Son yıllarda hızla artan enflasyon, alım gücünü eritirken maaş artışları yaşam maliyetinin çok gerisinde kaldı. Market raflarında fiyatlar haftadan haftaya değişiyor, pazarda etiketler cep yakıyor. Dar ve sabit gelirli kesimler için nakit neredeyse lüks haline geldi. Kredi kartları artık taksit kolaylığı sunan bir ödeme yöntemi değil; mutfak masrafını, faturayı ve kirayı karşılayan zorunlu bir geçim aracına dönüştü. Ay sonu gelmeden kart limitleri doluyor, asgari ödeme tutarları yeni bir borç kapısının anahtarı oluyor. Bir kartın asgarisi başka bir karttan çekilen nakitle ödeniyor. Borç kapanmıyor, sadece öteleniyor. Yüksek faiz oranları ve gecikme bedelleri borcu her ay daha da büyütüyor. Kredi kartı borcunu kapatmak için çekilen ihtiyaç kredileri, vatandaşları daha uzun vadeli bir borç sarmalına sürüklüyor.
Kartlı harcama artıyor
Resmi verilerde kartlı harcamalardaki artış “ekonomik canlılık” olarak yorumlansa da sahadaki tablo çok farklı. İnsanlar daha çok kazandığı için değil, ceplerinde para olmadığı için kart kullanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verileri enflasyonun boyutunu ortaya koyarken, mutfaktaki yangın istatistiklerle ölçülemeyecek kadar derinleşmiş durumda. Emekliler, asgari ücretliler ve küçük esnaf bu tablonun en ağır yükünü taşıyor. Emekli maaşı ayın ortasını bulmadan eriyor, asgari ücretli temel ihtiyaçlarını bile borçlanarak karşılıyor. Küçük esnaf ise hem artan maliyetlerle hem de düşen satışlarla mücadele ediyor. Kredi kartları bankalar için yüksek faiz geliri anlamına gelirken, vatandaş için her ay artan bir risk oluşturuyor. Ödenemeyen borçlar icra ve yasal takip tehdidini beraberinde getiriyor. Bu durum sadece ekonomik değil, toplumsal bir krize dönüşüyor. Uzmanlar, kredi kartıyla ayakta durmaya çalışan geniş kesimin uzun vadede daha büyük bir borç kriziyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. Gelirler yaşam maliyetine göre düzenlenmedikçe bu tablonun değişmesi beklenmiyor. Bugün kredi kartı kullanımı bir tercih değil, zorunluluk. Nakdin tükendiği, maaşın yetmediği bir düzende insanlar borçla yaşamaya mecbur bırakılıyor. Borç borçla kapanıyor; geçim sıkıntısı ise her ay daha da derinleşiyor.





