DİSK-AR’ın Ekim 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu, yüksek enflasyon ve vergi yükünün işçi ücretlerinde yarattığı erimeyi gözler önüne serdi. DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve DİSK/GENEL-İŞ Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, dokuz ayda işçilerin toplam kaybının 2 trilyon 254 milyar lirayı aştığını belirterek, “İşçinin emeği enflasyon ve adaletsiz vergi sistemi karşısında her ay biraz daha eriyor” dedi. DİSK-AR’ın Ekim 2026 tarihli Ücret Kayıpları İzleme Raporu, Türkiye’de ücretlilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik kaybın boyutunu ortaya koydu. Rapora göre yalnızca SGK kapsamındaki 17 milyonu aşkın işçinin ücretlerinde, enflasyon ve gelir-damga vergileri nedeniyle yılın ilk dokuz ayında en az 2 trilyon 254 milyar 221 milyon liralık kayıp meydana geldi. DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve DİSK/GENEL-İŞ Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, ortaya çıkan tablonun işçilerin yalnızca bugünkü gelirini değil, yaşam standardını ve geleceğe ilişkin ekonomik güvencesini de etkilediğini söyledi. Küçük, “Dokuz aylık dönemde ortaya çıkan 2 trilyon 254 milyar liralık kayıp, ücretlilerin karşı karşıya kaldığı yükün ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. İşçiler çalışıyor, üretiyor ancak elde ettikleri ücretin önemli bir bölümü enflasyon ve vergi yükü nedeniyle eriyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir” diye konuştu.

Enflasyon faturası 1.223 trilyon

Rapora göre yalnızca enflasyonun sigortalı işçilerin ücretleri üzerindeki dokuz aylık birikimli faturası 1 trilyon 223 milyar lirayı aştı. Gelir ve damga vergilerinin toplam faturası ise 1 trilyon 31 milyar liraya ulaştı. Vedat Küçük, yüksek enflasyonun ücretliler açısından yalnızca market ve kira fiyatlarının yükselmesi anlamına gelmediğini belirterek, “Enflasyon ücretlinin cebinden doğrudan para götürüyor. Maaş aynı kalsa bile o maaşla alınabilen ürün ve hizmet miktarı her geçen ay azalıyor. Bunun üzerine artan vergi yükü de eklendiğinde işçinin elinde kalan gerçek gelir daha da küçülüyor” ifadelerini kullandı. Küçük, ücretlerin enflasyon karşısında korunmasının çalışma hayatının temel gündemlerinden biri olması gerektiğini vurgulayarak, “İşçi ücretleri yalnızca rakamsal olarak değil, gerçek alım gücü üzerinden değerlendirilmelidir. Maaşın birkaç bin lira artması tek başına yeterli değildir. Eğer aynı dönemde gıda, kira, ulaşım, eğitim ve diğer temel harcamalar çok daha hızlı yükseliyorsa, işçinin cebindeki para gerçekte değer kaybediyor” dedi.

Dünyaca ünlü astronotlar Antalya'da sahaya indi
Dünyaca ünlü astronotlar Antalya'da sahaya indi
İçeriği Görüntüle

Yılın yarısı vergi ve enflasyona

DİSK-AR hesaplamasına göre işçiler, Eylül 2026’da elde ettikleri gelirin önemli bir bölümünü vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle kaybetti. Raporda, işçilerin Eylül ayının en az yarısını vergi, kesinti ve enflasyona çalıştığı belirtildi. Vedat Küçük, bu durumun ücret politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını söyleyerek “Bir işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi gerekir. İşçi ayın yarısında kazandığı paranın karşılığını göremiyorsa burada ciddi bir sorun var demektir. Çalışma hayatında amaç, insanların yalnızca çalışıyor görünmesi değil, çalışarak insanca yaşayabilmesidir” ifadelerini kullandı.

