Eğitim- Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Millî Eğitim Bakanlığı’nın hayata geçirmeyi planladığı ortak yazılı sınav sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Standartlaşma gerekçesiyle hazırlanan yeni sistemin öğretmenlerin mesleki özerkliğini sınırlandıracağını savunan Öztürk, eğitim süreçlerinin giderek merkezileştirildiğini ifade ederek, “Öğretmenin kendi öğrencisine soracağı soruyu dahi belirleyemediği bir eğitim sisteminde mesleki özerklikten söz edilemez” dedi. Yeni sistemde sınav senaryolarındaki öğrenme çıktılarına yönelik yalnızca iki sorunun zümre öğretmenleri tarafından hazırlanmasının, diğer soruların ise Bakanlık tarafından oluşturulacak dijital soru havuzundan otomatik olarak seçilmesinin öngörüldüğünü aktaran Öztürk, öğretmenlerin sınav güvenliği gerekçesiyle seçilen soruları önceden görememesinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Öztürk, “Öğretmenin kendi öğrencilerine soracağı soruları dahi belirleyemediği bir eğitim sisteminde mesleki özerklikten söz edilebilir mi? Öğretmen soruları önceden inceleyemeyecekse bunların öğrencilerin öğrenme düzeylerine, sınıfta işlenen konulara ve pedagojik ihtiyaçlara uygunluğunu nasıl değerlendirecektir?” diye konuştu.
Öğretmenliğin yalnızca merkezi olarak belirlenen içerikleri aktarmak ve hazır sınav sorularını uygulamak olmadığını vurgulayan Öztürk, öğretmenin öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini planlayan ve ölçme araçlarını öğrencilerin ihtiyaçlarına göre geliştiren pedagojik bir özne olduğunu belirtti. Eğitimde merkeziyetçiliğin giderek arttığını savunan Öztürk, “Yıllardır öğretim programlarından ders kitaplarına, öğretim süreçlerinden ölçme ve değerlendirmeye kadar pek çok alanda öğretmenlerin söz hakkı sınırlandırılmıştır. Şimdi ise kendi öğrencilerine soracakları soruları belirleme yetkileri de ellerinden alınmak istenmektedir. Önce neyi öğreteceğimize, ardından nasıl öğreteceğimize, şimdi de neyi ve nasıl ölçeceğimize merkezden karar verilmek istenmektedir” ifadelerini kullandı.
‘Standart sınav adaleti sağlamaz’
Türkiye’de öğrencilerin ve okulların aynı koşullara sahip olmadığına dikkat çeken Öztürk, okulların fiziki imkânları, sınıf mevcutları, öğretmen ihtiyacı, öğrencilerin sosyoekonomik koşulları, ana dilleri ve hazırbulunuşluk düzeyleri arasında önemli farklılıklar bulunduğunu söyledi. Standart sınavların tek başına eğitimde fırsat eşitliği yaratmayacağını dile getiren Öztürk, “Eşit olmayan koşullarda eğitim gören öğrencileri standart sınavlarla değerlendirmek, eğitimde eşitliği sağlamak değil, mevcut eşitsizliklerin sonuçlarını standart ölçütlerle kayıt altına almaktır. Eğitimde adalet, bütün öğrencilere aynı soruları sormakla değil, bütün öğrencilere nitelikli eğitime erişebilecekleri eşit koşulları sağlamakla mümkündür” dedi. Bakanlığın yeni sistemle öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin belirleneceği yönündeki yaklaşımını da eleştiren Öztürk, öğretmenlerin öğrencilerinin hangi konularda zorlandığını büyük ölçüde bildiğini ifade etti. Öztürk, asıl sorunun belirlenen eksiklikleri giderecek zamanın, personelin ve eğitim olanaklarının yetersizliği olduğunu belirterek, kalabalık sınıflar, yoğun öğretim programları ve öğretmen açıkları devam ederken tespit edilen eksikliklerin nasıl giderileceğinin açıklanması gerektiğini söyledi.

‘Zamanları bürokrasiye ayrılmamalı’
Sınav sonuçlarının soru bazında analiz edilerek e-Okul sistemine girilmesinin öğretmenlerin iş yükünü artıracağını savunan Öztürk, özellikle yüzlerce öğrencisi bulunan öğretmenlerin yeni bürokratik işlemlerle karşı karşıya kalacağını kaydetti. Öztürk, “Öğretmenlerin zamanı öğrencilerinden alınarak yeni bürokratik işlemlere ayrılmamalıdır” diyerek, ölçme ve değerlendirme süreçlerinin öğretmenlerin asli eğitim faaliyetlerini aksatmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Bakanlığın yapay zekâ destekli soru hazırlama ve açık uçlu yanıtları puanlama uygulamalarını da değerlendiren Öztürk, öğrencilerin farklı düşünme, yorumlama ve kendini ifade etme biçimlerinin algoritmalar tarafından ne ölçüde doğru değerlendirileceğinin belirsiz olduğunu ifade etti. Algoritmik önyargılar, değerlendirme hataları, öğrenci verilerinin korunması ve sonuçlara itiraz mekanizmalarının önemli sorun alanları olduğunu belirten Öztürk, teknolojinin eğitimde kullanılmasına karşı olmadıklarını ancak teknolojinin öğretmenin mesleki bilgi ve deneyiminin yerine geçirilmemesi gerektiğini söyledi.
‘Temel sorun öğretmenler değil’
Türkiye’de eğitimin temel sorunlarının öğretmenlerin sınav sorusu hazırlama yeterliliğiyle açıklanamayacağını dile getiren Öztürk, eğitimdeki derin eşitsizliklere, yetersiz kamu kaynaklarına, kalabalık sınıflara, öğretmen açıklarına, eğitimde piyasalaşmaya ve eğitim emekçilerinin ağırlaşan çalışma koşullarına dikkat çekti. Öztürk, “Türkiye’de eğitimin temel sorunu öğretmenlerin sınav sorusu hazırlayamaması değildir. Asıl sorun; derinleşen eğitim eşitsizlikleri, yetersiz kamu kaynakları, kalabalık sınıflar, öğretmen açıkları, eğitimde piyasalaşma ve dinselleşme politikaları ile eğitim emekçilerinin ağırlaşan çalışma koşullarıdır” dedi. Eğitim -Sen olarak öğretmenlerin mesleki özerkliğini sınırlandıran düzenlemeye karşı olduklarını belirten Öztürk, merkezi soru havuzunun öğretmenlere dayatılan zorunlu bir sistem yerine ihtiyaç halinde yararlanılabilecek destekleyici bir kaynak olması gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin öğrencilerinin öğrenme düzeylerine ve bireysel farklılıklarına uygun sınav hazırlama yetkilerinin korunması gerektiğini vurgulayan Öztürk, yeni sistemin öğretmenlere ek bürokratik yük getirmemesi çağrısında bulundu. Eğitim politikalarının öğretmenlerin ve eğitim sendikalarının katılımıyla, bilimsel ve pedagojik ilkeler temelinde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, öğretmenlerin mesleki özerkliğinin sınırlandırılmasının öğrencilerin nitelikli eğitim hakkını da doğrudan etkileyeceğini savundu. Öztürk, “Öğretmenlerin mesleki özerkliği, Bakanlığın istediği zaman sınırlandırabileceği bir ayrıcalık değil, öğrencilerin nitelikli eğitim hakkının vazgeçilmez koşuludur. Öğretmenlik mesleğini teknisyenleştiren, mesleki özerkliğimizi zayıflatan ve eğitim süreçlerini merkezileştiren politikalara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.





