TÜKONFED Başkan Vekili ve EMLAKDER Başkanı Av. İbrahim Güllü, Türkiye’de giderek büyüyen kira krizinin hem kiracıları hem de ev sahiplerini çıkmaza sürüklediğini belirterek, “Barınma artık temel bir hak olmaktan çıkıp, milyonlar için ulaşılması güç bir ihtiyaç haline geldi. Bugün vatandaşın en büyük sorunu başını sokacak bir ev bulabilmek” dedi. Türkiye’de son yıllarda hızla yükselen konut kiraları, milyonlarca vatandaşı ekonomik olarak zorlamaya devam ediyor. Özellikle büyükşehirlerde ve turizm kentlerinde yaşanan kira artışları nedeniyle dar ve orta gelirli aileler uygun fiyatlı ev bulmakta güçlük çekerken, mevcut kiracılar ise kira ödemelerini sürdürebilmek için temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalıyor. TÜKONFED (Tüketici Konfederasyonu) Başkan Vekili ve EMLAKDER (Emlak ve Kiracı Sorunları Derneği) Başkanı Av. İbrahim Güllü, kira piyasasında yaşanan son gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin giderek daha büyük bir barınma krizine sürüklendiğini söyledi.
‘En büyük harcama kalemi’
Aile bütçelerindeki en büyük harcama kaleminin artık kira olduğuna dikkat çeken Güllü, uluslararası kabul gören sınırların çok üzerine çıkıldığını belirterek, “Bugün Türkiye’de birçok ailenin gelirinin ortalama yüzde 39’u kira ödemesine gidiyor. Oysa uluslararası standartlara göre bir ailenin kira harcamasının gelirinin yüzde 30’unu geçmemesi gerekiyor. Bu sınırın aşılması ekonomik sürdürülebilirlik açısından ciddi risk oluşturuyor. Kira ödendikten sonra vatandaşın elinde gıda, ulaşım, eğitim, sağlık, elektrik, su ve doğal gaz gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterli gelir kalmıyor. Bu tablo milyonlarca aileyi yoksulluk sınırına daha da yaklaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Ev sahiplerinde güven sorunu
Konut piyasasında yalnızca kiracıların değil ev sahiplerinin de önemli sorunlar yaşadığına dikkat çeken Güllü, son yıllarda oluşan hukuki süreçlerin güven ortamını zedelediğini söyledi. Ev sahiplerinin kiracı seçiminde artık çok daha temkinli davrandığını belirten Güllü, “Yüksek bedellerle kiraya verilen konutlarda zaman içerisinde kiraların ödenememesi, tahliye davalarının yıllarca sürebilmesi ve hukuki süreçlerin uzaması nedeniyle birçok ev sahibinde ciddi bir güven sorunu oluştu. Bu durum piyasada yeni ve ağır şartların ortaya çıkmasına neden oluyor” dedi. Konut kiralamak isteyen vatandaşların artık yalnızca kira bedelini karşılamasının yeterli olmadığını belirten Güllü, birçok ev sahibinin kiracı adaylarından olağanüstü taleplerde bulunduğunu dile getirerek, “Bugün bazı ev sahipleri bir yıllık kira bedelini peşin talep ediyor. Bunun yanında üç ya da dört kira bedeli depozito isteyenler bulunuyor. Tahliye taahhütnamesi, maaş bordrosu, evlilik cüzdanı, Findeks kredi notu raporu, adli sicil kaydı gibi belgeler isteniyor. Hatta bazı durumlarda emlak vergisinin dahi kiracı tarafından ödenmesi şart koşuluyor. Bu uygulamalar kiracıları daha eve taşınmadan ağır bir mali yükün altına sokuyor” dedi.
‘Kanunsuz taleplerden vazgeçilmelidir’
Emlak vergisinin kiracıya yüklenmesi gibi uygulamaların hukuki dayanağı bulunmadığını vurgulayan Güllü, taraflar arasında adil bir denge kurulması gerektiğini hatırlatarak, “Ev sahipleri yalnızca en yüksek kirayı teklif eden kişiyi değil, kira ödeme gücü bulunan ve güven veren kiracıyı tercih etmelidir. Ancak bunun yanında kiracıyı mağdur edecek, hukuka aykırı ve ağır yükümlülükler getiren uygulamalardan da vazgeçilmelidir. Emlak vergisinin kiracıya ödetilmeye çalışılması gibi talepler kabul edilemez” şeklinde konuştu. Kira piyasasında yaşanan dengesizliğin yalnızca bireysel çözümlerle giderilemeyeceğini belirten Güllü, kamu otoritesine de önemli görevler düştüğünü söyledi. Özellikle kira fiyatlarının kontrol altına alınabilmesi için yeni düzenlemelerin kaçınılmaz hale geldiğini ifade eden Güllü, “Devlet, konut piyasasını yakından izlemeli ve gerekli olduğu bölgelerde bölgesel bazda tavan kira uygulamasını değerlendirmelidir. Aynı zamanda sosyal konut üretimi artırılmalı, kiralık konut arzı güçlendirilmeli ve hem kiracının hem de ev sahibinin haklarını koruyan dengeli bir sistem oluşturulmalıdır” diye konuştu. Konut sorununun yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir mesele haline geldiğini belirten Güllü, barınma hakkının güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak, “Barınma en temel insan hakkıdır. Vatandaşın başını sokacak güvenli ve ulaşılabilir bir konuta erişememesi kabul edilemez. Bugün hem kiracı hem de ev sahibi mağduriyet yaşıyor. Sorunun çözümü tarafları karşı karşıya getirmek değil, hukuk güvenliğini sağlayan, konut üretimini artıran ve kira piyasasında istikrarı sağlayacak kalıcı politikaları hayata geçirmekten geçiyor. Aksi halde kira krizi önümüzdeki dönemde çok daha ağır sosyal sorunlara yol açacaktır” dedi.




