Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet alanında yaşanan personel yetersizliği, ağır nöbet koşulları, vergi adaletsizliği ve bitmek bilmeyen şiddet olaylarına dikkat çekerek; çözümün daha fazla fedakârlık değil, planlı istihdam ve adil bir çalışma düzeni olduğunu vurguladı.
Emekçilerin sabrı tükendi
Türkiye genelindeki sağlık ve sosyal hizmet çalışanları, 1 Mayıs İşçi ve Dayanışma Günü’ne ağır çalışma koşullarının gölgesinde giriyor. Sağlık sistemindeki yoğun hasta yükü ve sosyal hizmetlerdeki personel açığı, sistemi artık çalışanların bireysel çabasıyla bile yürütülemez bir noktaya getirdi. Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, yaptığı açıklamada mevcut tablonun sadece çalışanların haklarını değil, doğrudan kamu hizmetinin niteliğini ve sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade etti.
Sistemik krizin satır başları
Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık çalışanlarının en öncelikli gündem maddesinin her geçen gün artan fiziksel ve sözlü saldırılar olduğuna dikkat çekerek, “Şiddet artık münferit bir olay olmaktan çıkıp yapısal bir risk halini aldı. Özellikle çocuk evleri ve huzurevleri gibi sosyal hizmet alanlarında da yetersiz personelin üzerine binen fazla mesai yükü hem hizmet alanı hem de hizmet vereni korumasız bıraktı. Randevu yoğunluğu ve hızlı muayene zorlaması çalışanlar üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Özellikle acil servis ve yoğun bakımlarda dinlenme sürelerinden feragat edilen nöbet düzeni, hizmet güvenliğini riske atıyor. Personelin plastik ve köpük kaplarda sunulan kalitesiz yemeklere mahkûm edilmesi, çalışma koşullarının insani boyutunu sorgulatıyor. Emekçilerin cüzdanındaki yangın da 1 Mayıs bildirisinin merkezinde yer alıyor. Akarken; parçalı ücret sistemi, 5510 sayılı kanun kaynaklı hak kayıpları ve yılın ortasında üst vergi dilimine girilmesiyle eriyen maaşların kabul edilemez olduğunu söyledi. Sendikanın temel talebi: Emekliliğe yansıyacak tek kalem maaş ve adil ücretlendirme. Hastanelerdeki idari baskılar ve görev tanımı dışı işlerin "gizli bir kriz" yarattığını belirten Akarken, 4A, 4B ve 4C gibi farklı istihdam modellerinin çalışma barışını bozduğunu ifade etti. Güvencesiz çalışma yerine liyakate dayalı ve kadrolu atama bekleyen binlerce sağlıkçının sesi duyurulmayı bekliyor” dedi.





