Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, 2026 Akademi Giriş Sınavı sonuçlarının açıklanmasının ardından ortaya çıkan puan hesaplama sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Acar, sınav sürecinde adaylardan en küçük ayrıntıya dahi eksiksiz uymalarının beklendiğini hatırlatarak, sınavı gerçekleştiren kurumun kendi sorumluluğunu aynı hassasiyetle yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Acar, yaşananların yalnızca bir sınav hatası olmadığını, Millî Eğitim Akademisi modeliyle öğretmenlerin geleceğinin giderek daha fazla sınav ve eleme süreçlerine bağlandığını savundu. Acar, sınav binasına belirlenen giriş saatini birkaç saniye dahi geçiren adayların sınava alınmadığı, başvuru işlemlerindeki küçük eksikliklerin dahi adayların tüm sınav hakkını etkileyebildiği bir sistemde, sınav sonuçlarının hesaplanmasında yapılan hatanın kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Adaydan istenen hassasiyet
ÖSYM’nin sınav süreçlerinde adaylara son derece katı kurallar uyguladığını belirten Acar, aynı hassasiyetin sınavın hazırlanması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması aşamalarında da gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, Sınav binasına giriş saatini birkaç saniye geçiren adaya dahi hiçbir esneklik tanımayan, başvuru sürecindeki en küçük eksikliği dahi adayın sorumluluğu olarak gören bir sınav kurumu söz konusu olduğunda, aynı kurumsal hassasiyeti sınav sonuçlarının hesaplanmasında da görmek istiyoruz. Adaydan kusursuzluk bekleyen bir kurumun kendi yaptığı hesaplama hatasını sıradan bir teknik aksaklık olarak değerlendirmesi kabul edilemez” dedi. 2026 yılında gerçekleştirilen bir sınavın değerlendirilmesinde 2025 yılına ait soru dağılımının kullanılmasının ciddi bir sorun olduğunu dile getiren Acar, sonuçların açıklanmadan önce gerekli kontrollerin yapılıp yapılmadığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Acar, hatanın adayların dikkatleri ve itirazları sonucunda ortaya çıkmasının da ayrıca sorgulanması gerektiğini belirterek, sistemin daha sonra erişime kapatılmasının kamuoyundaki soru işaretlerini artırdığını ifade etti.
‘MEB de sorumluluktan kaçamaz’
Acar, yaşananların sorumluluğunun yalnızca ÖSYM ile sınırlı tutulamayacağını belirterek Millî Eğitim Bakanlığına da çağrıda bulundu. Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen yetiştirme ve istihdam sistemini Millî Eğitim Akademisi üzerinden yeniden şekillendirdiğini hatırlatan Acar, üniversitelerden mezun olan öğretmen adaylarının geleceğinin Akademi Giriş Sınavı ve devamındaki süreçlere bağlandığını söyledi. Eğitim-İş olarak Millî Eğitim Akademisi modeline ilk gündeme geldiği dönemden bu yana itiraz ettiklerini belirten Acar, temel eleştirilerinin öğretmen yetiştirme sisteminin üniversitelerden alınarak Bakanlığın kontrolündeki yeni bir aşamaya taşınması olduğunu söyledi. Acar, eğitim fakültelerinde yıllarca eğitim alan öğretmen adaylarının mezuniyet sonrasında yeniden “öğretmen olmaya hazırlanması” anlayışının doğru olmadığını savundu. Üniversitelerin öğretmen yetiştirme konusunda sahip olduğu akademik birikimin ve eğitim fakültelerinin işlevinin korunması gerektiğini belirten Acar, Millî Eğitim Akademisinin mevcut haliyle öğretmenlik diplomasının mesleğe geçiş açısından yeterliliğini tartışmalı hale getirdiğini ifade etti. Acar, eğitim sisteminin temel unsurlarından biri olan öğretmenlerin geleceklerinin belirsizliğe sürüklenmemesi gerektiğini belirterek, hem ÖSYM’yi hem de Millî Eğitim Bakanlığını kamuoyuna karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.



