Turizm Çalışanları Derneği Başkanı Mustafa Yahyaoğlu, geçmişte sektörde yaygın olan sendikal yapının zayıflamasıyla birlikte çalışma koşullarının ağırlaştığını, ücretlerin düştüğünü ve birçok hakkın fiilen kullanılamaz hale geldiğini dile getirdi.
Turizm sektöründeki sorunların temelinde örgütsüzlük olduğunu vurgulayan Yahyaoğlu, “Sorun çok ama çözüm belli. Dünyanın neresine giderseniz gidin, demokratik ve barışçıl yollarla başarı getiren tek yöntem sendikal mücadeledir. Şikayet etmek, korkmak ya da sektörden kaçmak çözüm değil. Sendikalarda birleşmek ve toplu iş sözleşmeleriyle hakları yazılı güvenceye almak zorundayız” dedi.
‘Çalışma saatleri 16 saate çıktı’
1979 yılında İstanbul Etap Otel’de işe başladığını hatırlatan Yahyaoğlu, o dönem çalışma koşullarının bugüne kıyasla çok daha iyi olduğunu söyledi. Günlük 8 saatlik iş gününün zamanla 12-14 hatta 16 saate çıktığını belirten Yahyaoğlu, fazla mesai ücretlerinin çoğu zaman ödenmediğini ifade etti. Hafta tatillerinin keyfi şekilde kaldırılabildiğini dile getiren Yahyaoğlu, hastalık halinde işe gelemeyen işçilerin dahi işten atılma tehdidiyle karşılaştığını kaydetti. Yahyaoğlu, “Hastayım bugün işe gelemeyeceğim diyen işçiye ‘Bugün bana lazımsın, gelmezsen sonra da gelme’ denilerek hasta hasta çalışmaya zorlanıyor” diye konuştu. Kadın işçilerin doğum iznini kullanmakta zorlandığını da sözlerine ekledi.
‘İzin hakkı neredeyse yok sayılıyor’
Geçmişte yılda 30 gün yıllık ücretli izin kullandıklarını söyleyen Yahyaoğlu, bugün ise turizm sektöründe izin hakkının neredeyse yok sayıldığını ifade etti. Ücretlerin de yıllar içinde ciddi şekilde gerilediğini belirten Yahyaoğlu, bir dönem sektörde ortalama ücretlerin 4-5 asgari ücret seviyesinde olduğunu, şef ve müdür maaşlarının ise 9-10 asgari ücrete kadar çıktığını söyledi. Günümüzde ise birçok çalışanın gerçek asgari ücret düzeyine gerilediğini kaydetti. Geçmişte işçilerin kooperatifler aracılığıyla ev sahibi olabildiğini anlatan Yahyaoğlu, o dönem işverenlerin de zarar etmediğini, aksine yüksek kârlar elde ederek yeni oteller açtığını ifade etti. Ekstra satışlardan yüksek hasılatlar yapıldığını ve işçilerin bundan yüzde 15 pay alabildiğini belirtti. Antalya’da Talya Otel, Fransız Tatil Köyü, Büyük Otel, Perge Oteli, Side Cennet Otel, Alanya Banana Otel, Alantur Otel, Kervansaray MoKamp, Develi Restoran, Turban tesisleri ve kamuya bağlı birçok işletmede çalışanların sendikalı olduğunu hatırlatan Yahyaoğlu, o yıllarda toplu iş sözleşmeleriyle hakların güvence altında olduğunu söyledi. Türkiye genelinde de turizm iş kolunda sendikasız iş yeri yok denecek kadar az olduğunu ifade etti.
“Bireysel sözleşmeler dayatılıyor”
Günümüzde ise sendikalı iş yerlerinin neredeyse kalmadığını belirten Yahyaoğlu, işçilere çoğu zaman okunmadan imzalatılan ve bir nüshası dahi verilmeyen bireysel sözleşmeler sunulduğunu söyledi. Bu sözleşmelerin yasal hakları dahi ortadan kaldırmayı amaçladığını savundu. Turizmin bir hizmet sektörü olduğunu vurgulayan Yahyaoğlu, milyon dolarlık robotlar alınsa bile aşçı, garson, teknik servis ya da kat hizmetleri personelinin yerini tutamayacağını ifade etti. “Hizmeti alan da veren de insandır. İster misafir ister işçi olsun, herkesin evrensel insan hakları ve sendikal hakları kullanılabilir olmalıdır” dedi.





