Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü, Türkiye’nin doğal afetlere müdahalede deniz ulaşımını yeterince kullanmadığını belirterek, “deniz köprüsü” kavramının afet planlarının merkezine alınması gerektiğini söyledi. Deniz köprüsünü; afet bölgelerinde kurtarma, yardım ve normalleşme çalışmalarına destek sağlamak, aynı zamanda depremzedelerin gemiler ve limanlar aracılığıyla tahliyesini mümkün kılan ulaştırma hattı olarak tanımlayan Ünlü, liman kentleri açısından deniz köprüsünün hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

‘Afet planlarında deniz boyutu eksik’

Ünlü, afet senaryolarında deniz boyutunun yer almamasının ciddi bir eksiklik olduğunu savundu. Türkiye’nin doğal afetlerde hâlâ ağırlıklı olarak kara odaklı bir refleksle hareket ettiğini belirten Ünlü, “Başta TCG Anadolu olmak üzere amfibi gemilerin barış zamanındaki en önemli görevlerinden biri afetlere müdahale kapasitesidir. Deniz genellikle son çare olarak hatırlanır, oysa büyük depremlerde en az zarar gören ulaşım alanı denizdir” dedi.

Büyük yıkım, büyük acı
Büyük yıkım, büyük acı
İçeriği Görüntüle

‘Deniz çoğu zaman açıktır, yeter ki plan olsun’

Kara yollarının çökebildiğini, demiryollarının hasar görebildiğini ve havaalanı pistlerinin kullanılamaz hale gelebildiğini hatırlatan Ünlü, “Deniz çoğu zaman açıktır. Ancak bunun için önceden yapılmış bir plan gerekir. Deprem dönemlerinde marinalarda binlerce amatör denizciye ait tekne ve yat hareketsiz şekilde bekliyor. Bu tekneler kıyı boyunca yardım taşıyarak; tahliye, sağlık ve lojistik destek zincirlerinde kritik roller üstlenebilir. Ancak bunun için bugünden düzenleme yapılmalı. Görev dağılımı, çıkış limanları, marina planlaması, yakıt, sigorta, hukuki sorumluluk ve koordinasyon gibi başlıkların afet günü değil, önceden belirlenmesi gerekir” diye konuştu.

‘Deniz köprüsü lafla değil, tatbikatla kurulur’

Ünlü, devletin ve yerel yönetimlerin deniz köprüsü kavramını ciddiyetle ele alması ve afet planlarının merkezine yerleştirmesi gerektiğini belirterek, “Deniz köprüsü lafla değil; rampa, iskele, alan ve tatbikatla kurulur. Türkiye denizcileşmelidir. ‘Denizci Millet – Denizci Ülke Doktrini’nin yalnızca askerî bir yaklaşım değil; kültürel, ekonomik, hukuki ve stratejik boyutlarıyla denizciliği bir sektör değil, millî bir ülkü olarak ele alır” şeklinde konuştu.

Muhabir: Emre ARKIN