Ortalama kayıp 32 bin TL’yi aştı

İşçinin kayıplarına dikkat çeken Vedat Küçük, “DİSK-AR’ın hesaplamasında Ocak-Eylül 2026 dönemi için ortalama işçi ücreti brüt giydirilmiş olarak 66 bin 142 TL esas alındı. Bu ücret düzeyindeki vergi ve kesinti yükünün Eylül ayında 19 bin 737 TL’ye ulaştığı hesaplandı. Dokuz aylık enflasyonun yüzde 24,32 olarak dikkate alındığı hesaplamada, ortalama işçi ücretinin enflasyon nedeniyle yaşadığı parasal kayıp da 12 bin 585 TL olarak belirlendi. Böylece ortalama işçinin brüt ücretinde Eylül ayında vergi, kesinti ve enflasyon kaynaklı toplam kayıp 32 bin 322 TL’ye ulaştı. Rakamlar bize işçinin neden ay sonunu getirmekte zorlandığını açık biçimde gösteriyor. Kağıt üzerinde görünen ücret ile işçinin eline geçen ve gerçekten harcayabildiği gelir arasında ciddi bir fark oluşuyor. Bu fark büyüdükçe çalışan yoksulluğu da derinleşiyor” diye konuştu.

Asgari ücret 6 bin 828 TL eridi

Vedat Küçük, özellikle ücretler yükseldikçe vergi dilimleri nedeniyle çalışanların gelir kaybının arttığına dikkat çekerek, “Rapora göre asgari ücret de yılın dokuzuncu ayında enflasyon nedeniyle 6 bin 828 TL kaybetti. Daha yüksek ücret gruplarında ise vergi, kesinti ve enflasyon kaynaklı kayıpların ücret içindeki payı daha da yükseldi. Eylül 2026 itibarıyla asgari ücretin 1,5 katı düzeyindeki ücretlerin yüzde 40,2’si, iki katı ücretlerin yüzde 46,9’u, 2,5 katı ücretlerin yüzde 48,2’si ve üç katı ücretlerin yüzde 49,1’i vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle eridi. İşçinin ücreti arttığında bunun önemli bir bölümünün vergiye gitmesi, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde çalışanların gerçek anlamda ücret artışı elde etmesini engelliyor. Ücretlilerin vergi yükünün daha adil hale getirilmesi gerekiyor” dedi.

Vergi yükü yıl içinde katlanıyor

‘DİSK-AR raporunda, ortalama ücret düzeyindeki bir işçinin gelir ve damga vergisi ödemesinin yıl içinde önemli ölçüde arttığına dikkat çekildi’ diyen Küçük, “Rapora göre 2025 yılı başında 3 bin TL düzeyinde olan gelir ve damga vergisi ödemesi, Eylül ayında 7 bin 557 TL’ye yükseldi. Vedat Küçük, vergi sisteminin ücretliler açısından yarattığı yükün özellikle yüksek enflasyon ortamında daha fazla hissedildiğini belirtti. İşçi daha fazla kazandıkça vergi dilimine giriyor ve yıl içerisinde vergi yükü artıyor. Ancak aynı dönemde enflasyon nedeniyle ücretin satın alma gücü düşüyor. Böylece işçi bir taraftan enflasyonla, diğer taraftan artan vergi yüküyle karşı karşıya kalıyor. Bu çifte baskı mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre yalnızca SGK kapsamındaki işçilerin dokuz aylık ücret kaybının 2 trilyon 254 milyar 221 milyon TL’ye ulaşması, ücretliler açısından büyük bir gelir erimesine işaret ediyor” diye konuştu. DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve DİSK/GENEL-İŞ Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, işçilerin alım gücünün korunması için ücret ve vergi politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “İşçilerin ücretleri enflasyon karşısında korunmalı, vergi dilimleri ücretlilerin aleyhine çalışmayacak şekilde yeniden düzenlenmeli ve çalışanların üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Çünkü ücretlinin cebinden çıkan her lira, aynı zamanda ailesinin mutfağından, çocuklarının eğitiminden ve temel ihtiyaçlarından eksilen paradır. İşçiler ülkenin üretim gücünü oluşturuyor. Ancak bugün milyonlarca çalışan, aldığı ücretle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Dokuz ayda ortaya çıkan 2,3 trilyon liraya yaklaşan kayıp, meselenin tek tek çalışanların bütçesinden ibaret olmadığını gösteriyor. Bu, çalışma hayatının ve gelir dağılımının temel sorunlarından biridir. İşçinin emeğinin karşılığını alabildiği, ücretlerin enflasyon karşısında korunabildiği ve vergi yükünün adil dağıtıldığı bir sistem kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Esra ALTUNKES