibi birçok başlık altında bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirdik.

Kaynak: TRT Haber