Antalya’nın su geleceği, Antalya Ticaret Borsası (ATB) tarafından düzenlenen ‘Su Zirvesi’nde masaya yatırıldı. Zirvenin en çarpıcı mesajı Antalya Valisi Hulusi Şahin’den geldi. Su kaynaklarının azalmasına karşı tarımda kullanılan yöntemlerin ve sera altyapısının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, Antalya’daki seraların ortalama yaşının 29 olduğunu ve yeni nesil seralara geçişin zorunlu hale geldiğini söyledi. Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘Antalya Su Zirvesi; COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi’ başlıklı toplantıya Vali Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ATB Başkanı Ali Çandır ve çok sayıda davetli katıldı.
‘Sorun da çözüm de biliniyor’
Vali Hulusi Şahin, su konusunda artık sorunun da çözüm başlıklarının da bilindiğini söyledi. İklim değişikliği ve nüfus artışıyla birlikte temiz ve tatlı su kaynaklarının giderek azaldığını belirten Şahin, tarımda su kullanımının azaltılması için mevcut yöntemlerin değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Şahin, “Salma sulamadan, bir başka deyişle vahşi sulamadan yağmurlamaya geçtik. Bir anda kullandığımız su miktarı yarı yarıya düştü. Sonra damlama, basınçlı sulamaya geçtik, bir yarıya daha düştü. Şimdi artık o da kurtarmıyor. Yeni yöntemler bulmak ve uygulamak zorundayız. Antalya’da seraların ortalama yaşı 29. 29 yaşında arabası olan, traktörü olan kaldı mı? Yok, ama serası olan çok. Seralarımızı değiştireceğiz. Seralarımızı yeni tip bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi yutacağız” ifadelerini kullandı.
‘Yağmur suyu da kullanılacak’
Yeni sera sistemlerinde yağmur hasadı gibi uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini kaydeden Şahin, yeraltı suyu kullanımının da sıkı şekilde takip edilmesi gerektiğini belirtti. Şahin, su kaynaklarının korunması için yalnızca tüketimi azaltmanın yeterli olmadığını, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesi ve mevcut kaynakların daha verimli yönetilmesi gerektiğini vurguladı” diye konuştu.

‘Yalnızca çevrenin konusu değil’
ATB Başkanı Ali Çandır, suyun artık yalnızca çevrenin ya da tarımın konusu olmadığına işaret ederek, “Su, üretimdir, gıdadır, turizmdir, sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi, Antalya’nın geleceğidir” dedi. Antalya’nın büyüdüğünü, buna karşılık iklim ve yağış rejiminin değiştiğini belirten Çandır, kuraklık ve su stresinin arttığına dikkat çekti. Çandır, suyun ölçülmesi, kayıpların azaltılması, verimli kullanılması, yağmur suyunun tutulması ve arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

‘Artık daha derine iniyoruz’
Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir de, Antalya’nın su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığına dikkat çekti ve “İçme suyu kaynaklarımızın yüzde 98’ini oluşturan yeraltı sularımıza erişimde her geçen gün daha alt seviyelere inmek zorunda kalıyoruz. Nüfus ve ziyaretçi sayısındaki artış su ihtiyacını büyütüyor. Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık 2,7 milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katına karşılık gelen 27 milyona yakın ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunuyoruz. Entegre kentsel su yönetim planını hayata geçirdik ve ASAT SCADA sistemiyle şebekeyi anlık olarak izliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Modern hayat çok kırılgan’
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise su krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, insanlığın geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini kaydettiği konuşmasında şunları dile getirdi; “Akdeniz havzası iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında. Avlan Gölü kurudu, Doyran Gölü kuruma noktasına geldi. Kırkgöz gibi stratejik su kaynakları da tehlike altında. Tarımda üretimden vazgeçmek yerine bilim ve teknolojinin imkânlarından yararlanılarak daha az suyla daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapılması gerekiyor.”






