Karadağ’ın dik kayalıklarına bir kartal yuvası gibi tüneyen Sümela Manastırı, sadece bir tarih durağı değil; yeşilin, sisin ve asırlık hikayelerin iç içe geçtiği büyüleyici bir rota. Deniz seviyesinden 1150 metre yüksekte, vadiden ise yaklaşık 300 metre yukarıda yer alan 1600 yıllık mabet, Karadeniz’in sisli dağları arasında adeta zamana meydan okuyor. MS 4. yüzyılda Barnabas ve Sophronios adlı iki rahip tarafından kurulduğu düşünülen yapı; kaya kilisesi, şapeller, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazma bölümlerinden oluşuyor. Restorasyon ekibi, bölgedeki çetin iklim şartlarının yarattığı yıpranmayı önlemek ve kaya düşmesi riskini tamamen ortadan kaldırmak için çelik ağ germe ile sabitleme işlemlerini sürdürüyor.

Gezginler için küçük ipuçları
Deniz seviyesinden 1150 metre yüksekte yer alan bu mimari harikaya ulaşmak için patika yolları ve merdivenleri aşarken, her virajda ziyaretçileri başka bir manzara karşılıyor. MS 4. yüzyıldan günümüze ulaşan kaya kilisesi, freskleri ve gizemli ayazmasıyla manastır, ziyaretçilerine zamandan bağımsız bir atmosfer sunuyor. Sabahın ilk ışıklarında oraya varmak, hem kalabalıktan uzak bir gezi imkanı sağlıyor hem de vadinin üzerindeki sis perdesinin dağılışını izleme keyfi sunuyor. Zemin nemli ve adımlar zorlayıcı olabileceği için kaymayan sağlam bir yürüyüş ayakkabısı ve Karadeniz sürprizlerine karşı hafif bir yağmurluk şart. Gezi sonrası vadinin hemen altındaki tesislerde bir porsiyon sıcak kuymak ve Karadeniz çayı ile yorgunluk atmak bu rotanın olmazsa olmazı.







